Cevizli Mah. Kastamonu Sk. No:23/17 Adalet İş Merkezi, 34865 KARTAL İSTANBUL
trenfrar

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması ve Memuriyete Etkisi

17.05.2019
260
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması ve Memuriyete Etkisi

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu (HAGB), ilk kez, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu (ÇKK)’nun 23. Maddesi ile çocuk failler bakımından 15.07.2005 tarihinde Türk Hukuk Mevzuatı’na girmiştir. Daha sonra 5560 Sayılı Kanun ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK)’nun 231’inci maddesine yeni fıkralar eklenerek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin şartlar yetişkinleri de kapsayacak şekilde yeniden düzenlenmiştir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması Kurumu, Anglo-Sakson Hukuk Sisteminden doğan, yargılanması tamamlanmış bir sanığa, hüküm verilmeden önce davranışlarını düzelteceği kanısıyla bir denetime tabi tutulmasını öngören ve böylece suçlunun ıslahını amaç edinen bir kurumdur. Ancak bu ıslah çalışması, sanığın, suçtan zarar görenin maddi ve manevi zararını karşılaması ön koşulu ile kabul edilebilir.  Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması; suçun sabit olduğu, masumiyet karinesinin ortadan kalktığı, sanık hakkında hükmün kurulduğu, ancak bu hükmün sonuçlarının doğmadığı bir kurumdur. Başka bir deyişle hakkında hüküm verilen kişi sanık sıfatını taşımaya devam eder, fakat kurulan hüküm sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmaz.  Yargıtay’a göre; hükmün açıklanmasının geri bırakılması Kurumu, denetim süresinde farklı bir suç işlenmemesi veya bu süre zarfında denetim tedbirlerine uygun davranılması halinde kamu davasının düşürülmesi sonucunun doğması, devletle birey arasındaki ceza ilişkisini sona erdirmesi, sanığın mahkûmiyetin sonuçlarından kurtulmasına sebep olması dolayısıyla maddi hukuk yönü ağır basan karma nitelikte bir kurum olduğu görüşündedir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması Kurumu, cezanın bireyselleştirilmesini amaç edinen, hatta hükmün açıklanıp açıklanmayacağı hususunda hâkime takdir yetkisi tanıyan bir tür inisiyatif kurumudur. Ancak kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmayacak olması ve denetim süresinin iyi halli geçirilmesi halinde, saklı hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verilecek olması bakımından, hükmün açıklanmasının geri bırakılması, diğer bireyselleştirme kurumlarından farklılık arz etmektedir.

HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI KOŞULLARI

 Ön Koşul
Hükmün açıklanmasının geri bırakılabilmesi için, öncelikle sanık hakkında mahkemenin yaptığı yargılama sonucunda suçlu bulunmalı ve mahkûmiyet hükmü verilmelidir. Aynı zamanda yargılama öncesinde suç, uzlaşma kapsamında olmamalı, kapsamında ise uzlaşma gerçekleşmemelidir.

Koşullar
CMK 231/6 maddesine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesi
gerekli koşullar, objektif koşullar ( suça ilişkin koşul ve cezaya ilişkin koşul) ile sübjektif koşul (
sanığın geçmişteki haline ilişkin koşul, liyakat koşulu, zararı giderilmesi koşulu) olarak iki grup
halinde incelenebilir. CMK 231/6 maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına
karar verilebilmesi için gerekli olan şartlar şunlardır;
a) Sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına muvafakat göstermiş olması
b) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış olması.
c) Mahkemece sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışlar gözönün de
bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması.
d) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kurumun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale
getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi.
e) Hükümdeki sonuç cezasının iki yılın ve altında hapis ya da adli para cezası olması.
“Koşulların birlikte bulunması halinde, mahkemece hükmün açıklanmasına karar verilebilecek ve
sanık beş yıl süreyle denetime tabi tutulacaktır.
Sanığın Önce Kasıtlı Bir Suçtan Mahkûm Olmamış Olması.

CMK 231/6 maddesinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması için, sanığın daha
önceden kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış olması gerekir. Bu şart ile, ilk defa suç işleyenler bu
kurumdan yararlanabilecektir. Bu durumda taksirli işlenen suçlar sonrasında, hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilecektir.

Cezanın İki Yıl ve Altında Hapis ya da Adli Para Cezası Olması

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kararının verilebilmesi için sanığa yüklenen fiilin
suç niteliğinde olması gerekir. Örneğin, dilencilik, sarhoşluk gibi fiiller kabahat sayıldığından
anılan kararın verilmesi olanağı yoktur. Atılı suçun yüz kızartıcı suçlardan olması, mahkemece
açıklanmasının geri bırakılması kararı verebilmesine engel teşkil etmez.

Mağdurun Zararının Giderilmiş Olması

CMK m.231/6-c maddesi, suçun işlenmesiyle mağdurun veya kurumun uğradığı zararın
aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle sanık veya üçüncü bir kişi tarafından
giderilmesini hüküm altına alır.
Yargıtay bir kararında maddi zararın giderilmesinin yeterli olduğunu, manevi zararın
giderilmesine gerek kalmadığını belirtmiştir.
“Sanığın sabıkasız olduğunun anlaşılması, yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varılarak
verilen hapis cezasının ertelenmesi, görevi yaptırmamak için direnme suçunda maddi bir zararın
oluşmaması ve manevi zararın ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının engel teşkil
etmemesi, … zararın karşılanmaması ve pişmanlığın bulunmaması biçimindeki kanuni olmayan
gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi…”

Sanığın Suç İşlemeyeceğine dair Mahkemede Kanaat Oluşması

Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak, yeniden suç işlemeyeceği hususunda, kanaate varılması gerekir. Düzenlenen maddede iki kriter vardır. Biri sanığın kişiliği, diğeri sanığın duruşmadaki tutum ve davranışlarıdır. Bu koşul sübjektif bir koşul olup, mahkemenin takdirine bırakılmıştır.

Sanığın Kabul Etmesi

22.07.2010 tarihinde, 6008 sayılı kanun ile yapılan değişiklikle CMK m. 231/6-c maddesine, sanığın kabul etmemesi halinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez, cümlesi ilave edilmiştir. Böylece sanığa masumiyet karinesi ile tanınan suçsuzluğunu ispat hakkı, eski halinde denetim süresi sonuna bırakılmadan, sanık eğer isterse, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını kabul etmeyerek, temyiz kanun yoluna başvurmak suretiyle aklanma imkânını elde edebilecektir. Bütün objektif ve sübjektif koşulların varlığına rağmen, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, sanık tarafından kabul edilmeyebilir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanabilmesi için sanığın rızasının aranmasına karşılık, mağdurun rızası gerekmemektedir. Mağdurun açıkça karşı çıkması ya da zararının fail tarafından giderilmesini kabul etmemesi halinde dahi, kurumun uygulanması mümkündür.

HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI KARARI VE KARARIN ETKİSİ

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verildiği hallerde ortada mahkemece
kurulmuş bir mahkûmiyet hükmünün olduğu şüphesizdir. Ancak mahkeme kurmuş olduğu
mahkûmiyet hükmünün ardından, verdiği ikinci bir kararla bu mahkûmiyet hükmünün
açıklanmamasına karar vermektedir. Dolayısıyla verilen mahkûmiyet kararı hukuk âleminde sonuç
doğurmamaktadır. Ayrıca sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen
hallerde dava derdest olmaya devam etmekte, temyiz yoluna başvurulamamakta,
kesinleşmemekte, infaz edilememekte ve adli sicile işlenememektedir. Yine denetim süresi
boyunca dava derdest olmaya devam edeceğinden, denetim süresi içinde mağdurun şikayetten
vazgeçmesi veya sanığın beraat etmesini gerektirecek başka bir sebebin ortaya çıkması halinde,
mahkemenin denetim süresinin sonunu beklemeden derhal beraat kararı vermesi gerekecektir.
Sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen hallerde
açıklanmamış olan hüküm, sanığın daha sonra işlediği bir suç için tekerrüre de esas teşkil
etmemektedir. 8 Zira kovuşturma evresi hükmün kurulması ile değil, açıklanması ile sona
ermektedir. Bu nedenle hükmün açıklanmasının geri bırakılması halinde failin sanık sıfatı da devam etmektedir. Dolayısıyla ortada tekerrüre esas teşkil edebilecek nitelikte, kesinleşmiş bir
mahkumiyet kararı bulunmayacaktır. Buna karşılık, sanığın denetim süresi içinde kasıtlı bir suç
işlemesi ya da denetim yükümlülüklerine aykırı hareket etmesi sonucunda hüküm açıklanırsa, bu
durumda açıklanan bu hüküm sanığın daha sonradan işlediği bir suç bakımından tekerrüre esas
teşkil edebilecektir.

Denetim Süresi ve Niteliği

Sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen hallerde sanık
denetim süresine tabi tutulmaktadır. Bu durum CMK m. 231/8 düzenlemesinde ayrıntılı olarak
düzenlenmektedir. Buna göre; “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi
halinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tabi tutulur.” Çocuklar bakımından ise ÇKK m. 23
uyarınca bu denetim süresi 3 yıldır. Mahkemenin bu süreleri kısaltamayacağı gibi, uzataması da
mümkün değildir. Görüldüğü üzere, mahkemenin hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı
verilen hallerde, sanık hakkında denetim süresi öngörmesi zorunludur. CMK m. 231/8
düzenlemesine göre, “Bu süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin belirleyeceği
süreyle, sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak:
– Bir meslek veya sanat sahibi olmaması halinde, meslek veya sanat sahibi olmasını sağlamak
amacıyla bir eğitim programına devam etmesine,
– Bir meslek veya sanat sahibi olması halinde, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek
veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına,
– Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek hususunda yükümlü
kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine getirmesine, karar verilebilir.”

Kasıtlı Bir Suçtan Mahkum Olmamak

Sanığın üç ya da beş yıllık denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlememesi ve bu suçtan
mahkum olmaması gerekmektedir. Aksi halde, sanık hakkında verilmiş olan mahkumiyet hükmü
açıklanacaktır.

Denetim Süresinin Sonucu

CMK m. 231/10 düzenlemesine göre, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması
kararı verilen sanık, denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemediği ve mahkeme tarafından
kendisine yüklenen denetimli serbestlik tedbirlerine uygun davrandığı takdirde mahkeme, davanın
düşmesine karar verecektir. Bu bağlamda sanığın denetim süresi içinde işlemiş olduğu suçtan
dolayı mahkûm olduğu cezanın niteliği ya da miktarı önem taşımamaktadır. Yine, düşme kararına
kadar derdest olan yargılama, bu kararla birlikte sona erecektir. Bu karara karşı temyiz yolu açıktır.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararına İtiraz

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı, kararın duruşmada
öğrenilmesinden veya tebliğ edilmesinden itibaren 7 gün içinde itiraz edilebilir. Hagb kararına
karşı istinaf veya temyiz başvurusu yapılamaz.
Kararı veren mahkeme hangisi ise o mahkemeye dilekçe verilerek HAGB kararına itiraz
edilebilir. Kararı veren mahkeme itirazı önce kendisi değerlendirir ve itiraz üzerine yapacağı
inceleme ile kendi verdiği kararı düzeltebilir. Hagb kararı veren mahkeme, kararına yapılan itirazı
yerinde görmezse itiraz dilekçesini itirazı incelemeye yetkili mahkemeye gönderir.

Asliye Ceza Mahkemesi’nin Hükmettiği HAGB Kararına Yapılan İtiraz

HAGB kararına itirazı incelemeye yetkili mahkemeler şu şekilde belirlenir (CMK md. 268):
İncelemeye Yetkili Mahkeme: HAGB kararı, Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilmişse,
hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itirazı incelemeye yetkili mahkeme, o adliyedeki
Ağır Ceza Mahkemesi’dir. Aynı adliyede Ağır Ceza Mahkemesi yoksa, Asliye Ceza Mahkemesi’nin
yargı çevresinde bulunduğu Ağır Ceza Mahkemesi’ne itiraz edilebilir.
Hemen belirtmek gerkir ki, Çocuk Mahkemeleri ve Fikri Sınai Ceza Mahkemeleri, Asliye
Ceza Mahkemesi derecesinde kabul edilir.

Asliye Ceza Mahkemesi’nin HAGB Kararına İtirazı İncelemeye Yetkili Mahkemeler İçin
Örnekler: Örnek-1: İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi’nin verdiği HAGB kararına yapılan itiraz,
İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’ne yapılmalıdır. Örnek 2: Büyükçekmece Asliye Ceza
Mahkemesi’nin verdiği HAGB kararına itirazı incelemeye yetkili mahkeme, Bakırköy Ağır Ceza
Mahkemesi’dir. Çünkü, Büyükçekmece Adliyesi’nde Ağır Ceza Mahkemesi yoktur, bu nedenle Büyükçekmece Adliyesi’nin yargı çevresinde bulunduğu Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi, HAGB
kararına yapılan itirazı incelemeye yetkilidir.

Ağır Ceza Mahkemesi’nin Hükmettiği HAGB Kararına İtiraz:

Herhangi bir Ağır Ceza Mahkemesi’nin hükmettiği HAGB kararına itirazı incelemeye
yetkili mahkeme, HAGB kararını veren mahkemeyi sıra numarası olarak izleyen Ağır Ceza
Mahkemesi’dir.
Ağır Ceza Mahkemesi’nin HAGB Kararına İtirazı İncelemeye Yetkili Mahkemeler İçin
Örnekler: Örnek-1: Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği HAGB kararına karşı yapılan
itiraz, Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından incelenir. HAGB kararı veren Ağır Ceza
Mahkemesi o adliyedeki tek Ağır Ceza Mahkemesi ise, HAGB karına itirazı incelemeye yetkili
mahkeme o adliyeye en yakın Ağır Ceza Mahkemesi’dir. Örnek-2: Silivri Ağır Ceza
Mahkemesi’nin verdiği HAGB kararına karşı itirazı incelemeye yetkili mahkeme Bakırköy Ağır
Ceza Mahkemesi’dir. Silivri Adliyesinde tek Ağır Ceza Mahkemesi mevcut olduğundan en yakın
Ağır Ceza Mahkemesi Bakırköy Adliyesi’ndedir.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına itiraz, henüz etkin bir kanun yoluna dönüşmüş
değildir. Yapılan itirazlar hakkında dosya üzerinden inceleme yapılarak karar verilmektedir.
HAGB kararına karşı temyiz yolu kapalı olup bu kararlara ancak itiraz edilebilir. Fakat,
sanığın temyiz dilekçesi itiraz dilekçesi olarak kabul edilmeli ve itirazı incelemeye yetkili
mahkemeye gönderilmelidir (Yargıtay 15. Ceza Dairesi – 2014/16494 karar).

HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI KARARI MEMURİYETİ ENGELLER Mİ?

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları mahkumiyet olarak değerlendirelemeyeceği ve gerekli denetim süresi içinde şartlar sağlandığında hiç suç işlememiş gibi etki doğuracağından, memuriyete engel teşkil etmeyecektir. Ancak memur olan kişiler hakkında suç eyleminin göreviyle alakalı olması hasabiyle disiplin hukuku açısından soruşturma gerçekleştirelebilecektir.

Ziyaretçi Yorumları

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Avukatlık stajım gereği avukatların yapabileceği işleri yapmam yasaktır. Danışmanlık verilemez.