Cevizli Mah. Kastamonu Sk. No:23/17 Adalet İş Merkezi, 34865 KARTAL İSTANBUL
trenfrdearru

Akaryakıt Petrol Kaçakçılığı ( Mazot – Benzin Kaçakçılığı )

07.10.2019
21
Akaryakıt Petrol Kaçakçılığı ( Mazot – Benzin Kaçakçılığı )

5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu 3. Maddesi 10-14 fıkralarında yer almıştır. İstanbul’da ve çevre illerde sınır kapılarında oldukça karşılaşılan dava tiplerinden biridir. Yasada sınırlardan kaçak olarak getirilen mal ve eşyalar üzerinde durulmuş; bilhassa ülkenin en sık karşılaştığı kaçakçılık türlerinden akaryakıt, tütün kaçakçılığı ve alkol kaçakçılığı ürünlerine konu olan kaçakçılığa geniş yer verilmiştir.  Özellikle akaryakıt, tütün ve alkol mamullerinin ana maddelerinin yasal olarak ülkeye sokulduktan sonra değişik yöntemlerle terkip edilerek yasal olmayan bir oluşum elde edilmesi, üretilmesi, satışı, kullanılması da kaçakçılık eylemi olarak görülmekte ve suç sayılmaktadır. Bu şartlar yasada daha belirgin hatlarla ifade edilmiş ve özel olarak tanımlanmıştır.

  • Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK)’ndan izin almaksızın solvent, madenî yağ, baz yağ, asfalt ve benzeri petrol ürünlerin-den akaryakıt üretilmesi ya da doğrudan akar-yakıt yerine ikmal edilerek üretilmesi, satılması, bulundurulması, bilerek satın alınması, taşınma-sı veya saklanması,
  • Yasalara aykırı olarak her türlü üretim, iletim ve dağıtım hatları dâhil olmak üzere sıvı veya gaz halindeki hidrokarbonlarla, hidrokarbon türevi olan yakıtları nakleden boru hatlarından, de-polarından veya kuyulardan bu ürünlerin satı-şa arzı, satılması, bulundurulması, bilerek satın alınması, taşınması veya saklanması,
  • Kaçakçılığa konu olan akaryakıtların saklanma-sında yasalara aykırı olarak sabit ya da seyyar tank, düzenek veya ekipmanlar bulundurulması,
  • Ulusal markerin yetkisiz olarak üretilmesi, satı-şa arz edilmesi, bilerek satın alınması, taşınması veya bulundurulması,

(1) Eşyayı, gümrük işlemlerine tabi tutmaksızın ülkeye sokan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Eşyanın, gümrük kapıları dışından ülkeye sokulması halinde, verilecek ceza üçte birinden yarısına kadar artırılır.


(10) Kaçakçılık suçunun konusunu oluşturan eşyanın akaryakıt ile tütün, tütün mamulleri, etil alkol, metanol ve alkollü içkiler olması halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarısından iki katına kadar artırılır, ancak bu fıkranın uygulanması suretiyle verilecek ceza üç yıldan az olamaz.


(11) (Değişik: 18/6/2014-6545/89 md.)Ulusal marker uygulamasına tabi olup da, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun belirlediği seviyenin altında ulusal marker içeren veya hiç içermeyen akaryakıtı;a) Ticari amaçla üreten, bulunduran veya nakleden,b) Satışa arz eden veya satan,c) Bu özelliğini bilerek ve ticari amaçla satın alan,kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Ancak, marker içermeyen veya seviyesi geçersiz olan akaryakıtın kaçak olarak yurda sokulduğunun anlaşılması hâlinde, onuncu fıkra hükmüne istinaden cezaya hükmolunur.

Akaryakıtta Ulusal Marker Nedir?

Türkiye’de ticari olarak satışı gerçekleştirilecek benzin, motorin türleri ve biyodizele, yüksek teknoloji ürünü, çıplak gözle görülmeyen, taklit edilemeyen, formülü gizli ve yakıtın niteliğini bozmayacak bir işaretleyici – renklendirici kimyasal madde enjekte ediliyor. Buna akaryakıtta ulusal marker uygulaması deniyor.

Akaryakıt Kaçakçılığı Suçunda Araçların Müsaderesi

Akaryakıt kaçakçılığı tespit edildiğinde akaryakıtın tümü tasfiye edilir. Ayrıca kaçakçılıkta kullanılan araç, tır, dorse, kamyon’a ait müsadere kararı da verilebilir.

Akaryakıt Kaçakçılığı Suçu Etkin Pişmanlık

Bu kanuna göre maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmanlık göstererek, soruşturma evresi sona erinceye kadar suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hazinesine ödediği takdirde, hakkında, bu Kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında indirilir. Bu fıkra hükmü, mükerrirler hakkında veya suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde uygulanmaz.

Akaryakıt Kaçakçılığı Suçunda Görevli Mahkeme

Akaryakıt / petrol kaçakçılığı suçu nedeniyle yapılan yargılamalar asliye ceza mahkemesi tarafından yerine getirilir.

Akaryakıt Kaçakçılığı Suçu Yargıtay Kararları

19. Ceza Dairesi         2019/7918 E.  ,  2019/7212 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5015 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Suç tarihi ve öncesindeki aylarda Doğubayazıt Belediyesinin sanığın işlettiği istasyondan akaryakıt alıp almadığı hususunun şüpheye yer bırakılmayacak şekilde faturalar ile tespiti gerekli iken bu hususa uyulmaksızın eksik kovuşturma sonucu hüküm kurulması,
Kabule göre de;
1-Kaçak eşyanın miktarı itibarıyla suç konusunun önem ve değerine göre, cezaların şahsiliği ve uygulamada birliğin sağlanması bakımından, benzer olaylarla mukayese edildiğinde, daha çok miktarda akaryakıt kaçakçılığı yapanlarla daha az miktarda kaçakçılık yapanlar arasında hakkaniyete uygun, adil bir ceza tayin edebilmek bakımından, 1300 lt akaryakıt kaçakçılığı yapan sanığın benzer olaylarla karşılaştırıldığında vehamet arz etmeyen fiilinin, eylem ile ceza arasındaki dengeyi bozacak şekilde teşdidi gerektirmediği halde, hakkaniyet ölçüleri ile bağdaşmayacak biçimde hapis ve adli para cezasının alt sınırından uzaklaşılarak sanık hakkında fazla ceza tayini,
2-Kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesi uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmiş ise de, 24/11/2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı ile anılan maddenin bazı hükümlerinin iptal edilmiş olması nedeniyle yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş ve sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden olarak HÜKMÜN 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 15/04/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.


7. Ceza Dairesi         2018/18962 E.  ,  2018/14808 K.

“İçtihat Metni”

5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na muhalefet ve dolandırıcılık suçlarından şüpheliler … ve … haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda Gemlik Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 15/12/2017 tarihli ve 2016/820 soruşturma, 2017/4795 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin BURSA 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin 08/03/2018 tarihli ve 2018/1391 değişik iş sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 30.11.2018 tarihli kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 30.11.2018 tarihli ve KYB. 2018-96431 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkür ihbarnamede;
5271 sayılı Kanunun 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet Savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanunun 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet Savcısının 5271 sayılı Kanunun kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanunun 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet Savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar nazara alındığında,
Dosya kapsamına göre, müşteki …’ın şikayet dilekçesinde özetle, şüphelilerin ülke genelinde farklı şirketler aracılığıyla akaryakıt istasyonları işlettiğini, bu istasyonlardan kaçak akaryakıt ticareti yapıldığını, bu eylemi de şüphelilerinin söz konusu şirketleri başkası adına yaparak gerçekleştirdiğini, bu bağlamda kendisine de … Akaryakıt LPG Gıda İnş. Nakl. İlet. San. ve Tic. Ltd.ne ait hisselerin 10/12/2012 tarihinde … … ve … … isimli şahıslar tarafından devredildiğini, ancak söz konusu devir işleminden sonra akaryakıt ticaretinin kaçakçılık üzerine kurulu olduğunu anlayınca adı geçen şirketteki hisselerini 31/01/2013 tarihinde … isimli kişiye devrettiğini, bahse konu şirketteki hisseleri devretmesine rağmen 15/02/2016 tarihinde kendisine Gemlik Vergi Dairesinden 2.729.534,04 Türk lirası vergi borcunun tebliğ edildiğini, kendisini bu şekilde mağdur eden şüpheliler hakkında şikâyetçi olduğunu belirtmesi üzerine şüpheliler hakkında atılı suçlardan yürütülen soruşturma neticesinde, Gemlik Cumhuriyet Başsavcılığınca yeterli delil elde edilemediği ve ilgili mahkemelere müşteki tarafından dava açılabileceği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de;
Soruşturma kapsamında ifadeleri alınan tanıklar … ve …’nin şüphelilerin akaryakıt kaçakçılığı yaptığını beyan etmeleri ve bahse konu kovuşturmaya yer olmadığına dair karar içeriğinde şüpheliler hakkında başkaca Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından da petrol kaçakçılığı suçundan ayrı soruşturmalar yürütüldüğünün ifade edilmesi karşısında, şüpheliler hakkındaki ilgili soruşturma dosyaları ile eğer verilmiş ise mahkeme kararlarının birer suretinin ve bahse konu firmanın ticari defter ve kayıtları ile banka hesap hareketlerinin dosyaya temin edilerek bilirkişi incelemesi yaptırılması suretiyle, toplanacak deliller ve yapılacak inceleme sonucuna göre şüphelilerin hukukî durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın bu yönden kabul edilmesi yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Gemlik Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2016/820 soruşturma ve 2017/4795 karar sayılı 15.12.2007 tarihli Kovuşturmaya Yer Olmadığına dair karar içeriğine ve Bursa 4. Sulh Ceza Hakimliğinin itirazın reddine dair 08.03.2013 tarih, 2018/1391 Değişik sayılı kararının gerekçesine göre Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Kanun Yararına Bozma isteminin REDDİNE, 26.12.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.



7. Ceza Dairesi         2016/18176 E.  ,  2018/9956 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5015 sayılı Yasaya muhalefet
HÜKÜM : Hükümlülük, müsadere

Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
I) Sanık …’in temyiz talebinin incelenmesinde;
Sanığın 14.01.2013 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilen hükmü CMUK’nun 310/1. maddesinde öngörülen 1 haftalık yasal süresinden sonra 12.04.2013 tarihinde temyiz ettiği anlaşılmakla, sanığın temyiz talebinin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
II) Sanık … müdafiinin ve sanık …’nın temyizlerinin incelenmesinde ise;
Akaryakıt istasyonunda yere sabit halde bulunan tankere, … plaka sayılı çekici araca takılı … plaka sayılı tankerden aktarım yapılırken, 12.06.2012 tarih, 9762 nolu TÜBİTAK-MAM analiz raporuna göre white spirit ve yağ karışımından oluşan toplam 27.355 kg kaçak akaryakıt ele geçirilen olayda; 5237 sayılı TCK’nun 61. maddesi uyarınca alt ve üst sınırlar arasında temel ceza belirlenirken suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, suçun işlendiği zaman ve yer, suçun konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı ve failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı unsurlarının dikkate alınması gerekmekte olup dosya kapsamına göre sanıkların benzer olaylarla karşılaştırıldığında vehamet arz eden fiili, eylem ile ceza arasındaki denge gözetildiğinde teşdidi gerektirdiği halde, sanıklar hakkında alt sınırdan uzaklaşılmadan ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
1. 24.11.2015 tarihli 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptal edilmesi nedeniyle, anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, aynı maddenin 1.fıkrasının (c) bendinde yazılı sanıkların kendi altsoyu üzerindeki velayet hakları ile vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan koşullu salıverilmesine, altsoyu dışında kalanlarla ilgili bu hak ve yetkilerden ise cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi,
2. Dava konusu kaçak akaryakıtın, kaçakçılıkta kullanılan suç araç ve gereçlerinin müsaderesine karar verilirken 3.000 kg kaçak akaryakıt ile kaçakçılıkta kullanılan suç araç ve gereçlerinin sanık …’e yedd-i emin sıfatıyla, 24.355 kg kaçak akaryakıtın ise … firması adına vekaleten …’e yedd-i emin sıfatıyla teslim edildiği gözetilmeden infazda tereddüt oluşturacak şekilde “soruşturma aşamasında İl Özel İdaresine teslim edilen tüm suç aletlerinin ve suçta kullanılan malzemelerin” müsaderesine karar verilmesi, dava konusu … plaka sayılı çekici ve bu araca takılı … plaka sayılı tankerden oluşan nakil aracının müsaderesine karar verilirken uygulama maddesinin 5015 sayılı Yasanın Ek 5/1. maddesi yollamasıyla 5607 sayılı Yasanın 13/1. maddesi ve 5237 sayılı TCK’nun 54/1. maddesi yerine 5015 sayılı Yasanın Ek 5. maddesinin 1. fıkrası olarak gösterilmesi suretiyle CMK’nun 232/6. maddesine muhalefet edilmesi,
3. Katılan … lehine hükmolunan vekalet ücretinin sanıklardan eşit olarak tahsiline karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Yasaya aykırı, sanık … müdafiinin ve sanık …’nın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden ve bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesi uyarınca,
1. Sanıklar hakkında kurulan hükümlerden TCK’nun 53.maddesinin uygulanmasına ilişkin fıkraların çıkarılması, yerine “24/11/2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesi’nin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 E. , 2015/85 K. sayılı kararındaki iptal edilen hususlar gözetilerek, 5237 sayılı TCK’nun 53/1-2-3. madde ve fıkralarının tatbikine,” ifadesinin ayrı ayrı eklenmesi,
2. Hükümden müsadereye ilişkin fıkranın çıkarılması yerine “Dava konusu toplam 27.355 kg kaçak akaryakıtın, sanık …’e yedd-i emin sıfatıyla teslim edilen kaçakçılıkta kullanılan suç araç ve gereçlerinin 5015 sayılı Yasanın Ek 5. maddesinin 1. fıkrası uyarınca müsaderesine, … plaka sayılı çekici ve …. plaka sayılı tankerin 5015 sayılı Yasanın Ek 5/1. maddesi yollamasıyla 5607 sayılı Yasanın 13/1. maddesi ve 5237 sayılı TCK’nun 54/1. maddesi uyarınca müsaderesine” ifadesinin eklenmesi,
3-Hükmün vekalet ücretine ilişkin fıkrasına “sanıklardan” ifadesinden sonra gelmek üzere “eşit olarak” ifadesinin eklenmesi ve sair kısımların aynen bırakılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 04.10.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi


7. Ceza Dairesi         2015/5620 E.  ,  2018/2599 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5607 sayılı Kanuna muhalefet
HÜKÜM : Hükümlülük, müsadere

Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
1-Sanık hakkında 5607 sayılı Yasanın 3/10. maddesi uyarınca cezalandırılması istemi ile dava açıldığı halde, 5271 sayılı CMK.nun 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı tanınmadan 6455 sayılı Yasa ile değişik 5607 sayılı Yasanın 3/11. madde ve fıkrası uyarınca mahkumiyetine karar verilmesi,
2-Kaçak eşyanın miktarı itibarıyla suç konusunun önem ve değerine göre, cezaların şahsiliği ve uygulamada birliğin sağlanması bakımından, benzer olaylarla mukayese edildiğinde, daha çok miktarda akaryakıt kaçakçılığı yapanlarla daha az miktarda kaçakçılık yapanlar arasında hakkaniyete uygun, adil bir ceza tayin edebilmek bakımından, 1620 lt akaryakıt kaçakçılığı yapan sanığın benzer olaylarla karşılaştırıldığında vehamet arz etmeyen fiilinin, eylem ile ceza arasındaki dengeyi bozacak şekilde teşdidi gerektirmediği halde, hakkaniyet ölçüleri ile bağdaşmayacak biçimde hapis ve adli para cezasının alt sınırından uzaklaşılarak sanık hakkında fazla ceza tayini,
3-Gün adli para cezası paraya çevrilirken, dosya kapsamına uymayan yetersiz gerekçe ile alt sınırdan uzaklaşılarak 1 günün karşılığı 39,00 TL olarak belirlenmesi,
4-Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK.nun 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptal edilmesi nedeniyle bir karar verilmesinin gerekmesi,
5-Suçta kullanılan nakil aracının kayden maliki … celbedilerek konu hakkında bilgisine başvurulup aracın iyi niyetli 3. kişiye ait olup olmadığı belirlendikten, ele geçen kaçak eşyanın tür ve miktarı ile nakil vasıtasının değerleri dikkate alındığında nakil vasıtasının müsaderesinin işlenen suça nazaran daha ağır sonuçlar doğurup doğurmayacağı ve bu nedenle TCK.nun 54/3. maddesi uyarınca hakkaniyete aykırı bir yanın bulunup bulunmadığı belirlendikten sonra müsaderesine ya da iadesine karar verilmesi gerekirken iddianamede müsaderesi talep edilmediği gibi ek savunma hakkı da verilmeden müsaderesine karar verilmesi,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13/03/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


7. Ceza Dairesi         2015/4094 E.  ,  2017/10793 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5015 sayılı Yasaya muhalefet
HÜKÜM : Hükümlülük, müsadere

Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
1-Kaçak eşyanın miktarı itibarıyla suç konusunun önem ve değerine göre, cezaların şahsiliği ve uygulamada birliğin sağlanması bakımından, benzer olaylarla mukayese edildiğinde, daha çok miktarda akaryakıtkaçakçılığı yapanlarla daha … miktarda kaçakçılık yapanlar arasında hakkaniyete uygun, adil bir ceza tayin edebilmek bakımından, 1200 lt akaryakıtkaçakçılığı yapan sanığın cezasının kaçak akaryakıt miktarı nazara alınarak başka gerekçe de gösterilmeden asgari hadden uzaklaşılarak tayini,
2-Sanık hakkında tayin olunan adli para cezasının 20 eşit taksitle tahsiline karar verilirken infazda tereddüt oluşturacak şekilde taksit aralığının gösterilmemesi,
3-24.11.2015 günlü 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK.nun 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptal edilmesi nedeniyle, anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Uzun süreli hapis cezası ertelenmeyen sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, aynı maddenin 1. fıkrasının (c) bendinde yazılı sanığın kendi altsoyu üzerindeki velayet hakları ile vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan koşullu salıverilmesine, altsoyu dışında kalanlarla ilgili bu
hak ve yetkilerden ise cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmemesi,
4-Dosya kapsamına göre; nakil aracının müsaderesinin suça konu eşyanın miktar ve değerine göre hakkaniyete uygun olmadığı dikkate alınarak, nakil vasıtasının iadesi yerine müsaderesine karar verilmesi,
Yasaya aykırı, sanık ve Üst Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19/12/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


7. Ceza Dairesi         2016/4445 E.  ,  2017/10546 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kaçakçılık
HÜKÜM : Hükümlülük, müsadere

Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
1-Sanık …’ın savunmasında; “kaçak petrolün yakalandığı arazinin kendisine ait olduğunu, arazisi üzerinde … ve …’in petrol sevkiyatı yaparken polisler tarafından yapılan kontrolde yakalandığını, olaydan sonra haberi olduğunu, suça konu araç ve petrolün kendisine ait olmadığını, sevkiyatın gerçekleşmiş olduğu arazinin kendisine ait olduğunu, olaya hiçbir şekilde dahil olmadığını” beyan etmesi ve 27.10.2012 tarihli olay, yakalama ve muhafaza altına alma tutanağında diğer sanıkların imzaları bulunduğu halde sanık …’in imzasının bulunmadığı gibi sorgu ifadesinde de imtina da bulunduğundan imzadan imtina ettiğine dair bir durumun olup olmadığı da tutanakta belirtilmediğinden, tutanak tanıkları dinlenip sanık …’in olay günü suç yerinde bulunup bulunmadığı, tutanağın sanık … tarafından neden imzalanmadığı hususunun sorularak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi,
2-Sanıkların eylemi hakkında suç tarihinde yürürlükte bulunan 5015 sayılı Yasanın ek 5/1. maddesi uyarınca hüküm kurulması yerine, 5607 sayılı Yasanın 3/11. maddesine göre mahkumiyetlerine karar verilmesi,
3-Mahkemece teşdit ve temel cezanın belirlenmesindeki gerekçede, TCK.nun 61. maddesindeki bir kısım ifadeler yazılmış olmakla beraber, somut olayla ilişkilendirilebilecek hususiyetin bulunmadığı, özellikle kaçak eşyanın miktarı itibarıyla suç konusunun önem ve değerine göre, cezaların şahsiliği ve uygulamada birliğin sağlanması bakımından, benzer olaylarla mukayese edildiğinde, daha çok miktarda akaryakıt kaçakçılığı yapanlarla daha … miktarda kaçakçılık yapanlar arasında hakkaniyete uygun, adil bir ceza tayin edebilmek bakımından, 900 litre akaryakıt kaçakçılığı yapan sanıkların cezasının teşdiden verilerek dosya içeriğine uygun düşmeyen ve yasal olmayan gerekçeyle asgari hadden uzaklaşılarak fazla miktarda ceza tayini,
4-Hükümden önce 01/03/2008 gün ve 26803 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5739 sayılı Yasanın 5. maddesi ile yapılan değişiklikle, 5237 sayılı TCK.nun 50/6. madde ve fıkrasında yer alan “yaptırım” ibaresinin “tedbir” olarak değiştirilip, 5275 sayılı Yasanın 106. maddesinin 4. ve 9. fıkralarının yeniden düzenlenip, 10. fıkrasının da yürürlükten kaldırılması karşısında, hükümde infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde taksitlerden birinin süresinde ödenmemesi halinde ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğine karar verilmesi,
5-24.11.2015 günlü 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK.nun 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptal edilmesi nedeniyle, anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
5237 sayılı TCK.nun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, aynı maddenin 1. fıkrasının (c) bendinde yazılı sanıkların kendi altsoyu üzerindeki velayet hakları ile vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan koşullu salıverilmesine, altsoyu dışında kalanlarla ilgili bu hak ve yetkilerden ise cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm tesisi,
6-Açılan davanın niteliğine göre, suçtan doğrudan zarar görmeyen ve davaya katılma hakkı bulunmayan … müdahilliğine karar verilerek lehine vekalet ücreti takdir edilmesi,
Yasaya aykırı, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12/12/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


Ceza Genel Kurulu         2016/114 E.  ,  2017/544 K.

“İçtihat Metni”


Kararı Veren
Yargıtay Dairesi : 7. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Ağır Ceza
Günü : 05.11.2012
Sayısı : 88-385

Kaçakçılık suçu işlemek amacıyla teşekkül oluşturma ve teşekkül halinde kaçakçılık suçlarından sanık …’ın 4926 sayılı Kanunun 4/a-2, 5/2 ve 765 sayılı TCK’nun 40. maddeleri uyarınca 1.120.560 Lira adli para ve aynı Kanunun 5/1. maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezalarıyla cezalandırılmasına ve mahsuba, sanık …’in ise 4926 sayılı Kanunun 4/a-2, 5/2 ve 765 sayılı TCK’nun 40. maddeleri uyarınca 2.241.120 Lira adli para ve aynı Kanunun 5/1. maddesi uyarınca 4 yıl hapis cezalarıyla cezalandırılmasına ve mahsuba, ….Akaryakıt Ticaret ve Nakliyat A.Ş’ye ait olup suçun işlenmesinde kullanılan Sarıcan ve Sarınaz isimli nakil vasıtalarının 4926 sayılı Kanunun 20. maddesi uyarınca müsaderesine ilişkin Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesince 05.11.2012 gün ve 88-385 sayı ile verilen hükümlerin, sanıklar müdafileri ile malen sorumlu tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesince 12.06.2014 gün ve 4101-12857 sayı ile onanmasına karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 13.11.2015 gün ve 258148 sayı ile;
“…1) Usule Dair :
CMK’nun 230. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde;
‘Delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi…’ şeklinde yer alan hüküm uyarınca mahkemenin gerekçeli kararında hükme esas aldığı delilleri ve hükme esas almadığı dosyada mevcut delilleri tartışması, itibar etme ve etmeme nedenlerini hüküm yerinde yazıp göstermesi yasal zorunluluktur. Elbette kabul etmek gerekir ki; özellikle kapsamlı dosyalarda mahkeme dosyaya girmiş her evrakı fiziki imkânsızlık nedeniyle hüküm yerinde tartışamaz. Ancak mahkemenin resen, bir çok kez ve birden fazla ilde (Ankara, İstanbul) tayin ettiği mahkemenin kabulüne aykırı tüm bilirkişi raporlarını (03.09.2001 tarihli Bayraktar, Başaran, Sümeraka’dan oluşan üç kişilik bilirkişi raporu, 11.11.2009 ve 18.10.2010 tarihli …..’ndan oluşan beş kişilik bilirkişi raporları gibi) görmezden gelerek, itibar etmeme nedenlerini tartışmaması, mahkeme kabulüne aykırı bu bilirkişi raporlarını hüküm gerekçesinde dahi göstermemesi açıkça CMK’nun 230. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin ihlalidir.
2) Esasa Dair :
A) Yüksek Yargıtay 7. Ceza Dairesi 29.03.2007 tarih ve 2007/2188, 10.03.2009 tarih ve 2009/2876, 22.02.2010 tarih ve 2010/2589, 07.06.2011 tarih ve 2011/7987, 12.03.2012 tarih ve 2012/5392 karar sayılı yerleşik içtihatlarında ‘Teşekkül: Kaçakçılık ile iştigal etmek amacıyla iki veya daha fazla kimsenin önceden anlaşarak birleşmelerini’ ifade eder şeklinde tanımlamış olup, buna göre anılan Kanunun 5. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında yaptırımı düzenlenen teşekkül hâlinde kaçakçılık suçunun oluşabilmesi için eylemin iki veya daha fazla kişi tarafından gerçekleştirilmesinin yeterli olduğunun öngörülmesine karşın, 04.02.2003 gün ve 25014 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 4800 sayılı Kanun ile Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından onaylanarak iç hukuk kuralı haline gelen Sınır Aşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesinin 2. maddesinin (a) fıkrasında; ‘örgütlü suç grubu’ doğrudan veya dolaylı olarak mali veya diğer bir maddi çıkar elde etmek amacıyla belli bir süredir var olan ve bu sözleşmede belirtilen bir veya daha fazla ağır suç veya yasadışı eylemi gerçekleştirmek amacıyla birlikte hareket eden üç veya daha fazla kişiden oluşan yapılanmış bir grup anlamına gelir şekilde düzenlenmiş ve 22.05.2004 gün ve 25469 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5170 sayılı Kanun ile Anayasanın 90. maddesine eklenen cümlede ‘Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır’ hükmü öngörülmüştür. Belirtilen yasal düzenlemeler karşısında iki kişi olan sanıkların teşekkül halinde kaçakçılık suçunu işlemeleri mümkün bulunmamaktadır.’ denilmekte ve teşekkül hâlinde kaçakçılık suçunun en az üç kişinin katılımı ile işlenebilir bir suç tipi olduğu tespit edilmektedir.
İtiraza konu olayımızda üçten fazla sanık hakkında teşekkül halinde kaçakçılık isnadı ile kamu davası açılmış olup, yalnızca iki sanık hakkında teşekkül halinde kaçakçılık suçundan mahkûmiyet hükmü tesis edilmiştir. Düşme ve ortadan kaldırma kararları mahkûmiyet hükmü olmadığı gibi beraat hükümlerinden dahi önce düşünülmek zorunda olan kararlardır. Bu kararlar beraat hükmünü dahi kaldıran kararlardır. Haklarında düşme ve ortadan kaldırma kararı verilen sanıkların atılı suça katılıp katılmadıkları, teşekkülü oluşturan sayısal veriye dahil eylemde bulunup bulunmadıkları esasa girilerek hukuken incelenememektedir. Zira düşme ve ortadan kaldırma kararları, sanıkların eylemlerinin lehe veya aleyhe tartışılmasına da engeldir. Bu anlamda haklarında beraat hükmü tesis edilmiş sanıklar hakkında kurulu beraat hükümleri dahi itiraza konu ilamda hukuka uygun bir tespitle dava zamanaşımı gerçekleştiğinden bahisle Yüksek Daire tarafından ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir. Haklarında mahkemesince çeşitli nedenlerle düşme hükmü tesis edilen sanıklar hakkında da esasa girilebilse idi ve beraat hükmü kurulsa idi ‘iki kişi ile teşekkül olmaz’ kuralından hareketle adı geçen sanıklar … ve … hakkında da teşekkül hâlinde kaçakçılık suçlamasından mahkûmiyet hükmü kurulamayacak, bireysel kaçakçılık suçundan hüküm tesis edilecekti. Diğer sanıkların eylemlerinin adı geçen sanıklar … ve …’in kusurundan kaynaklanmaksızın hukuken değerlendirilemiyor oluşu adı geçen sanıklar aleyhine yorumlanarak haklarında teşekkül hâlinde kaçakçılık suçundan mahkumûyet hükmü kurmak hukuken mümkün değildir. Sonuç olarak eylemlerini tartışabildiğimiz iki kişi vardır ve iki kişi ile teşekkül halinde kaçakçılık suçu unsurları itibarıyla oluşmaz. İki kişi olan sanıkların Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 22.02.2010 tarih ve 2010/2589 karar sayılı ilamında da değinildiği gibi TCK’nun 7 .maddesi kapsamında toplu kaçakçılık suçunu işledikleri de kabul edilemeyeceğinden eylemin münferit kaçakçılık olarak değerlendirilmesi ve dava zamanaşımının adı geçen sanıklar yönünden buna göre hesaplanması gerektiğinin düşünülmemesi usul ve yasalara aykırıdır.
b) Tüm dosya kapsamında, mahkemece resen tespit edilen bilirkişilerin raporlarında da ayrıntısı açıklandığı gibi; sanıkların Antalya limanında sahibi oldukları transit rejimine tabi akaryakıt deposundan iç piyasaya akaryakıt naklederken yakalandıklarına dair bir tespit mevcut değildir. Kaçakçılığın vücut bulduğuna dair hesaplamalar, sanıkların şirketleri adına çeşitli ülkelerde mukim şirketlerce kesilmiş faturaların, sanıkların sahibi oldukları şirketlerin kestikleri çıktı ve beyan faturaları ile karşılaştırılması suretiyle aradaki farkın iç piyasaya kaçak akaryakıt olarak verildiği kabulünden hareketle yapılmıştır. Halbuki bu fark çok çeşitli nedenlerden kaynaklanabileceği gibi, bu farkın bir kısmının iç piyasaya kaçak olarak verildiği kabul edilse dahi ne kadarlık bir kısmının kaçak olarak iç piyasaya verildiğini tespit etmek bu usulle mümkün değildir. Kaçak akaryakıt miktarı tam olarak tespit edilemeyince gümrüklenmiş değerinin de hesaplanması mümkün olamaz. Atılı suçta mahkûmiyet hükümleri yakalanan kaçak akaryakıt ile bu akaryakıtın sahibi arasında kurulan illiyet bağı, kaçak akaryakıta dair bilirkişi incelemeleri, tespit edilen miktara bağlı gümrüklenmiş değer üzerinden kurulabilmektedir. Yani görüldüğü gibi; kaçak akaryakıt, suçun sübutunda esas önemi haiz unsurdur. İtiraza konu dosyamızda ele geçmiş kaçak akaryakıt yoktur. Kaçak akaryakıt olmayınca sanıkların akaryakıt kaçakçılığı yaptığına dair bir şekilde kanaat oluşsa dahi özellikle 4926 sayılı Kanunun yakalanan kaçak akaryakıt miktarı ile orantılı cezalandırmayı içeren uygulama maddeleri ile cezalandırmaya dair tüm hesaplamalar farazi kalmaktadır. Ayrıca sanıkların işlettikleri petrol istasyonlarında da ulusal marker ölçeğine aykırı akaryakıt dahi yakalanamamıştır. Bunun dışında sanıkların işlettikleri akaryakıt istasyonlarında mevcut fatura karşılaştırmaları dahi yapılmamış, kaçak petrol girişi bulunduğuna dair bir tespitte de bulunulmamıştır. Bu suç tipinde sanıkların ‘biz akaryakıt kaçakçılığı yapıyoruz’ demesi yani ikrarı dahi, 4926 sayılı Kanunun kaçak akaryakıt miktarına bağlı orantılı cezalandırma öngören maddeleri dikkate alındığında yazılı şekilde mahkûmiyet hükmü kurmak hukuken ve teknik olarak mümkün değildir. Tüm bu hususlar gerekçeli kararda gösterilip tartışılmaksızın faturalar üzerinden farazi kabullerle yapılan inceleme sonucu neden kaynaklandığı da tam olarak ispatlanamayan farkların akaryakıt kaçakçılığı olarak kabulü üzerine kurulu mahkûmiyet hükmünün usul ve yasalara aykırı olduğu” görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
CMK’nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 7. Ceza Dairesince 30.12.2015 gün ve 25819-23812 sayı ile; itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
İtirazın kapsamına göre inceleme, sanıklar … ve … hakkında teşekkül halinde kaçakçılık suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleri ile kaçak akaryakıt naklinde kullanıldığı kabul olunan ….Akaryakıt Ticaret ve Nakliyat Anonim Şirketine ait Sarıcan ve Sarınaz isimli nakil vasıtalarının müsaderesine ilişkin hükümle sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar;
1- Yerel mahkeme hükmünün, Anayasa’nın 141 ve 5271 sayılı CMK’nun 34, 230 ve 232. maddelerinde öngörülen şekilde yasal ve yeterli gerekçe içerip içermediğinin,
2- Yasal ve yeterli gerekçe içerdiğinin kabulü halinde; 04.02.2003 gün ve 25014 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 4800 sayılı Kanun ile TBMM tarafından onaylanarak iç hukuk kuralı haline gelen Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesinin 2. maddesinin (a) fıkrası gözetilerek, sanıklar … ve …’ın eylemlerinin teşekkül halinde kaçakçılık suçunu mu, yoksa bireysel kaçakçılık suçunu mu oluşturduğunun, bireysel kaçakçılık suçunu oluşturduğunun kabulü halinde dava zamanaşımı süresinin dolup dolmadığının ve buna bağlı olarak da suçta kullanıldığı iddia edilen Sarıcan ve Sarınaz isimli nakil vasıtalarının müsaderesinin gerekip gerekmediğinin,
3- Sanıkların eylemlerinin teşekkül halinde kaçakçılık suçunu oluşturduğu kabul edilirse, sanık … hakkında hükmedilen adli para cezasının fazla tayin edilip edilmediğinin,
Belirlenmesine ilişkindir.
Uyuşmazlık konularının sırasıyla değerlendirilmesinde yarar bulunmaktadır.
1- Yerel mahkeme hükmünün, Anayasa’nın 141 ve 5271 sayılı CMK’nun 34, 230 ve 232. maddelerinde öngörülen şekilde yasal ve yeterli gerekçe içerip içermediğinin değerlendirmesinde:
İncelenen dosya kapsamından;
Suç tarihlerinde, sanık …’ın ….Akaryakıt Ticaret ve Nakliyat A.Ş.’de gemi kaptanı, sanık …’in Antalya Ticaret ve Sanayi Odasının 07.02.2001 tarihli yazısına göre; Bölünmez Petrolcülük A.Ş’nin Antalya şube yetkilisi, Bölünmez Denizcilik Turizm ve Nakliyat Ltd. Şti’nin ise yetkili müdürü olduğu,
Gürcistan bandıralı Pati isimli gemide kaçak mülteci taşındığının tespit edilmesi üzerine bu geminin acenteliğini yapan Ray Denizcilik şirketinin yetkilisi olan inceleme dışı sanık …’in ev ve iş yerinde arama yapıldığı, yapılan aramada yabancı bandıralı gemilere ait yirmi üç adet sahte kaşenin ele geçirilmesi üzerine başlatılan soruşturmada, Antalya limanında akaryakıt antrepoları bulunan Bölünmez Petrolcülük A.Ş’nin liman bayii olan Bölünmez Denizcilik Turizm ve Nakliyat Ltd. Şti’nin yetkilileri, Hancı Petrol Turizm Tic. San. A.Ş. yetkilileri, inceleme dışı sanık … ve gümrük görevlilerinin aralarında önceden anlaşma yaptıkları, bu çerçevede inceleme dışı sanık …’in bazı yabancı bandıralı gemiler adına Bölünmez Denizcilik Turizm ve Nakliyat Ltd. Şti’nden transit akaryakıt alımı talebinde bulunduğu, gümrüğe bildirim belgesi niteliğindeki transit beyannamelerde talep konusu akaryakıtın tamamı transit gemilere verilmiş gibi gösterildiği hâlde, Bölünmez Denizcilik Turizm ve Nakliyat Ltd. Şti tarafından bahse konu akaryakıtın bu gemilere ya eksik verildiği ya da hiç verilmediği ve iç piyasaya sürüldüğünün belirlendiği, ayrıca 24.09.1998 tarihinde yurtdışından akaryakıt getiren Bozkurt 85 isimli geminin Antalya ili Kemer ilçesi Adrasan yakınlarında eksik miktarda akaryakıt ile yakalanmasına ilişkin görülen kamu davasında, söz konusu geminin donatanı olan inceleme dışı sanık …’un yargılanmadığı, ortaya çıkan yeni deliller doğrultusunda sanık … ve inceleme dışı sanık …’un yurt dışından kaçak akaryakıt getirip yurda soktukları ve bu şekilde akaryakıt kaçakçılığı yaptıkları belirtilerek, sanık … ve Bölünmez Petrolcülük A.Ş ile Bölünmez Denizcilik Turizm ve Nakliyat Ltd. Şti’nin diğer yetkilileri ve çalışanları, inceleme dışı sanık … ve Ray Denizcilik şirketinin diğer yetkilileri ve çalışanları, Hancı Petrol Turizm Tic. San. A.Ş. yetkilileri, gümrük görevlileri ile inceleme dışı sanık …’un teşekkül halinde kaçakçılık suçundan cezalandırılmaları istemiyle 15.02.2001 tarihli iddianame ile kamu davasının açıldığı,
01.04.1999, 03.05.1999, 16.06.1999 ve 27.07.1999 tarihlerinde yurt dışından ithal edilen ve ….Akaryakıt Ticaret ve Nakliyat A.Ş.’ye ait gemiler ile nakledilen akaryakıtın çok az bir kısmının beyan edilerek Antalya Limanına boşaltıldığı, kalan kısmının ise kaçak olarak ithal edildiği belirtilerek, ….Akaryakıt Ticaret ve Nakliyat A.Ş.’nin yetkilileri ve çalışanlarının toplu halde kaçakçılık suçundan cezalandırılmaları istemiyle 30.04.2001 tarihli iddianame ile kamu davasının açıldığı,
….Akaryakıt Ticaret ve Nakliyat A.Ş. ile Bölünmez Petrolcülük A.Ş. arasındaki bağlantılar araştırılmadan 30.04.2001 tarihli iddianame ile toplu halde kaçakçılık suçundan kamu davası açılması nedeniyle ….Akaryakıt Ticaret ve Nakliyat A.Ş.’nin yetkilileri ve çalışanlarına isnad edilen suçun vasfı değiştirilerek yeniden kamu davası açıldığı, bu kapsamda; Bölünmez Petrolcülük A.Ş.’nin, yurt dışından satın aldığı akaryakıtın ….Akaryakıt Ticaret ve Nakliyat A.Ş.’ye ait gemiler ile yurda getirildiği, ancak ithal edilen akaryakıta ilişkin düzenlenen manifesto, konşimento, fatura ve sevk evrakının ikişer ayrı nüsha şeklinde tanzim edildiği, bu belgelerin bir nüshası ile gümrük muamelerinin usulünce yapıldığı, buna karşın aynı gemi yükü kapsamında yurda getirilen ve söz konusu belgelerin ikinci nüshasında belirtilen akaryakıtın herhangi bir gümrük işlemine tabi tutulmadığı, bu çerçevede 1999 ve 2000 takvim yıllarında otuz iki adet antrepo beyannamesinde Bölünmez Petrolcülük A.Ş tarafından ithal edilen akaryakıt miktarının eksik gösterildiği, ancak gerçekte bahse konu akaryakıtın tamamının Bölünmez Petrolcülük A.Ş.’nin antrepolarına boşaltıldığı, böylelikle yurt dışından getirilen akaryakıtın herhangi bir gümrük muamelesine tabi tutulmaksızın kaçak olarak yurda sokulduğu, öte yandan 15.02.2001 tarihli iddianameye konu edilen transit gemilere akaryakıtın eksik verilmesi veya hiç verilmeyerek yurt içinde bırakılması olayında, Bölünmez Denizcilik Turizm ve Nakliyat Ltd. Şti adına işlem gören transit beyannamelerinin 1996 ile 2000 takvim yılları arasında düzenlendiği, gümrük görevlilerinin akaryakıtın transit gemilere yüklenmesi işlemlerinde nezaret ve gözetim görevlerini yerine getirmedikleri belirtilerek, sanık … ve ….Akaryakıt Ticaret ve Nakliyat A.Ş.’nin yetkilileri ve diğer çalışanları, sanık … ve Bölünmez Petrolcülük A.Ş ile Bölünmez Denizcilik Turizm ve Nakliyat Ltd. Şti’nin diğer yetkilileri ve çalışanları ile gümrük görevlilerinin teşekkül hâlinde kaçakçılık suçundan cezalandırılmaları ve ….Akaryakıt Ticaret ve Nakliyat A.Ş.’ye ait Sarıcan, Sarıbay ve Sarınaz isimli gemilerin müsadereleri istemiyle 12.10.2001 tarihli iddianame ile kamu davasının açıldığı,
Dosyada mevcut bilirkişi raporlarının incelenmesinde;
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ekonomi ve Mali Hukuk Bölümü Başkanı ve Öğretim Görevlisince düzenlenen 16.05.2001 tarihli rapora göre; 15.02.2001 tarihli iddianamedeki savlardan birisinin, Bozkurt 85 isimli gemi ile yasal olmayan yollardan yurda akaryakıt sokulması olduğu, ancak bu konuda mahkemece verilen beraat kararının kesinleştiği, ortada kesin bir hüküm olduğundan söz konusu isnadın yargılama makamlarınca bir kez daha incelenmesinin mümkün olmadığı, 15.02.2001 tarihli iddianamedeki savlardan bir diğeri olan akaryakıtın yurt içinde satışa sunulduğu hususunda dosyada ispat kudretine sahip herhangi bir kanıt bulunmadığı, ayrıca Bölünmez Denizcilik Turizm ve Nakliyat Ltd. Şti’nin akaryakıtı devletten almadığı, bu sebeplerle 1918 sayılı Kanunun 1/B maddesindeki kaçakçılık suçundan söz edilemeyeceğinden aynı Kanunun 27. maddesindeki teşekkül hâlindeki kaçakçılık suçunun da mevzu bahis olmadığı, sanık …’in, Bölünmez Denizcilik Turizm ve Nakliyat Ltd. Şti’nde yönetici olmayıp yalnızca hissedar olduğundan cezai sorumluluğunun doğmayacağı, kaldı ki sanık …’in gümrük idaresine herhangi bir beyanname veya taahhüttname vermediği, 15.02.2001 tarihli iddianamedeki hukuki nitelendirmenin yerinde olmayıp, olayda gümrük giriş işlemleri bitmeyen ve serbest dolaşıma girmemiş akaryakıtın fiktif antrepodan kısmen veya tamamen alınması söz konusu olduğundan 1918 sayılı Kanunun Ek 9. maddesinin uygulanma olanağının bulunduğu,
Gümrük müşavirince düzenlenen 29.06.2001 tarihli rapora göre; 15.02.2001 tarihli iddianamede akaryakıtların muhatap gemilere hiç verilmediği veya eksik verildiğinin ileri sürüldüğü, ancak antrepoda yapılan ölçüm sonucunda bir fazlalık bulunduğuna ve alıcı gemi yetkililerin talep ettikleri yakıtları hiç almadıklarına veya noksan aldıklarına dair herhangi bir belgeye rastlanmadığı, olayda 1918 sayılı Kanunun 1/B maddesinin aradığı manada ihraç şartı ile alınmış bir mal olmadığı gibi aynı Kanunun 1/A maddesinin aradığı manada gümrük muamelesine tabi tutulmama koşulunun da bulunmadığı, bu sebeplerle 1918 sayılı Kanunun toplu veya teşekkül halinde kaçakçılık suçunu düzenleyen hükümlerinin somut olaya tatbik imkanının olmadığı,
29.06.2001 tarihli raporu düzenleyen gümrük müşaviri tarafından tanzim edilen 22.08.2001 tarihli ek rapora göre; 30.04.2001 tarihli iddianameye konu olayda, gemi kaptanlarının yabancı ülke limanlarından aldıkları yükün bir bölümünü limbo tabir edilen gemiden gemiye aktarmakta uluslararası sularda serbest olduklarını, ancak bu işlemi Türk karasularında gerçekleştirmelerinin mümkün olmadığı,
Emekli ithalat ihracat müşaviri ve gümrük uzmanından alınan 06.08.2001 tarihli, Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza Hukuku Öğretim Görevlisi ile 06.08.2001 tarihli raporu düzenleyen emekli ithalat ihracat müşaviri ve gümrük uzmanından oluşan üç kişilik bilirkişi heyetinden alınan 03.09.2001 tarihli raporlara göre; 15.02.2001 tarihli iddianameye konu edilen akaryakıtların serbest dolaşıma girmediği, bu nedenle Gümrük Yönetmeliğinin 346. maddesi kapsamında transit rejimine tabi bir işlem söz konusu olduğundan 1918 sayılı Kanuna aykırı bir işlem bulunmadığı, akaryakıt verilen yabancı gemiler için İnterpol kanalı ile istenilen bilgilere ilişkin cevabi yazılarda, mesnetlerin açıkça bildirilmemesi sebebi ile bir malumatın verilemeyeceğinin belirtildiği, akaryakıtların yurt dahilinde boşaltıldığı veya satıldığı yönünde dosyada herhangi bir belge ve bulgu bulunmadığı, ele geçirilmeyen akaryakıtın miktarı, evsafı ve spesifik bulguları bilinmediğinden CİF kıymetinin tespitinin mümkün olamayacağı,
Serbest muhasebeci ile iki mali müşavirden oluşan üç kişilik bilirkişi heyetinden alınan 19.09.2001 tarihli rapora göre; 30.04.2001 tarihli iddianameye konu olayda, 01.03.1999 tarihinde ….Akaryakıt Ticaret ve Nakliyat A.Ş. ile Bölünmez Petrolcülük A.Ş arasında deniz tankeri ile akaryakıt taşınmasına ilişkin sözleşme yapıldığı, bu taşıma sözleşmesine istinaden yapılan beş ayrı taşıma seferine ilişkin faturalar tanzim edildiği, taşıma belgelerinin ….Akaryakıt Ticaret ve Nakliyat A.Ş. tarafından bağlı olduğu vergi dairesine yasal süreler içerisinde beyan edildiği, dosyada mevcut yabancı ülkelerce verilmiş belgelerle ibraz edilen faturaların üzerindeki bilgilerin (tarih, gemi ismi, malın yüklendiği ülke, taşınan malın cinsi, miktarı) birbirine uygun olduğu, ….Akaryakıt Ticaret ve Nakliyat A.Ş.’nin yasal defterlerinde tahrifat bulunmadığı ve tasdiklerinin tam olduğu, bu hususların ….Akaryakıt Ticaret ve Nakliyat A.Ş. yetkilileri ve çalışanlarının savunmaları ile aynı doğrultuda olduğu,
Hukukçu, iktisatçı ve ithalat ihracat uzmanından oluşan üç kişilik bilirkişi heyetinden alınan 12.11.2001 tarihli rapora göre; 30.04.2001 tarihli iddianameye konu olayda, ….Akaryakıt Ticaret ve Nakliyat A.Ş. tarafından taşınan akaryakıtın bir kısmının, Bölünmez Petrolcülük A.Ş’nin talimatıyla uluslararası sularda limbo yoluyla başka deniz tankerlerine aktarıldığı, bakiyenin yurda sokulduğu, ….Akaryakıt Ticaret ve Nakliyat A.Ş.’nin yasal defterlerine taşıma seferlerinin karşılığı olan navlun bedellerinin kaydedilerek beyan edildiği, ayrıca dosyada mevcut belgelere göre iki firma arasındaki taşıma sözleşmesi çerçevesinde yetmişe yakın seferde aynı şekilde limbo yapıldığı, yurda kaçak akaryakıt sokulduğuna dair Başbakanlık … Teftiş Kurulu tarafından düzenlenen soruşturma raporundaki müfettişlerin kanaatleri dışında delil bulunmadığı, bu hususların ….Akaryakıt Ticaret ve Nakliyat A.Ş. yetkilileri ve çalışanlarının savunmalarını doğruladığı,
Muhasiplerden oluşan üç kişilik bilirkişi heyetinden alınan 11.04.2002 tarihli rapora göre; Bölünmez Petrolcülük A.Ş’nin faturaları ve gümrük giriş beyannameleri üzerinde silinti, kazıntı, oynama olmadığı, ayrıca gümrük giriş beyannamelerinin usulüne uygun şekilde düzenlendiği ve yasal sürede vergi dairesine beyan edildiği, ….Akaryakıt Ticaret ve Nakliyat A.Ş. tarafından Bölünmez Petrolcülük A.Ş adına kesilen faturaların, Bölünmez Petrolcülük A.Ş’nin düzenlediği faturalar ile uyumlu olduğu ve yasal sürede vergi dairesine beyan edildiği, Bölünmez Denizcilik Turizm ve Nakliyat Ltd. Şti ile ilgili gümrük transit beyannamelerini şirket vekili inceleme dışı sanık …’in imzaladığı, üzerinde silinti ve kazıntı bulunmayan söz konusu gümrük transit beyannamelerinin yasal defter kayıtlarına intikal ettirildiği, belgelerin menşeine inilerek yapılan incelemede, sanıklar … ve … ile inceleme dışı sanıkların savunmalarının doğru olduğu sonucuna varıldığı,
11.04.2002 tarihli raporu düzenleyen bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 13.05.2002 tarihli ek rapora göre; uluslararası sularda limbo yoluyla aktarma yapılan akaryakıt yurda girmediğinden, ithalatçı firma Bölünmez Petrolcülük A.Ş’nin yasal defterlerinde bu hususun kayıt altına alınmasının söz konusu olmayacağı,
Emekli sayıştay denetçilerinden oluşan üç kişilik bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen 18.05.2007 tarihli rapora göre; Hancı Turizm Tic. ve San. A.Ş tarafından 30.03.2000 ile 28.06.2000 tarihleri arasında düzenlenen beş adet beyannamede 313.000 kg akaryakıtın, Bölünmez Denizcilik Turizm ve Nakliyat Ltd. Şti tarafından 02.06.1999 ile 21.06.2000 tarihleri arasında düzenlenen on iki adet beyannamede de 865.500 kg akaryakıtın satılmış gibi gösterildiği halde, bu miktardaki akaryakıtın hazine aleyhinde işlem yapmak suretiyle yurt içinde pazarlandığı, bu şekilde sahte belge düzenlemek suretiyle akaryakıt kaçakçılığının sanık … ve inceleme dışı sanık … tarafından ayrı ayrı organize edildiği, inceleme dışı diğer sanıkların da bu suça menfaat karşılığı iştirak ettikleri,
Emekli üç sayıştay denetçisi, eski gümrük kontrolörü ve emekli gümrük müdüründen oluşan beş kişilik bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen 11.11.2009 tarihli rapora göre; transit beyannamelerde gösterilen akaryakıtın gemilere eksik verilmediği ya da hiç verilmediği iddiasına ilişkin; transit beyannamelerinin gümrük mevzuatında belirlenen usul ve esaslara uygun olduğu, bu beyannamelerin ekinde bulunan belgelerin eksiksiz olduğu ve yetkili kişilerce imzalandığı, bu beyannamelerin üzerinde gümrük görevlilerinin kendi sorumluluk sahasına ilişkin işlemi, teslimi ve kontrolü yaptığına dair şerhlerinin ve imzalarının bulunduğu, gemi yetkililerinin transit beyannamelerde yazan miktardaki akaryakıtın tamamını teslim aldıklarına dair beyan, kaşe ve imzalarının bulunduğu, inceleme dışı sanık …’in gemilerin kaptanları yerine transit beyannamelerini imzaladığı yönünde bir tespitin bulunmadığı, inceleme dışı sanık …’den ele geçirilen kaşelerin yaptırılmasının izne tabi olmadığı gibi acentelerde bulunması gerektiği, gemilerin sahiplerinin veya kaptanlarının bilgisi dahilinde yaptırılan kaşelerin sahte olduğunun kanıtlanamadığı, transit gemilere verilmediği iddia olunan akaryakıta elkonulamadığı gibi yurt içinde satıldığı yönünde herhangi bir tespitin de bulunmadığı, Bölünmez Petrolcülük A.Ş’nin, ….Akaryakıt Ticaret ve Nakliyat A.Ş.’ye ait gemiler ile kaçak akaryakıt ithal ettiği isnadının da kanıtlanamadığı, bu sebeplerle sanıklar … ve … ile inceleme dışı sanıkların teşekkül halinde kaçakçılık suçu kapsamında değerlendirilebilecek eylemlerinin bulunmadığı,
11.11.2009 tarihli raporu tanzim eden bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 18.10.2010 tarihli ek rapora göre; yerel mahkemece gönderilen adli emanette bulunan belgeler ile daha önceden birleştirilmesine karar verilen dava dosyaları ve eklerindeki belgelerin, 11.11.2009 tarihli rapordaki görüşlerini değiştirecek mahiyette olmadığı,
Tespitlerine yer verilmiştir.
Yerel mahkemece yapılan yargılama sonucunda verilen hükümde, gerekçenin ilgili bölümlerinde;
“…Mahkememizce sanıkların savunmalarında belirttiği hususlar ile dosyaya sunulan faturaların mukayesesinin yapılması hususunda verilen ara kararı uyarınca tanzim edilen 11.04.2002 tarihli rapor kapsamından; iddia ve savunmalarda bahsi geçen belgelerin menşeine değinilerek doğru olarak tanzim edildiği, savunmaların doğru olduğu kanaatine dair raporun sunulduğu, incelemenin Bölünmez Petrolcülük A.Ş.’nin yasal defterleri, ….Akaryakıt Ticaret ve Nakliye A.Ş. belgelerine dayandığı, her iki firma arasında 01.03.1999 tarihinde tanker akaryakıt taşıma sözleşmesi yapıldığı, faturaların şekil ve usule uygun olarak tanzim edilmiş olduğu, söz konusu taşımacılık anlaşması sonucu 40.803.936.000 Lira ödeme yapıldığı, taşımaların Sarıcan gemisiyle yapıldığı, kayıtlara intikal eden toplam beş adet kayıt mevcut olduğu fatura bedellerinin de aynı şekilde beş taşımaya ilişkin olarak tanzim edilmiş olduğu mahkememizin bilgisine sunulmuştur. Aynı bilirkişiler tarafından mahkememize 13.05.2002 tarihinde ek bilirkişi raporu sunulmuş, gümrük giriş beyannamelerinin incelenmesinde; Bölünmez Petrolcülük A.Ş. tarafından akaryakıtın ithal edildiği ve Bölünmez Petrolcülük A.Ş.’nin yasal defterlerine intikal ettirildiği, uluslararası sularda limbo yolu ile aktarma yapılan akaryakıtın, Türkiye’ye girişi söz konusu olmadığından, ithalatçı firma Bölünmez Petrolcülük A.Ş.’nin yasal defterlerinde de bu hususun kayıt altına alınmasının söz konusu olmadığı mahkememizin bilgisine sunulmuştur.
06.08.2001 tarihli, bilirkişiler … tarafından tanzim edilen rapor kapsamından; serbest dolaşıma girmemiş akaryakıtların 1918 sayılı Kanunun 1/B maddesi kapsamında bulunamayacağı, 4458 sayılı Gümrük Kanununun 346. maddesine tabi işlem niteliğinde bulunduğu, akaryakıt verilen yabancı gemiler için İnterpol kanalı ile istenilen bilgiler için alınan cevabi yazılarda, mesnetlerin açıkça bildirilmemesi sebebi ile bir malumatın verilemeyeceğinin belirtildiği, dosyadaki belge ve bilgiler dikkate alındığında, kaçakçılık yasasına aykırı işlem bulunmadığı, eylemin transit rejimi hükümlerine uygun işlem içinde mütalaa edilebileceği, ele geçirilmiş ürün bulunmadığından CİF kıymetinin tespit edilemeyeceği belirtilmiştir.
Sanık … vekilince, savunma olarak İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ekonomi ve Mali Hukuk Bölümü öğretim görevlilerince tanzim edilen rapor dosyaya sunulmuş, 16.05.2001 tarihli rapor kapsamından; 1918 sayılı Kanunun 1/B maddesindeki kaçakçılık fiilinin gerçekleşmemiş olması sebebi ile teşekkül halinde kaçakçılıktan dolayı mahkûmiyet kararı verilemeyeceği, eylemin 1918 sayılı Kanunun 20 ve Ek 9. maddeleri uyarınca değerlendirilmesi gerektiği, bu hâli ile ön ödemeye tabi ve müsadere tatbiki gereken hürriyeti bağlayıcı ceza karşılığı bulunmayan maddenin tatbiki gerektiği, limbo yapılan malların vergiye tabi de olamayacağı, transit rejimine tabi bir malın söz konusu olmadığı, henüz vergilerinin ödenmemiş, millileştirilmemiş, bu hâliyle de serbest dolaşıma girmemiş malın vergiye tabi tutulamayacağı, gümrük giriş işlemlerinin bitmemiş olması sebebi ile 1918 sayılı Kanunun 20. maddesinin de uygulanamayacağı, eylemde 1918 sayılı Kanunun Ek 9. maddesinin tatbiki gerektiği belirtilmiştir…
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE KABUL;
Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; sanıklar …, …, … ve … hakkında 1999 yılında, Sarıcan ve Sarınaz isimli gemilerle 01.04.1999, 03.05.1999, 16.06.1999 ve 27.07.1999 tarihlerinde Romanya ile Ukrayna’dan ithal edilen akaryakıtın çok az bir kısmını Antalya limanına naklettikleri, kalan kısmının gümrüğe beyan edilmediği, söz konusu akaryakıtla ilgili ithal belgeleri ve gümrüğe bildirim belgeleri karşılaştırıldığında, Romanya’dan Antalya Bölünmez tesisleri için 01.04.1999 tarihinde 2040 MT motorin, 03.05.1999 tarihinde 2113 MT benzin, 16.06.1999 tarihinde 2000 MT motorin, 20.05.1999 tarihinde 2000 MT motorin, 27.07.1999 tarihinde 1650 MT motorinin kaçak olarak yurda sokulduğu, ithal belgeleri ve teslim belgeleri kapsamından anlaşılmış, mevcut eylem ile ilgili yapılan yargılama sonucu mahkememizce 2002/170 sayı ile; sanıkların söz konusu akaryakıtı limbo yolu ile kiracının talimatı çerçevesinde açık denizde yabancı bandıralı gemilere naklettikleri belirtilerek beraat kararı verilmiş ise de, Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2008/18909 sayı ile; Bölünmez Petrol hakkında yürütülmekte olan diğer soruşturmalarda, dosyaların birleştirilmesine karar verilmesi yönünden hükmün bozulmasına karar vermiş, mahkememizce 2008/510 E. – 2010/142 K. sayı ile mevcut dosyanın 2002/228 esas sayılı dosya ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 12.10.2001 tarihli iddianamesi ile sanıklar hakkında teşekkül halinde akaryakıt kaçakçılığı, sahte evrak düzenleme suçlarından mahkememize kamu davası açılmış olup, 01.01.2001 tarihinde Kemer Kiriş mevkinde kayalara çarparak parçalanan Pati isimli gemi ile ilgili yapılan tahkikat sonucu, …’in evinde ele geçirilen kaşeler dikkate alınarak açılan soruşturma sonucu, Bölünmez Petrolcülük A.Ş.’nin, ….Akaryakıt Nakliye Ticaret A.Ş. gemileri tarafından yurt dışından ithal amaçlı akaryakıtları getirdiği tespit edilmiş, mevcut tespitler sonucu yurt dışından ithal edilen akaryakıtın Antalya Gümrük Müdürlüğünde eksik beyan edildiği tespit edilmiş, bu çerçevede 15.08.1999 tarihli beyanname kapsamından, 1.650.000 kg kurşunsuz benzini Romanya’dan Türkiye’ye ithal edildiği, 1.646.476 kg olarak kurşunsuz benzinin gümrük memuru …. tarafından 6 numaralı tanka alındığı, yurt dışı araştırmalarında söz konusu petrol ile ilgili tanzim edilen fatura kapsamından, benzinin 3.236.100 kg olduğu, 1.586.100 kg petrolün Antalya Gümrük Müdürlüğünde işlem yapılmaksızın sokulduğu, 20/26.5.99 tarihli antrepo beyannamesi kapsamından 1.595.209 kg motorinin Sarıcan gemisi ile Bölünmez Petrolcülük A.Ş. antreposuna boşaltıldığı, söz konusu motorinin 1.592.011 kg motorin olarak antrepoya alındığı, yurt dışında ithalatçı firmadaki faturalar kapsamından söz konusu motorinin 3.595.209 kg olarak ithal edildiği, bu suretle 2.000.000 kg eksik olarak beyannamenin yapıldığı, 23/25/06.99 tarihli antrepo beyannamesi kapsamından, Sarıcan gemisi ile Bölünmez Petrolcülük A.Ş.’nin antreposuna 1.580.815 kg motorinin nakledildiği, ithalatçı firmada söz konusu ithal edilen akaryakıt miktarının 3.583.872 kg olduğu, 2.000.000 kg eksik akaryakıt beyan edildiği, 40/31.07.99 tarihli antrepo beyannamesinde, yurt dışından Sarınaz gemisi ile Bölünmez Petrolcülük A.Ş. antreposuna 1.048.692 kg motorin cinsi eşyanın nakledildiği, yurt dışı firmasında bulunan faturalar kapsamından motorinin 2.700.000 kg olarak ithal edildiği, 1.650.000 kg motorinin eksik olarak beyan edildiği, 30/12.07.99 tarihli antrepo beyannamesinde, 1.599.628 kg motorin cinsi eşyanın Sarıcan gemisi ile Bölünmez Petrolcülük A.Ş.’ye getirildiği, antrepoya alınan akaryakıtın 1.595.907 kg olarak belirtildiği, yurt dışı firmasından tanzim edilen faturalar kapsamından, 3.599.182 kg olarak ithalat yapıldığı, bu suretle 1.999.554 kg motorinin Antalya Gümrük Müdürlüğünde işleminin yapılmadığı, 41/04.08.99 sayılı antrepo beyannamesi kapsamından, Sarıcan isimli gemi ile Bölünmez Petrolcülük A.Ş.’nin antreposuna motorinin boşaltıldığı, yurt dışı firmasından yapılan araştırmada, fatura kapsamından 3.900.082 kg motorin cinsi eşyanın ithal edildiği, 2.301.354 kg motorinin Antalya Gümrük Müdürlüğünde işleminin yapılmadığı, 45/13.08.99 sayılı antrepo beyannamesinde, Sarınaz isimli gemi ile Bölünmez Petrolcülük A.Ş.’nin deposuna akaryakıtın boşaltıldığı, 1.009.625 kg beyan edilen motorinin yurt dışı firmasından tanzim edilen fatura kapsamından 1.286.802 kg benzin nakledildiğinin bildirildiği, ayrıca normal benzin dışında 1.286.802 kg kurşunsuz benzinin de nakledildiği, bu suretle 1.386.802 kg benzin ile ilgili Antalya Gümrük Müdürlüğünde işlem yapılmadığı, 48/22.08.99 sayılı gümrük beyannamesi kapsamından, 1.599.793 kg motorinin Sarıcan isimli gemi ile Bölünmez Petrolcülük A.Ş.’nin Antalya antreposuna akaryakıtın boşaltıldığı, yurt dışındaki firma faturaları kapsamından 3.978.850 kg motorin cinsi eşyanın ithal edildiği, 2.419.057 kg motorin ile ilgili Antalya Gümrük Müdürlüğü’nde işlem yapılmadığı, 55/12.19.99 sayılı beyanname kapsamından 1.600.000 kg motorinin Sarıcan isimli gemi ile Bölünmez Petrolcülük A.Ş.’nin Antalya’da bulunan antreposuna boşaltıldığı, yurt dışı firmasının faturaları kapsamından 3.700.743 kg motorinin ithal edildiği, 2.100.743 kg motorinin gümrükte işlemsiz bırakıldığı, 64/29.9.99 sayılı antrepo beyannamesinde, 1.537.686 kg motorinin Sarıcan gemisi ile Bölünmez Petrolcülük A.Ş.’nin, Antalya antreposuna getirildiği, yurt dışı firması faturası kapsamından 3.938.342 kg motorinin ithal edildiği, 2.400.656 kg motorinin Antalya Gümrük Müdürlüğünde işlemsiz bırakıldığı, 66/07.10.1999 tarihli antrepo beyannamesi kapsamından 1.600.000 kg motorinin Sarıcan gemisi ile Bölünmez Petrolcülük A.Ş.’nin antreposuna boşaltıldığı, yurt dışı firması ile faturalarda yapılan kontroller sonucu 3.892.145 kg motorinin ithal edildiği, 2.292.145 kg motorinin Antalya Gümrük Müdürlüğünde işleminin yapılmadığı, 70/24.10.99 günlü beyanname kapsamından 1.425.025 kg motorinin Sarıcan isimli gemi ile Bölünmez Petrolcülük A.Ş.’nin Antalya’da bulunana antreposuna boşaltıldığı, yurt dışı firmasından yapılan ithalat faturası kapsamından 3.824.640 kg motorin cinsi eşyanın ithal edildiği, 2.399.615 kg motorin cinsi eşya ile ilgili işlem yapılmadığı, 73/03.11.99 tarihli antrepo beyannamesi kapsamından, Bölünmez Petrolcülük A.Ş. antreposuna, Sarıcan isimli gemi ile 1.549.420 kg motorin cinsi eşyanın nakledildiği, yurt dışı firmasının faturaları kapsamından 2.987.987 kg motorin, 823.965 kg normal benzin ithal edildiği, bildirim miktarına göre 1.438.585 kg motorin ve 823.965 kg benzinin işlemsiz bırakıldığı, 74/11.11.99 sayılı beyanname kapsamından 1.550.001 kg motorinin Sarıcan gemisi ile Bölünmez Petrolcülük A.Ş. antrepolarına boşaltıldığı, yurt dışı firmasından yapılan fatura kontrollerinde, 3.849.216 kg motorinin ithal edildiği, 2.299.215 kg motorinin Antalya Gümrük Müdürlüğünde işlemsiz bırakıldığı, 77/21.11.99 sayılı beyanname kapsamından 1.549.390 kg motorinin Sarıcan gemisi ile Bölünmez Petrolcülük A.Ş. antrepolarına boşaltıldığı, yurt dışı firmasından yapılan fatura kontrollerinde, 2.998.680 kg motorin ve 837.820 kg kurşunsuz benzinin ithal edildiği, 1.449.290 kg motorin ve 837.820 kg kurşunsuz benzinin Antalya Gümrük Müdürlüğünde işlemsiz bırakıldığı, 80/03.12.99 sayılı antrepo beyannamesi kapsamından 1.048.396 kg motorinin Sarınaz gemisi ile Bölünmez Petrolcülük A.Ş. antrepolarına boşaltıldığı, yurt dışı firmasından yapılan fatura kontrollerinde, 3.742.727 kg motorinin ithal edildiği, 2.696.792 kg motorinin Antalya Gümrük Müdürlüğünde işlemsiz bırakıldığı, 82/11.12.99 sayılı antrepo beyannamesi kapsamından, 1.549.381 kg motorinin Sarıcan isimli gemi ile Bölünmez Petrolcülük A.Ş. antrepolarına boşaltıldığı, yurt dışı firmasından yapılan fatura kontrollerinde, 3.898.736 kg motorinin ithal edildiği, 2.349.355 kg motorinin Antalya Gümrük Müdürlüğünde işlemsiz bırakıldığı, 84/11.12.99 sayılı antrepo beyannamesi kapsamından 1.509.679 kg motorinin Sarıcan gemisi ile Bölünmez Petrolcülük A.Ş. antrepolarına boşaltıldığı, yurt dışı firmasından yapılan fatura kontrollerinde, 4.542.538 kg motorinin ithal edildiği, 3.036.229 kg motorinin Antalya Gümrük Müdürlüğünde işlemsiz bırakıldığı, 05/19.03.2000 sayılı antrepo beyannamesi kapsamından 1.512.366 kg motorinin Sarıcan gemisi ile Bölünmez Petrolcülük A.Ş. antrepolarına boşaltıldığı, yurt dışı firmasından yapılan fatura kontrollerinde, 1.512.366 kg motorin ve 2.349.514 kg kurşunsuz benzinin ithal edildiği, 2.349.514 kg benzinin Antalya Gümrük Müdürlüğünde işlemsiz bırakıldığı, 007/27.03.2000 sayılı antrepo beyannamesi kapsamından 1.599.530 kg motorinin Sarıcan gemisi ile Bölünmez Petrolcülük A.Ş. antrepolarına boşaltıldığı, yurt dışı firmasından yapılan fatura kontrollerinde, 3.835.515 kg motorinin ithal edildiği, 2.235.985 kg benzinin Antalya Gümrük Müdürlüğünde işlemsiz bırakıldığı, 09/04.04.2000 sayılı antrepo beyannamesi kapsamından 1.591.250 kg motorinin Sarıcan gemisi ile Bölünmez Petrolcülük A.Ş. antrepolarına boşaltıldığı, yurt dışı firmasından yapılan fatura kontrollerinde, 3.881.650 kg motorinin ithal edildiği, 2.290.400 kg benzinin Antalya Gümrük Müdürlüğünde işlemsiz bırakıldığı, 12-13/14.04.2000 sayılı antrepo beyannamesi kapsamından 642.005 kg kurşunsuz benzin ve 887.190 kg normal benzinin Sarıcan gemisi ile Bölünmez Petrolcülük A.Ş. antrepolarına boşaltıldığı, yurt dışı firmasından yapılan fatura kontrollerinde, 2.940.980 kg değerinde kurşunsuz benzin, 887.197 kg normal benzinin ithal edildiği, 2.298.975 kg kurşunsuz benzinin Antalya Gümrük Müdürlüğünde işlemsiz bırakıldığı, 14/17.04.2000 sayılı antrepo beyannamesi kapsamından 1.518.879 kg motorinin Sarıbay gemisi ile Bölünmez Petrolcülük A.Ş. antrepolarına boşaltıldığı, yurt dışı firmasından yapılan fatura kontrollerinde, 3.203.089 kg motorinin ithal edildiği, 1.684.210 kg benzinin Antalya Gümrük Müdürlüğünde işlemsiz bırakıldığı, 17/22.04.2000 sayılı antrepo beyannamesi kapsamından 1.576.217 kg motorinin Sarıcan gemisi ile Bölünmez Petrolcülük A.Ş. antrepolarına boşaltıldığı, yurt dışı firmasından yapılan fatura kontrollerinde, 3.876.217 kg motorin cinsi eşyanın ithal edildiği, 2.275.409 kg motorinin Antalya Gümrük Müdürlüğünde işlemsiz bırakıldığı, 19/29.04.2000 sayılı antrepo beyannamesi kapsamından 1.619.612 kg motorinin Sarıcan gemisi ile Bölünmez Petrolcülük A.Ş. antrepolarına boşaltıldığı, yurt dışı firmasından yapılan fatura kontrollerinde, 3.895.021 kg motorin cinsi eşyanın ithal edildiği, 2.300.000 kg motorinin Antalya Gümrük Müdürlüğünde işlemsiz bırakıldığı, 23,24/08.05.2000 sayılı antrepo beyannamesi kapsamından 735.811 kg normal benzin ve 857.260 kg kurşunsuz benzinin Sarıcan gemisi ile Bölünmez Petrolcülük A.Ş. antrepolarına boşaltıldığı, yurt dışı firmasından yapılan fatura kontrollerinde, 857.206 kg kurşunsuz benzin ve 2.985.156 normal benzin cinsi eşyanın ithal edildiği, 2.249.345 kg normal benzinin Antalya Gümrük Müdürlüğünde işlemsiz bırakıldığı, 27/15.05.2000 sayılı antrepo beyannamesi kapsamından 1.617.116 kg motorinin Sarıcan gemisi ile Bölünmez Petrolcülük A.Ş. antrepolarına boşaltıldığı, yurt dışı firmasından yapılan fatura kontrollerinde 3.870.248 kg motorin cinsi eşyanın ithal edildiği, 2.253.132 kg motorinin Antalya Gümrük Müdürlüğünde işlemsiz bırakıldığı, 41/22.06.2000 sayılı antrepo beyannamesi kapsamından 1.996.575 kg motorinin Sarıcan gemisi ile Bölünmez Petrolcülük A.Ş. antrepolarına boşaltıldığı, yurt dışı firmasından yapılan fatura kontrollerinde, 3.886.738 kg motorin cinsi eşyanın ithal edildiği, 1.890.163 kg motorinin Antalya Gümrük Müdürlüğünde işlemsiz bırakıldığı, 44/03.07.2000 sayılı antrepo beyannamesi kapsamından 1.928.650 kg motorinin Sarıcan gemisi ile Bölünmez Petrolcülük A.Ş. antrepolarına boşaltıldığı, yurt dışı firmasından yapılan fatura kontrollerinde, 3.877.066 kg motorin cinsi eşyanın ithal edildiği, 1.948.416 kg motorinin Antalya Gümrük Müdürlüğünde işlemsiz bırakıldığı, 52/19.07.2000 sayılı antrepo beyannamesi kapsamından 1.899.797 kg motorinin Sarıcan gemisi ile Bölünmez Petrolcülük A.Ş. antrepolarına boşaltıldığı, yurt dışı firmasından yapılan fatura kontrollerinde, 3.854.645 kg motorin cinsi eşyanın ithal edildiği, 1.954.848 kg motorinin Antalya Gümrük Müdürlüğünde işlemsiz bırakıldığı, 56/27.07.2000 sayılı antrepo beyannamesi kapsamından 1.849.107 kg motorinin Sarıcan gemisi ile Bölünmez Petrolcülük A.Ş. antrepolarına boşaltıldığı, yurt dışı firmasından yapılan fatura kontrollerinde, 3.848.444 kg motorin cinsi eşyanın ithal edildiği, 1.999.337 kg motorinin Antalya Gümrük Müdürlüğünde işlemsiz bırakıldığı, ayrıca Bölünmez Petrolcülük A.Ş. adına Eko-Elda-Industrial and Petroleon Conpani firması tarafından 958/19.07.1999 tarihli fatura ile 840.391 kg normal benzin alındığı, ancak, Antalya Gümrük Müdürlüğüne söz konusu ithal malın bildirilmediği ve işlem yapılmadığı, Bölünmez Petrolcülük A.Ş. tarafından, Yunanistan, Ukrayna, İsrail ve Romanya’dan ithal edilen akaryakıtların ….Akaryakıt Nakliye Ticaret A.Ş. gemileri tarafından yapıldığı, Bölünmez Petrolcülük A.Ş.’nin sanık olarak beyanları alınan şirket yetkilileri, mevcut durumu açık denizde limbo yapılmak sureti ile akaryakıtın satılması sebebi ile Bölünmez Petrolcülük A.Ş.’nin Antalya antrepolarına teslim edilen akaryakıtın eksik olduğu savunması ile bu durumu açıklamaya çalışmışlar, aynı şekilde ….Akaryakıt Nakliye Ticaret A.Ş.’nin sanık sıfatı ile yargılanan şirket yetkilileri ve gemi kaptanları, aralarında yapılan kira sözleşmeleri kapsamından, kiracının talimatları doğrultusunda açık denizde limbo yapıldığını, ithal edilen akaryakıtın limbo sureti ile satışından arta kalan kısımların aynen gümrüğe teslim edildiğini belirtmişler ise de; ithal edilen ve gümrüğe eksik beyan edilen akaryakıtların limbo sureti ile satışının yapıldığı kabul edilse dahi, son derece yüksek maddi değerler ile ifade edilebilecek akaryakıt ile ilgili limbo yapılan şirketlerce buna ilişkin sözleşmeler dosyaya sunulmamış olup, ithalatçı Bölünmez Petrolcülük A.Ş. şirket yetkilerinin ve söz konusu akaryakıtları taşıyan ….Akaryakıt Nakliye Ticaret A.Ş. yetkililerinin, sözleşmeye dayalı olarak akaryakıtın açık denizde kiralayan firma yetkileri tarafından satıldığı hususundaki iddiaları, hayatın olağan akışına uygun kabul edilmemiş, mevcut savunmaların suçtan kurtulmaya yönelik savunma kapsamında kabulü gerektiği sonucuna varılmış olup, soruşturma aşamasında savunması alınan Bölünmez Petrolcülük A.Ş.’nin yönetim kurulu başkanının, 05.01.2001 tarihli Av. … Yaşar Dönmez huzurunda alınan anlatımında ‘limana yanaşan gemilere şirketinin denizcilik ticareti yetkilisi olduğu ve transit akaryakıt verdiğini, şirket yetkilisi …’in söz konusu işlemleri yaptığını, gemilerin çarkçı başlarının eksik yakıt almaları halinde, belli bir yüzde ile tam almış gibi gösterilebileceği hususunun iletildiği, daha çok kar edeceğini düşünerek gemilerin aldıkları yakıtın makul ölçülerde eksik olarak boşaltıldığını, kalan yakıtın çevre kasaba ve köylerde perakende olarak satıldığını’ beyan etmiş, Cumhuriyet savcısına ve yargılama aşamasında verdiği ifadelerde, baskı altında söz konusu ifadelerinin alındığını beyan etmiş ise de; … hakkında tanzim edilen Antalya Adli Tıp Kurumu Başkanlığının 08.01.2001 tarih ve 2001/241 sayılı Adli Tıp Şube Müdürlüğü raporunda, darp ve cebir izine rastlanmadığı belirtilmiş, toplanan mevcut deliller, sanıkların sonradan rücu etseler dahi karakolda alınan anlatımları ve doktor raporları dikkate alındığında, sanıkların kaçakçılık eylemini gerçekleştirdikleri hususunda tam bir vicdani kanaate varılmıştır.
Mevcut kaçakçılık eyleminin toplu kaçakçılık mı, yoksa teşekkül halinde kaçakçılık suçunu mu oluşturduğu hususunda yapılacak değerlendirmede, Yüksek Yargıtay Ceza Dairesinin görüşleri ışığında değerlendirme yapılmış, eylemde süreklilik, birden fazla kişinin mevcut eylem iştiraki dikkate alındığında, yurt dışından getirilen akaryakıtların gümrükte işlem yapılmaksızın iç piyasaya sürülmesi eyleminin teşekkül halinde kaçakçılık suçunu oluşturduğu hususunda tam bir vicdani kanaate varılmıştır.
Soruşturma aşamasında Bölünmez Petrolcülük A.Ş. ve Hancı Petrol Turizm Tic. San. A.Ş. adına işlem gören transit beyannameleri dikkate alınarak, akaryakıt kaçakçılığı tespiti için Türk limanlarına yabancı gemilerin geliş ve gidişlerinde, gemi defter ve belgelerinde inceleme yapılarak akaryakıt verilip verilmediği hususlarının tespiti hususunda yapılan incelemelerde; transit beyannameleri ile karşılaştırmalı olarak yapılan akaryakıt beyannamelerinin incelenmesinde, söz konusu gemilere hiç akaryakıt verilmediği veya noksan akaryakıt verildiği iddiası ile ilgililer hakkında kamu davası açılmış ve bu kapsamda gönderici Bölünmez Denizcilik Tur Nakliyat Limited Şirketince Aynacıoğlu-1 gemisine 80.000 kg dökme motorin verildiği, beyannamenin … tarafından verildiği, gümrük muayene memurları ….ve …. tarafından ….. plakalı araca konularak kurşun mühür tatbik edildiği, kolcu … tarafından sevk ve gemiye teslim edildiği, … tarafından gözetleme yapıldığı, 15.07.1999 tarih, 308 sayılı beyannamede; göndericinin Bölünmez Denizcilik Tur Nakliye Limited Şirketi, alıcının Aynacıoğlu-1 gemisi olduğu, 90.000 kg dökme motorin verildiği, göndericinin … olduğu, muayene memurlarının Husamettin Kahraman ve …. olduğu, …..,…. ve ….. plakalı araçlar ile kurşun mühür tatbik edilerek limana sevk edildiği, kolcu … tarafından gemiye teslim edildiği, gümrük memuru … tarafından gözetim yapıldığı, 19.08.1999 tarih, 410 sayılı transit beyannamesinde; göndericinin Bölünmez Denizcilik Tur Nakliye Limited Şirketi, alıcının Aynacıoğlu-1 gemisi olduğu, 80.000 kg dökme motorin verildiği, göndericinin … olduğu, muayene memurları ….ve …. tarafından,…., ….plakalı araçlar ile kurşun mühür tatbik edilerek limana sevk edildiği, kolcu … tarafından gemiye teslim edildiği, gümrük memuru … tarafından gözetim yapıldığı, 17.05.2000 tarih, 176 sayılı transit beyannamesinde; göndericinin Bölünmez Denizcilik Tur Nakliye Limited Şirketi, alıcının M/V KOTİ gemisi olduğu, 85.000 kg dökme motorin verildiği, göndericinin … olduğu, muayene memurları….. ve …. tarafından, ….., ….. plakalı araçlar ile kurşun mühür tatbik edilerek limana sevk edildiği, kolcu … tarafından gemiye teslim edildiği, gümrük memuru … tarafından gözetim yapıldığı, 30.03.2000 tarih, 76 sayılı transit beyannamesinde; göndericinin Bölünmez Denizcilik Tur Nakliye Limited Şirketi, alıcının M/V KOTİ gemisi olduğu, 85.000 kg dökme motorin verildiği, göndericinin … olduğu, muayene memurları Emine Gürol Dayı ve …. tarafından, ….., ….. plakalı araçlar ile kurşun mühür tatbik edilerek limana sevk edildiği, kolcu … tarafından gemiye teslim edildiği, gümrük memuru … tarafından gözetim yapıldığı, 26.04.2000 tarih, 119 sayılı transit beyannamesinde; göndericinin Bölünmez Denizcilik Tur Nakliye Limited Şirketi, alıcının M/V KOTİ gemisi olduğu, 80.000 kg dökme motorin verildiği, göndericinin … olduğu, muayene memurları….. ve …. tarafından, ….., ….. plakalı araçlar ile kurşun mühür tatbik edilerek limana sevk edildiği, kolcu … tarafından gemiye teslim edildiği, 16.05.2000 tarih, 172 sayılı transit beyannamesinde; göndericinin Bölünmez Denizcilik Tur Nakliye Limited Şirketi, alıcının M/V CAPTANIN MOUSTAFA gemisi olduğu, 80.000 kg dökme motorin verildiği, göndericinin … olduğu, muayene memurları….. ve …. tarafından, ….., ….. plakalı araçlar ile kurşun mühür tatbik edilerek limana sevk edildiği, kolcu … tarafından gemiye teslim edildiği, gümrük memuru … tarafından gözetim yapıldığı, 12.01.1999 tarih, 604 sayılı transit beyannamesinde; göndericinin Bölünmez Denizcilik Tur Nakliye Limited Şirketi, alıcının M/V YILMAZ AYANOĞLU gemisi olduğu, 100.000 kg dökme motorin verildiği, göndericinin … olduğu, muayene memurları Emine Gürol Dayı ve …. tarafından, ….., ….ve 06 ZN 608 plakalı araçlar ile kurşun mühür tatbik edilerek limana sevk edildiği, kolcu … tarafından gemiye teslim edildiği, gümrük memuru … tarafından gözetim yapıldığı, 25.05.1999 tarih, 177 sayılı transit beyannamesinde; göndericinin Bölünmez Denizcilik Tur Nakliye Limited Şirketi, alıcının M/V BİLGİLİ BİRADERLER gemisi olduğu, 80.000 kg dökme motorin verildiği, göndericinin … olduğu, muayene memurları Hasan Tahsin Doğan ve …. tarafından, 06 VS 847, 06 E 3332, 06 ZN 608 plakalı araçlar ile kurşun mühür tatbik edilerek limana sevk edildiği, kolcu … tarafından gemiye teslim edildiği, gümrük memuru … tarafından gözetim yapıldığı, 03.07.1999 tarih, 272 sayılı transit beyannamesinde; göndericinin Bölünmez Denizcilik Tur Nakliye Limited Şirketi, alıcının M/V BİLGİLİ BİRADERLER gemisi olduğu, 90.000 kg dökme motorin verildiği, göndericinin … olduğu, muayene memurları Hasan Tahsin Doğan ve …. tarafından,…., ….. plakalı araçlar ile kurşun mühür tatbik edilerek limana sevk edildiği, kolcu … tarafından gemiye teslim edildiği, gümrük memuru … tarafından gözetim yapıldığı, 07.08.1999 tarih, 370 sayılı transit beyannamesinde; göndericinin Bölünmez Denizcilik Tur Nakliye Limited Şirketi, alıcının M/V BİLGİLİ BİRADERLER gemisi olduğu, 90.000 kg dökme motorin verildiği, göndericinin … olduğu, muayene memurları Hüsamettin Kahraman ve …. tarafından, 06 NK 743,…., 06 E 5332 plakalı araçlar ile kurşun mühür tatbik edilerek limana sevk edildiği, kolcu … tarafından gemiye teslim edildiği, gümrük memuru … tarafından gözetim yapıldığı, 04.09.1999 tarih, 458 sayılı transit beyannamesinde; göndericinin Bölünmez Denizcilik Tur Nakliye Limited Şirketi, alıcının M/V BİLGİLİ BİRADERLER gemisi olduğu, 90.000 kg dökme motorin verildiği, göndericinin … olduğu, muayene memurları Hasan Tahsin Doğan ve …. tarafından, 06 P 6336, ….ve 06 VS 874 plakalı araçlar ile kurşun mühür tatbik edilerek limana sevk edildiği, kolcu … tarafından gemiye teslim edildiği, gümrük memuru … tarafından gözetim yapıldığı, 23.02.2000 tarih, 038 sayılı transit beyannamesinde; göndericinin Bölünmez Denizcilik Tur Nakliye Limited Şirketi, alıcının M/V BİLGİLİ BİRADERLER gemisi olduğu, 90.000 kg dökme motorin verildiği, göndericinin … olduğu, muayene memurları….. ve …. tarafından, ….., ….ve ….. plakalı araçlar ile kurşun mühür tatbik edilerek limana sevk edildiği, kolcu … tarafından gemiye teslim edildiği, gümrük memuru … tarafından gözetim yapıldığı, 12.04.2000 tarih, 94 sayılı transit beyannamesinde; göndericinin Bölünmez Denizcilik Tur Nakliye Limited Şirketi, alıcının M/V BİLGİLİ BİRADERLER gemisi olduğu, 90.000 kg dökme motorin verildiği, göndericinin … olduğu, muayene memurları….. ve …. tarafından, ….., ….. plakalı araçlar ile kurşun mühür tatbik edilerek limana sevk edildiği, kolcu … tarafından gemiye teslim edildiği, gümrük memuru … tarafından gözetim yapıldığı, 16.04.2000 tarih, 98 sayılı transit beyannamesinde; göndericinin Bölünmez Denizcilik Tur Nakliye Limited Şirketi, alıcının M/ALEXANDRA gemisi olduğu, 80.000 kg dökme motorin verildiği, göndericinin … olduğu, muayene memurları….. ve …. tarafından, ….., ….. plakalı araçlar ile kurşun mühür tatbik edilerek limana sevk edildiği, kolcu … tarafından gemiye teslim edildiği, gümrük memuru … tarafından gözetim yapıldığı, 16.06.2000 tarih, 250-251 sayılı transit beyannamesinde; göndericinin Bölünmez Denizcilik Tur Nakliye Limited Şirketi, alıcının M/V BARIŞ-B gemisi olduğu, 90.000 kg dökme motorin verildiği, göndericinin … olduğu, muayene memurları….. ve …. tarafından, ….., ….. ve ….. plakalı araçlar ile kurşun mühür tatbik edilerek limana sevk edildiği, kolcu … tarafından gemiye teslim edildiği, gümrük memuru … tarafından gözetim yapıldığı, 31.05.2000 tarih, 210 sayılı transit beyannamesinde; göndericinin Bölünmez Denizcilik Tur Nakliye Limited Şirketi, alıcının M/V DRUZHBANARAROV gemisi olduğu, 65.000 kg dökme motorin verildiği, göndericinin … olduğu, muayene memurları….. ve Mehmet Mıhçıoğlu tarafından, …., ….. ve …. plakalı araçlar ile kurşun mühür tatbik edilerek limana sevk edildiği, kolcu … tarafından gemiye teslim edildiği, 04.06.1999 tarih, 198 sayılı transit beyannamesinde; göndericinin Bölünmez Denizcilik Tur Nakliye Limited Şirketi, alıcının M/V HIBAT-ALLAH gemisi olduğu, 80.000 kg dökme motorin verildiği, göndericinin … olduğu, muayene memurları….. ve …. tarafından, …..,…. plakalı araçlar ile kurşun mühür tatbik edilerek limana sevk edildiği, kolcu … tarafından gemiye teslim edildiği, gümrük memuru … Bahar tarafından gözetim yapıldığı, 27.05.1999 tarih, 184 sayılı transit beyannamesinde; göndericinin Bölünmez Denizcilik Tur Nakliye Limited Şirketi, alıcının M/V DOUAA/A gemisi olduğu, 80.000 kg dökme motorin verildiği, göndericinin … olduğu, muayene memurları Hüsamettin Kahraman ve …. tarafından, ….., ….ve 06 ZU 608 plakalı araçlar ile kurşun mühür tatbik edilerek limana sevk edildiği, kolcu … tarafından gemiye teslim edildiği, gümrük memuru … tarafından gözetim yapıldığı, 15.09.1999 tarih, 483 sayılı transit beyannamesinde; göndericinin Bölünmez Denizcilik Tur Nakliye Limited Şirketi, alıcının M/V LİNA-M gemisi olduğu, 80.000 kg dökme motorin verildiği, göndericinin … olduğu, muayene memurları Hasan Tahsin Doğan ve …. tarafından, …..,…. plakalı araçlar ile kurşun mühür tatbik edilerek limana sevk edildiği, kolcu … tarafından gemiye teslim edildiği, gümrük memuru … tarafından gözetim yapıldığı, 15.04.1999 tarih, 118 sayılı transit beyannamesinde; göndericinin Bölünmez Denizcilik Tur Nakliye Limited Şirketi, alıcının M/V EMARALT-P gemisi olduğu, 70.000 kg dökme motorin verildiği, göndericinin … olduğu, muayene memurları ….ve …. tarafından, ….plakalı araç ile kurşun mühür tatbik edilerek limana sevk edildiği, kolcu … tarafından gemiye teslim edildiği, gümrük memuru … tarafından gözetim yapıldığı, 04.10.1999 tarih, 518 sayılı transit beyannamesinde; göndericinin Bölünmez Denizcilik Tur Nakliye Limited Şirketi, alıcının M/V HADIL gemisi olduğu, 80.000 kg dökme motorin verildiği, göndericinin … olduğu, muayene memurları ….ve …. tarafından, 06 P 3666, ….. ve ….. plakalı araçlar ile kurşun mühür tatbik edilerek limana sevk edildiği, kolcu … tarafından gemiye teslim edildiği, gümrük memuru … tarafından gözetim yapıldığı, 02.06.2000 tarih, 216 sayılı transit beyannamesinde; göndericinin Bölünmez Denizcilik Tur Nakliye Limited Şirketi, alıcının M/V VALANTİNE-SHASHIN gemisi olduğu, 80.000 kg dökme motorin verildiği, göndericinin … olduğu, muayene memurları….. ve Halil Çukurtaş tarafından, ….., ….. plakalı araçlar ile kurşun mühür tatbik edilerek limana sevk edildiği, kolcu … tarafından gemiye teslim edildiği, gümrük memuru … tarafından gözetim yapıldığı, 26.11.1997 tarih, 729-730-731-732 sayılı transit beyannamesinde; göndericinin Bölünmez Denizcilik Tur Nakliye Limited Şirketi, alıcının M/V WATERLOO-1 gemisi olduğu, 80.000 kg dökme motorin verildiği, göndericinin … olduğu, muayene memurları …. ve …. tarafından, ….., ….ve ….. plakalı araçlar ile kurşun mühür tatbik edilerek limana sevk edildiği, kolcu … tarafından gemiye teslim edildiği, 27.04.2000 tarih, 120 sayılı transit beyannamesinde; göndericinin Bölünmez Denizcilik Tur Nakliye Limited Şirketi, alıcının M/V WATERLOO-1 gemisi olduğu, 85.000 kg dökme motorin verildiği, göndericinin … olduğu, muayene memurları….. ve …. tarafından, ….., ….. ve ….. plakalı araçlar ile kurşun mühür tatbik edilerek limana sevk edildiği, kolcu … tarafından gemiye teslim edildiği, gümrük memuru … tarafından gözetim yapıldığı, 15.06.2000 tarih, 246 sayılı transit beyannamesinde; göndericinin Bölünmez Denizcilik Tur Nakliye Limited Şirketi, alıcının M/V WATERLOO-1 gemisi olduğu, 80.000 kg dökme motorin verildiği, göndericinin … olduğu, muayene memurları Yüksel Kodak ve …. tarafından, ….., ….. plakalı araçlar ile kurşun mühür tatbik edilerek limana sevk edildiği, kolcu … tarafından gemiye teslim edildiği, gümrük memuru … tarafından gözetim yapıldığı, 24.04.1997 tarih, 117 sayılı transit beyannamesinde; göndericinin Bölünmez Denizcilik Tur Nakliye Limited Şirketi, alıcının M/V WATERLOO-1 gemisi olduğu, 90.000 kg dökme motorin verildiği, göndericinin … olduğu, muayene memurları….. ve…. tarafından, ….., ….. ve ….. plakalı araçlar ile kurşun mühür tatbik edilerek limana sevk edildiği, kolcu … tarafından gemiye teslim edildiği, 07.11.1996 tarih, 706 sayılı transit beyannamesinde; göndericinin Bölünmez Denizcilik Tur Nakliye Limited Şirketi, alıcının M/V WATERLOO-1 gemisi olduğu, 96.500 kg dökme motorin verildiği, göndericinin … olduğu, muayene memurları….. ve Neşet Akata tarafından, ….. plakalı araçlar ile kurşun mühür tatbik edilerek limana sevk edildiği, kolcu … tarafından gemiye teslim edildiği, 06.07.1998 tarih, 349 sayılı transit beyannamesinde; göndericinin Bölünmez Denizcilik Tur Nakliye Limited Şirketi, alıcının M/V İSMAİL-M gemisi olduğu, 90.000 kg dökme motorin verildiği, göndericinin … olduğu, muayene memurları …. ve …. tarafından, … plakalı araçlar ile kurşun mühür tatbik edilerek limana sevk edildiği, kolcu … tarafından gemiye teslim edildiği, 21.07.1998 tarih, 402 sayılı transit beyannamesinde; göndericinin Bölünmez Denizcilik Tur Nakliye Limited Şirketi, alıcının M/V İSMAİL-M gemisi olduğu, 90.000 kg dökme motorin verildiği, göndericinin … olduğu, muayene memurları …. ve …. tarafından, … plakalı araçlar ile kurşun mühür tatbik edilerek limana sevk edildiği, kolcu … tarafından gemiye teslim edildiği, 18.08.1998 tarih, 491-492 sayılı transit beyannamesinde; göndericinin Bölünmez Denizcilik Tur Nakliye Limited Şirketi, alıcının M/V İSMAİL-M gemisi olduğu, 90.000 kg dökme motorin verildiği, göndericinin … olduğu, muayene memurları …. tarafından, … plakalı araçlar ile kurşun mühür tatbik edilerek limana sevk edildiği, kolcu … tarafından gemiye teslim edildiği, 25.09.1998 tarih, 605 sayılı transit beyannamesinde; göndericinin Bölünmez Denizcilik Tur Nakliye Limited Şirketi, alıcının M/V İSMAİL-M gemisi olduğu, 80.000 kg dökme motorin verildiği, göndericinin … olduğu, muayene memuru…. tarafından,……. plakalı araçlar ile kurşun mühür tatbik edilerek limana sevk edildiği, kolcu … tarafından gemiye teslim edildiğine ilişkin transit beyannameleri ile ilgili olarak yapılan soruşturma aşamasında; 16.12.1997 tarih, 758 ve 759 sayılı transit beyannameleri, 15.07.1999 tarih, 308 sayılı transit beyannamesi, 19.08.1999 tarih, 410 sayılı transit beyannamesi ile ilgili yapılan araştırmalarda, Karadeniz Ereğli Gümrük Muhafaza Müdürlüğünün 21.04.2001 tarih, 1727 sayılı yazısı kapsamından, ilgili gemi sahibi …. Nakliyat İnşaat Ticaret Sanayi A.Ş.’nin yetkililerinin mazot alışları ile ilgileri olmadığı belirlenmiş, söz konusu transit beyannameler kapsamından satıldığı belirtilen dökme motorinin ilgili gemiye verilmediği, düzenlenen belgelerin sahte olarak tanzim edildiği iddia edilmiş olup, 15.07.1999, 19.08.1999 tarihlerinde geminin dahili seferde olduğu belirtilmiş ise de; 16.12.1997 tarihli 758 ve 759 sayılı transit beyannamelerinde belirtilen yakıtın alınmadığı, geminin belirtilen tarihlerde Antalya Limanında olmadığının tespit edilemediği dikkate alındığında, 16.12.1997 tarih, 758 ve 759 sayılı beyannamelerin sahte olarak tanzim edildiği hususu tespit edilememiş, ancak 15.07.1999 tarih ve 308, 19.08.1999 tarih ve 410 sayılı transit beyannamelerinin, geminin dahili seferde olduğu belgeler kapsamından anlaşıldığından, sahte olarak tanzim edildiği tespit edilmiştir. 17.05.2000 tarih ve 176, 30.03.2000 tarih ve 76, 26.04.2000 tarih ve 119 sayılı beyannamelere konu mazot ile ilgili yapılan araştırmalarda, İzmit Gümrük Muhafaza Başmüdürlüğünün 18.04.2001 tarih 1805 sayılı cevabi yazısından, geminin yakıt durumlarına ilişkin 17.05.2000 tarihinde 17.000 kg, 30.03.2000 tarihinde 20.000 kg yakıt alındığına ilişkin gemi yakıt jurnal fotokopilerine dayanılarak belgelerin sahteliği iddia edilmiş ise de; transit beyannamelerinin tanzim edildiği tarihte gemilerin yakıt durumu ile ilgili belge mevcut olmaması, Malta bayraklı MV-GOTİ gemisinin yetkilileri ile irtibat kurularak söz konusu mazotun alınıp alınmadığı hususunda araştırma yapılmamış olması ve yakıtın alındığı tarihte geminin Türkiye karasularında bulunmadığı hususunda tespit mevcut olmadığından, bu husustaki iddiaların sübut bulmadığı kanaatine varılmış, 16.05.2000 tarih ve 172 sayılı transit beyannamesinin gerçeği yansıtmadığı, Mersin Gümrükler Başmüdürlüğünün 06.04.2000 tarih ve 1037 sayılı yazısı, gemi kaptanının Mersin Gümrük Müdürlüğüne 06.04.2001 tarihinde Antalya’dan mazot ikmali yapıldığı hususundaki yazısına istinaden, belgenin sahte olduğu iddia edilmiş ise de; transit beyannamesinin 16.05.2000 tarihinde tanzim edilmiş olması, bu tarihte geminin beyannameye konu 80.000 kg mazotu alıp almadığı hususunda herhangi bir araştırma yapılmamış olması ve geminin Türkiye karasularında olmadığı hususunda tespit bulunmaması, 06.04.2000 tarihinde alınan mazotla 16.05.2000 tarihleri arasında geçen süre dikkate alındığında, yeniden gemiye mazot alınma ihtimalinin mevcudiyeti dikkate alınarak, mevcut transit beyannamesinin sahte olarak tanzim edildiği hususunun sübut bulmadığı sonucuna varılmıştır. 12.01.1999 tarih ve 604 sayılı transit beyannamesinin sahte olarak tanzim edildiği iddiası ile ilgili İzmit Gümrükler Başmüdürlüğü tarafından, …. tarafından gemi ile ilgili belgeler alındığında, geminin 28.05.1999 tarihinde kızakta bulunduğu, bu tarihte İstanbul limanından ilk sefere çıktığı belirlenmiş, söz konusu beyannamenin sahte olarak tanzim edilmiş olduğu sonucuna varılmıştır. 25.05.1999 tarih ve 177 sayılı transit beyannamesi, 03.07.1999 tarih ve 272 sayılı transit beyannamesi, 04.08.1999 tarih ve 370 sayılı transit beyannamesi, 04.09.1999 tarih ve 458 sayılı transit beyannamesi, 23.02.2000 tarih ve 038 sayılı transit beyannamesi, 12.04.2000 tarih ve 94 sayılı transit beyannamesinin sahte olarak tanzim edildiği, Samsun Gümrük Muhafaza Memurluğunun 03.05.2001 gün ve 1302 sayılı cevabi yazısı, 01.05.2001 tarihli tutanak, Bilgili Denizcilik firmasının Samsun Gümrük Muhafaza Müdürlüğüne hitaben yazdığı cevabi yazı, Bilgili Denizcilik firmasının 01.05.2001 tarihli makine jurnalleri ve belgeleri kapsamından; transit beyannamelerinin düzenlendiği tarihte geminin Antalya limanında olmadığı, 25.05.1999 tarihinde Mersin Limanı dışında, 03.07.1999 tarihinde Ege denizinde, 06.08.1999 tarihinde İstanbul Kartal’da, 04.09.1999 tarihinde Tekirdağ Limanında, 23.02.2000 tarihinde Bodrum Limanında, 12.04.2000 tarihinde İzmir Limanında bulunduğu mevcut belgeler kapsamından anlaşılmış, söz konusu transit beyannamelerinin gerçeği yansıtmadığı ve sahte olarak tanzim edilmiş olduğu, 16.04.2000 tarih ve 98 sayılı transit beyannamesinin sahte olarak tanzim edildiği gemi jurnalleri fotokopisi ve diğer belgeler kapsamından anlaşıldığı belirtilmiş ise de; geminin belirtilen tarihte Antalya Limanında olduğu tespit edilmiş, ayrıca gemi kaptanı ve ilgililerinin beyanının alınmamış olması dikkate alınarak, söz konusu beyannamenin sahte olarak tanzim edilmediği sonucuna varılmıştır. 16.06.2000 tarih ve 250-251, 31.05.2000 tarih ve 210 sayılı transit beyannamelerinin sahte olarak tanzim edildiği, İzmir Gümrükler Muhafaza Başmüdürlüğünün cevabi yazı ve tutanakları, Mersin Gümrük Muhafaza Memurluğunun cevabi yazı ve tutanakları, M/V DRUZHBANARAROV gemisinin 2000 yılında Antalya limanına gitmediği, Rusya’nın Azov Limanından İtalya’ya gittiği, 29.05.2000 tarihinde İstanbul’da 1489 sayılı beyanname ile motorin aldığı, söz konusu beyannamenin gerçeği yansıtmadığı, MV BARIŞ-B gemisinin ise 15.06.2000 tarihinde İskenderun Demir Çelik iskelesine yanaşarak motorin aldığı, 16.06.2000 tarihinde İsrail’in Asot Limanından çıkış yaptığı belirtilmiş olup, transit beyannamesinin tanzim edildiği tarihte geminin Antalya Limanında olmadığı ve söz konusu transit beyannamenin sahte olarak tanzim edildiği belirlenmiş, 08.06.1999 tarih ve 198 sayılı transit beyannamesinin sahte olarak tanzim edildiği belirtilmiş olup, gemi seyir defter fotokopisi, gemi çarkçı başı ve kaptanının beyanları kapsamından, söz konusu akaryakıtın Bölünmez Denizcilik Turizm Nakliye Şirketinden alındığı hususunda herhangi bir kaydın bulunmadığı belirtilmiş ise de; söz konusu yakıtın 04.06.1999 tarihinde alınmış olması, gemi kaptanı ve çarkçı başının beyanlarının transit beyanname tarihinden yaklaşık 1 yıl 11 ay sonra alınmış olması, belirtilen tarihte geminin Antalya Limanında olmadığı hususunda kaydın mevcut olmaması hususları dikkate alındığında, söz konusu beyannamenin sahte olarak tanzim edildiği iddiasının sübut bulmadığı sonucuna varılmıştır. 27.05.1999 tarih ve 184 sayılı beyannamenin sahte olarak tanzim edildiği, İzmir Gümrükler Muhafaza Müdürlüğünün 18.05.2001 tarih ve 1137 sayılı yazısı, 15.05.2001 tarih ve 1211 sayılı müzekkereleri, tutulan tutanaklar, 27.05.1999 tarihinde geminin Yunanistan seferinde bulunduğu, 20.09.1999 tarihinde geminin Romanya Köstence Limanında tamir için bulunduğu belirlenmiş ve bu suretle söz konusu belgenin sahte olarak tanzim edildiği sonucuna varılmıştır. 15.09.1999 tarih ve 483 sayılı transit beyannamesinin sahte olarak tanzim edildiği iddiası, İzmir ve Bodrum Gümrükler Muhafaza Memurluğunun cevabi yazıları, 14.09.1999 tarihinde Mersin Limanında transit beyannamesi ile motorin alarak Suriye’ye hareket ettiği anlaşıldığından, söz konusu belgenin sahte olarak tanzim edildiği sonucuna varılmıştır. 15.04.1999 tarihinde 118 sayılı transit beyannamesinin sahte olarak tanzim edildiği iddia edilmiş olup, Mersin Gümrükler Muhafaza Müdürlüğünün 24.05.2001 tarih ve 1730 sayılı cevabi yazısı ile tutanak, makine jurnali fotokopisi kapsamından, geminin belirtilen tarihte Antalya’da bulunduğu, ancak yakıt almadığı belirtilmiş ise de; geminin yetkililerinin beyanının alınmamış olması, gemi jurnal defterinin aslının mevcut olmaması, fotokopi belgeler üzerinden transit beyannamesinin gerçeği yansıtmadığının iddia edilmesi, belgenin mevcut hâli ile delil niteliğinde kabul edilemeyeceği sonucuna varıldığından, mevcut belgenin sahte olarak tanzim edildiğine ilişkin iddiaların sübut bulmadığı sonucuna varılmıştır. 04.10.1999 tarih ve 518 sayılı transit beyannamesinin sahte olduğu İzmir Gümrükler Müdürlüğünün ve Aliağa Gümrük Muhafaza Müdürlüğünün inceleme, tespit, güverte ve makine jurnali fotokopisi, kaptan beyanı ve tercümeleri kapsamından geminin Antalya’ya hiç gitmediği belirlenmiş, söz konusu transit beyannamesinin mevcut belgeler kapsamından gerçeği yansıtmadığı ve sahte olarak tanzim edildiği sonucuna varılmıştır. 02.06.2000 tarih ve 216 sayılı transit beyannamesinin sahte olarak tanzim edildiği, 06.06.2001 tarih ve 1914 sayılı İstanbul Gümrük Muhafaza Memurluğunun müzekkeresine istinaden iddia edilmiş ise de; geminin belirtilen tarihte Antalya Limanında bulunduğu, Antalya Gümrük Müdürlüğünün aranmadığı belirtilmiş ise de; gemi kaptanı ve gemiye ilişkin resmi belgeler ile ilgili beyan ve bilgilere ulaşılamadığından ve belirtilen tarihte geminin Antalya Limanında olması sebebi ile söz konusu belgenin sahte olarak tanzim edildiği iddialarının sübut bulmadığı sonucuna varılmıştır. 26.11.1997 tarih ve 729-730-731-732 sayılı transit beyannamelerinin sahte olarak tanzim edildiği, 27.04.2000 tarih ve 120, 15.06.2000 tarih ve 246, 24.04.1997 tarih ve 117, 07.01.1996 tarih ve 706 sayılı transit beyannamelerinin gerçeği yansıtmadığı, gemi kaptanı, İskenderun Gümrükler Müdürlüğünün yaptığı araştırma, gemiye ait yağ defteri ve geminin yakıt almasına ilişkin belgeler dikkate alındığında; söz konusu beyannamelerin gerçeği yansıtmadığı ve sahte olarak tanzim edildiği sonucuna varılmıştır. 06.07.1998 tarih ve 349, 21.07.1998 tarih ve 402, 18.08.1998 tarih ve 491-492, 25.09.1998 tarih ve 605 sayılı transit beyannamelerinin gerçeği yansıtmadığı iddiası, Bandırma Gümrük Muhafaza Memurluğunun 11.07.2001 tarih ve 1479 sayılı cevabi yazısı, sehven gemi acenteliğinin 10.07.2001 tarihli cevabi yazısı ve Türkçe tercümeleri, gemi armatörü tarafından yazılan 10.07.2001 tarihli beyanname, geminin 06.07.1998 tarihinde Tartaus, 21.07.1998 tarihinde Tartaus, 25.08.1998 tarihinde Tartaus, 18.08.1998 tarihinde Poti Limanlarına geldiğine dair kayıtlı belgeler dikkate alındığında; söz konusu beyannamelerin gerçeği yansıtmadığı ve sahte olarak tanzim edildiği sonucuna varılmıştır. Mevcut sahte olarak tanzim edilmiş transit beyannamelerine konu mazotun, transit beyannamesinde belirtilen tankerlerle ilgili gemilere taşınmadığı ve söz konusu tankerlerin suçta kullanılmadığı anlaşıldığından, müsaderesi talep edilen ……..plakalı tankerlerin müsadere istemleri yerinde görülmemiş ve müsadere istemlerinin reddine, teminat ile iade edilen araçların teminat bedellerinin iadesine, satılan araçların satış bedellerinin karara kesinleştiğinde araç maliklerine iadesine, transit beyannamesinde gemiye mazotun götürüldüğü belirtilen Bölünmez-2 bunkeri ile ilgili müsadere isteminin, söz konusu yakıtın gemiye taşınıp taşınmadığı tespit edilemediğinden ve suçta kullanıldığı belirlenemediğinden karar kesinleştiğinde bunkerin iadesine dair karar verilmiştir.
Sanıklara isnat olunan kaçakçılık suçu ile ilgili yasal düzenlemeler, suç tarihinde yürürlükte bulunan 1918 sayılı Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanunu, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu ve bu Kanundan sonra yürürlüğe giren 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu hükümleri dikkate alınarak, lehe kanun uygulaması ile ilgili mukayese yapılması gerektiği, ayrıca 04.12.2003 tarih ve 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanununun da suça konu eşyanın motorin olması sebebi ile dikkate alınarak değerlendirilme yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Sanıklara isnat olunan suçlar ile ilgili dava zamanaşımı süreleri, suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK ve suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’da düzenlemiş olup, 765 sayılı TCK’nun tatbiki durumunda, 102/3. maddesi uyarınca dava zamanaşımı süresinin 10 yıl asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, 5237 sayılı TCK’nun 66/1-d maddesinde eylem karşılığı 15 yıl asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, 5237 sayılı TCK’nun 7. maddesi uyarınca mevcut olayda dava zamanaşımı süresi yönünden lehe hüküm ihtiva eden 765 sayılı TCK’nun hükümleri mevcut olayda tatbik edilmiştir.
Sanıklar … ve …’ın yargılama aşamasında vefat ettikleri, dosya içerisine getirtilen nüfus kayıtları kapsamından anlaşıldığından, sanıklar hakkında açılan kamu davalarının TCK’nun 64/1 ve CMK’nun 223/8. maddeleri uyarınca ayrı ayrı düşürülmesine karar verilmiştir.
Mevcut dosya ve mevcut dosya ile birleşen dosyalarda, cezalandırılmaları talep edilen …, …, ve …..hakkında teşekkül halinde kaçakçılık eylemleri sırasında sahte belge tanzim etmek suçlarından cezalandırılmaları istemi ile kamu davası açılmış ise de; sanıkların savunmalarının alındığı tarihten karar tarihine kadar kanunun öngördüğü 10 yıllık asli dava zamanaşımı süresinin dolması sebebi ile sanıklar hakkında açılan kamu davalarının ayrı ayrı CMK’nun 223/8. maddesi uyarınca düşürülmesine karar verilmiştir…
Sanık …’in hissedarı ve şirket başkanı olduğu Bölünmez Petrolcülük A.Ş’nin, çeşitli tarihlerde ….Akaryakıt Ticaret ve Nakliyat A.Ş.’ye ait gemilerle yurt dışından ithal ettiği akaryakıtı Bölünmez Petrolcülük A.Ş’nin Antalya tesislerine kısmen getirdiği ve gümrük müdürlüğüne ithal edilen akaryakıtın bir kısmını beyan ettiği, sanığın söz konusu akaryakıtın şirketinde çalışan elemanlar tarafından getirildiğine, bir çok şirketinin mevcut olduğuna, tüm işlemleri takip edemediğine ilişkin beyanları, ithal edilen akaryakıt miktarları, değeri dikkate alındığında, tüzel kişilik yönetim kurulu başkanının mevcut eylemlerden haberdar olmadığı hususundaki savunmaları ve soruşturma aşamasında alınan beyanındaki kısmi ikrarı dikkate alındığında, hayatın olağan akışına uygun kabul edilmemiş, sanığın teşekkül oluşturarak ….Akaryakıt Ticaret ve Nakliyat A.Ş.’ye ait Sarıcam, Sarınaz ve Sarıbay gemileri ile ithal edilen akaryakıtın gümrüğe kısmen bildirerek akaryakıt kaçakcılığı suçunu işlediği hususunda tam bir vicdani kanaate varılmış, ….Akaryakıt Ticaret ve Nakliyat A.Ş.’de gemi kaptanı olarak çalışan …’ın, 24.03.2000 tarihinde Yunanistan’dan ithal edilen 3,835,515 kg motorinin Antalya Bölünmez Petrolcülük A. Ş. antreposuna 1,599,530 kg olarak beyan edilip boşaltıldığı, 01.04.2000 tarihinde ithal edilen 3.881.650 kg motorinin Antalya Gümrük Müdürlüğüne 1.591,250 kg olarak beyan edildiği, 11.04.2000 tarihinde ithal edilen 2.940.980 kg kurşunsuz benzin ve 887.197 kg normal benzinin Antalya Gümrük Müdürlüğüne 642.005 kg kurşunsuz benzin olarak beyan edildiği, 15.04.2000 tarihinde 3.203.089 kg motorinin 1.518.819 kg olarak, 19.04.2000 tarihinde ithal edilen 3.876.217 kg motorinin 1.576.217 kg olarak, 26.01.2000 tarihinde ithal edilen 3.895.021 kg motorinin 1.619.612 kg olarak, 04.05.2000 tarihinde ithal edilen 857.206 kg kurşunsuz benzin ve 2.985.156 kg normal benzinin 857.206 kg kurşunsuz benzin ve 735.811 kg normal benzin olarak, 12.05.2000 tarihinde ithal edilen 3.870.248 kg motorinin 1.617.116 kg olarak gümrüğe beyan edildiği, söz konusu akaryakıtların gemi kaptanı … tarafından M/V Sarıcan ve M/V Sarıbay gemileri ile ülkemize getirildiği, dosya kapsamındaki tüm belgeler kapsamından anlaşılmış, sanık …’ın teşekkül halinde kaçakçılık suçunu işlediği anlaşılmıştır…
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle,
…Sanık …’ın, teşekkül halinde motorin ve kurşunsuz benzini ülkemize ithal ettikten sonra ithal edilen miktardan daha eksik kısmı gümrüğe beyan ederek teşekkül halinde akaryakıt kaçakçılığı eylemini gerçekleştirdiği dosya kapsamındaki belgeler, sanığın tevil yollu ikrarı ve tüm dosya kapsamından,…Sanık …’in, teşekkül halinde yurt dışından çeşitli tarihlerde Sarıcan, Sarıbay ve Sarınaz gemileri ile ithal ettiği kurşunsuz benzin, motorin ve benzinin Bölünmez Petrolcülük A.Ş’nin Antalya’da bulunan antreposuna boşaltarak gümrükte eksik beyanda bulunduğu, ayrıca 33 adet transit beyannamesinde belirtilen gemilere motorin vermediği veya kısmen motorin vererek isnat olunan eylemi gerçekleştirdiği yakalama tutanağı, sanığın soruşturma aşamasında alınan beyanı ve tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır…” hususlarına yer verilmek suretiyle, sanıklar … ve …’ın teşekkül halinde kaçakçılık suçundan lehe kanun kabul edilen 4926 sayılı Kanunun 4/a-2 ve 5/1-2. maddeleri uyarınca cezalandırılmalarına ve ….Akaryakıt Ticaret ve Nakliyat A.Ş.’ye ait Sarıcan ve Sarınaz isimli nakil vasıtalarının 4926 sayılı Kanunun 20. maddesi uyarınca müsaderesine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması” başlıklı 141. maddesinin üçüncü fıkrası; “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır” şeklinde düzenlenmiştir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun “Kararların gerekçeli olması” başlıklı 34. maddesinin birinci fıkrasında; “Hâkim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil, gerekçeli olarak yazılır. Gerekçenin yazımında 230. madde göz önünde bulundurulur. Kararların örneklerinde karşı oylar da gösterilir”,
“Hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar” başlıklı 230. maddesinde de;
“(1) Mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde aşağıdaki hususlar gösterilir:
a) İddia ve savunmada ileri sürülen görüşler.
b) Delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi.
c) Ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiili ve bunun nitelendirilmesi; bu hususta ileri sürülen istemleri de dikkate alarak, Türk Ceza Kanununun 61 ve 62. maddelerinde belirlenen sıra ve esaslara göre cezanın belirlenmesi; yine aynı Kanunun 53 ve devamı maddelerine göre, cezaya mahkûmiyet yerine veya cezanın yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbirinin belirlenmesi.
d) Cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adlî para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususlara ilişkin istemlerin kabul veya reddine ait dayanaklar.
(2) Beraat hükmünün gerekçesinde, 223. maddenin ikinci fıkrasında belirtilen hallerden hangisine dayanıldığının gösterilmesi gerekir.
(3) Ceza verilmesine yer olmadığına dair kararın gerekçesinde, 223. maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarında belirtilen hallerden hangisine dayanıldığının gösterilmesi gerekir.
(4) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen hükümlerin dışında başka bir karar veya hükmün verilmesi hâlinde bunun nedenleri gerekçede gösterilir”,
“Hükmün gerekçesi ve hüküm fıkrasının içereceği hususlar” başlıklı 232. maddesinde ise;
“(1) Hükmün başına, ‘Türk Milleti adına’ verildiği yazılır.
(2) Hükmün başında;
a) Hükmü veren mahkemenin adı,
b) Hükmü veren mahkeme başkanının ve üyelerinin veya hâkimin, Cumhuriyet savcısının ve zabıt kâtibinin, katılanın, mağdurun, vekilinin, kanunî temsilcisinin ve müdafiin adı ve soyadı ile sanığın açık kimliği,
c) Beraat kararı dışında, suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi,
d) Sanığın gözaltında veya tutuklu kaldığı tarih ve süre ile halen tutuklu olup olmadığı,
Yazılır.
(3) Hükmün gerekçesi, tümüyle tutanağa geçirilmemişse açıklanmasından itibaren en geç onbeş gün içinde dava dosyasına konulur.
(4) Karar ve hükümler bunlara katılan hâkimler tarafından imzalanır.
(5) Hâkimlerden biri hükmü imza edemeyecek hâle gelirse, bunun nedeni mahkeme başkanı veya hükümde bulunan hâkimlerin en kıdemlisi tarafından hükmün altına yazılır.
(6) Hüküm fıkrasında, 223. maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun Maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir.
(7) Hükümlerin nüshaları ve özetleri mahkeme başkanı veya hâkim ile zabıt kâtibi tarafından imzalanır ve mühürlenir”,
Hükümlerine yer verilmiştir.
Buna göre, Anayasamızın 141 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 34, 230 ve 232. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının karşı oy da dahil olmak üzere gerekçeli olarak yazılması zorunlu olup, hüküm; başlık, sorun, gerekçe ve sonuç (hüküm) bölümlerinden oluşmalıdır. “Başlık” bölümünde; hükmü veren mahkemenin adı, mahkeme başkanının ve üyelerinin veya hakimin, Cumhuriyet savcısının, zabıt katibinin, katılanın, mağdurun, varsa vekilinin ve kanuni temsilcisinin adı ve soyadı, sanığın açık kimliği ile varsa müdafiinin adı ve soyadı, beraat kararı dışında suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi, sanığın gözaltında veya tutuklu kaldığı tarih ve süre ile halen tutuklu olup olmadığı belirtilmeli, “sorun” bölümünde; iddia ve savunmada ileri sürülen görüşler ortaya konulmalı, “gerekçe” kısmında; mevcut deliller tartışılıp değerlendirildikten sonra, hükme esas alınan ve reddedilen deliller belirlenmeli, delillerle sonuç arasındaki bağ üzerinde durularak, niçin bu sonuca ulaşıldığı anlatılmak suretiyle hukuki nitelendirmeye yer verilmeli ve sonuç bölümünde açıklanan uygulamaların dayanaklarına değinilmeli, “sonuç (hüküm)” kısmında ise; CMK’nun 230 ve 232. maddeleri uyarınca aynı Kanunun 223. maddesine göre verilen kararın ne olduğu, TCK’nun 61. ve 62. maddelerinde belirlenen sıra ve esaslara göre uygulanan kanun maddeleri ve hükmolunan ceza miktarı, yine aynı Kanunun 53 ve devamı maddelerine göre, mahkûmiyet yerine veya cezanın yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbiri, cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adli para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususlara ilişkin taleplerin kabul veya reddine ait dayanaklar, kanun yollarına başvurma ve tazminat talep etme imkanının bulunup bulunmadığı, kanun yoluna başvurma mümkün ise kanun yolunun ne olduğu, şekli, süresi ve mercii tereddüte yer vermeyecek biçimde açıkça gösterilmelidir.
Uyuşmazlığın sağlıklı bir şekilde çözüme kavuşturulabilmesi açısından mahkeme kararlarının “gerekçe” bölümü üzerinde ayrıca durulması gerekmektedir.
5271 sayılı CMK’nun 230. maddesi uyarınca, hükmün gerekçe bölümünde, suç oluşturduğu kabul edilen fiilin gösterilmesi, nitelendirilmesi ve sonuç (hüküm) bölümünde yer alan uygulamaların dayanaklarının gösterilmesi zorunludur. Gerekçe, hükmün dayanaklarının, akla, hukuka ve dosya muhtevasına uygun açıklamasıdır. Bu nedenle, gerekçe bölümünde hükme esas alınan veya reddedilen bilgi ve belgelerin belirtilmesi ve bunun dayanaklarının gösterilmesi, bu dayanakların da, geçerli, yeterli ve kanuni olması gerekmektedir. Kanuni, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi, kanun koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi, uygulamada da keyfiliğe yol açacaktır. Bu itibarla keyfiliği önlemek, tarafları tatmin etmek, sağlıklı bir denetime imkan sağlamak bakımından, hükmün gerekçeli olmasında zorunluluk bulunmaktadır.
Öte yandan, hükmün gerekçeyi ihtiva etmemesi, 1412 sayılı CMUK’nun 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 308/7 ve 5271 sayılı CMK’nun 289/1-g maddeleri uyarınca hukuka kesin aykırılık hallerinden birini oluşturacaktır.
Diğer taraftan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM); bir yargılamada hak ve özgürlüklerin gerçek anlamda korunabilmesi için davaya bakan mahkemelerin, tarafların dayanaklarını, iddialarını ve delillerini etkili bir biçimde inceleme görevi olduğunu belirtmektedir (Dulaurans/Fransa, B. No: 34553/97, 21/3/2000, § 33). AİHM; mahkemelerin davaya yaklaşma yönteminin, başvurucuların iddialarına yanıt vermekten ve temel şikâyetlerini incelemekten kaçınmaya neden olduğunu tespit ettiği durumları, davanın hakkaniyete uygun bir biçimde incelenme hakkı yönünden Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 6. maddesinin ihlali olarak nitelendirmektedir (Kuznetsov/Rusya, B. No: 184/02, 11/4/2007, §§ 84, 85).
AİHM ayrıca, derece mahkemelerinin, kararların yapısı ve içeriği ile ilgili olarak özellikle delillerin kabulü ve değerlendirilmesinde geniş bir takdir yetkisine sahip olduğunu pek çok kararında yinelemiştir (Van Mechelen ve diğerleri/Hollanda, B. No: 21363/93, 21364/93, 21427/93 ve 22056/93, 23/4/1997, § 50; Barbera Messegue ve Jabardo/İspanya, B. No: 10590/83, 6/12/1988, § 68). Bu bağlamda, temel hak ve özgürlüklerin ihlali sonucunu doğuracak derecede ve keyfî olmadıkça belirli bir kanıt türünün (tanık beyanı, bilirkişi raporu veya uzman mütalaası) kabul edilebilir olup olmadığına, değerlendirme şekline veya aslında başvurucunun suçlu olup olmadığına karar vermenin ilk derece mahkemelerinin görevi olduğunu vurgulamaktadır (Garcia Ruiz/İspanya, B. No: 30544/96, 21/1/1996, § 28; S.N./İsveç, B. No: 34209/96, 2/7/2002, § 44).
Bunun yanı sıra AİHM; derece mahkemelerinin kendilerine sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda olmamakla birlikte somut davanın özelliğine göre esas sorunları incelemiş olduğunun, açık ya da zımni anlaşılabilir bir şekilde gerekçeli kararında yer almasına önem vermektedir (Boldea/Romanya, B. No: 19997/02, 15/2/2007, § 30; Hiro Balani/İspanya, B. No: 18064/91, 9/12/1994, § 27). Zira mahkemelerin, tarafların temyiz hakkını kullanabilmeleri için gerekli olan “kararlarını hukuken geçerli hangi temele dayandırdıklarını yeterince açıklama” yükümlülüğü altında bulunduklarını belirtmektedir (Hadjıanastassıou/Yunanistan, B. No: 12945/87, 16/12/1992, § 33).
Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamakta; tarafların muhakeme sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip incelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda, kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gerekli olmaktadır. (Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).
Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somut bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması, başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlinde, davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ile yanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat ve diğerleri, § 35).
Aksi bir tutumla mahkemenin, davanın sonucuna etkili olduğunu kabul ettiği bir husus hakkında “ilgili ve yeterli bir yanıt” vermemesi veya yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddiaların cevapsız bırakılmış olması hak ihlaline neden olabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri, § 39).
Nitekim Anayasa Mahkemesinin 25.05.2017 gün ve 11798 sayılı kararında da aynı hususlar vurgulanmıştır.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Sanıklar … ve …’ın teşekkül halinde kaçakçılık suçlarından mahkûmiyetlerine ilişkin hükümlerde; yerel mahkemece öncelikle iddia ve savunmalar gösterilmiş, sonraki bölümde 16.05.2001, 06.08.2001 ve 11.04.2002 tarihli bilirkişi raporlarına değinilmekle yetinilmiş, “delillerin değerlendirilmesi ve kabul” olarak belirtilen bölümde; somut olayın çözümü uzmanlığı, özel ve teknik bilgiyi gerektirdiği hâlde; önceki bölümde değinilen 16.05.2001, 06.08.2001 ve 11.04.2002 tarihli bilirkişi raporları da dahil olmak üzere, yerel mahkemenin kabul ettiği oluştan farklı görüşler içeren toplam on bir adet bilirkişi raporuna hangi nedenlerle itibar edilmediği karar yerinde gösterilmemiş, bilirkişi raporlarında yer verilen ve gümrüğe eksik beyan edilen akaryakıtların limbo sureti ile satışının yapıldığı yönündeki mütalaa, gerekçeli kararda açıklıkla tartışılmamış ve yeterince karşılanmamış, sanıklara atılı kaçakçılık eyleminin ne şekilde ve kimlerle irtibat halinde işlendiği, planlı bir ortaklık ve eylemli paylaşım içinde işlenip işlenmediği irdelenmeden teşekkülün varlığı kabul edilmiş ve sanık … ile ilgili özelleştirme yapılan kısımda toplam otuz üç transit beyannamesinden yirmi üçünün sahte olduğunun kabul edilmesine rağmen; “hüküm” bölümünde, otuz üç adet transit beyannamesinin sahteliğinin kabul edilmiş olması karşısında; hükmün Anayasa’nın 141 ve 5271 sayılı CMK’nun 34, 230 ve 232. maddelerinde öngörülen şekilde kanuni ve yeterli gerekçeyi içermediği kabul edilmelidir.

Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan üç Ceza Genel Kurulu Üyesi; “İtirazın reddine karar verilmesi gerektiği” düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.
Ulaşılan bu sonuç karşısında iki ve üç numaralı uyuşmazlık konuları değerlendirilmemiştir.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
2- Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 12.06.2014 gün ve 4101-12857 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA,
3- Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.11.2012 gün ve 88-385 sayılı sanıklar … ve … hakkındaki mahkûmiyet hükümleri ile Sarıcan ve Sarınaz isimli nakil vasıtalarının müsaderesine ilişkin hükümlerin Anayasanın 141, 5271 sayılı CMK’un 34, 230 ve 232. maddeleri uyarınca usul ve kanuna uygun gerekçe gösterilmeden hüküm kurulması isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,
4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.12.2017 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

Ziyaretçi Yorumları

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Hukuki Danışmanlık Ücretlidir. İletişim ve Randevu için arayabilirsiniz.