Hürriyet Mahallesi, Kız Kalesi Sokak No:3 İç Kapı: 2, 34403 Kâğıthane/İstanbul
trenfrdearru

Boşanma Davası Hakkında

26.01.2019
Boşanma Davası Hakkında

Türk Medeni Kanunu’nun ikinci kitabı Aile Hukuku’na ayrılmıştır. Birinci kısımda evlilik hukuku düzenlenmiş ve bu kısım, evlenme (m. 118-160), boşanma (m. 161-184), evliliğin genel hükümleri (m. 185- 201), eşler arasındaki mal rejimleri (m.202-281) olarak dört bölümde incelenmiştir. Türk Medeni Kanunu’nda evliliği sona erdiren sebeplerden biri olarak kabul edilen boşanma kavramı, eşlerin evlenme ile kazandıkları statülerinde birtakım yeni sonuçlar ortaya çıkarmaktadır.

Boşanma konusunda uygulamada ortaya çıkan en önemli sorunlara boşanmanın hukuki sonuçlarında karşılaşılmaktadır. Uygulamada boşanmadan sonra yoksulluk ve iştirak nafakası ve çocukların anne ve babalarıyla kişisel ilişkilerinin sağlanmasında sorunlar yaşanmaktadır.

Cumhuriyet tarihimizde, 17 Şubat 1926 tarihinde kabul edilerek 4 Ekim 1926 yılında yürürlüğe giren 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin değiştirilmesi amacıyla Adalet Bakanlığıtarafından 1996 yılında kurulan komisyonca bugünkü Medeni Kanun’un ilk tasarısı hazırlamış ve bu tasarı 1998 yılında Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanmıştır. Tasarının ilk halinde yasal mal rejimi olarak yer alan Paylaşmalı Mal Ayrılığı yerine Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi kabul edilerek tasarı son halini almıştır. 01 Ocak 2002 yılında kabul edilerek Türk Medeni Kanunu yürürlüğe girmiştir. Tabi burada birçok şekil ve içerik değişiklikleri söz konusuda olmuştur.

Anayasa’daki eşitlik ilkesine dayanarak eşler arasındaki eşler arasındaki eşitsizliğin önüne geçilmiş ve ayrıca İsviçre Medeni kanuna uyum sağlanarak Miras hukukuna göre sağ kalan eş için diğer aile bireylerine göre iyileştirmeler de yapılmıştır.

Boşanma davasının da dayanacağı kanun hükümleri ve ilkeleri olmalıdır. Bu hükümler ; kusur ilkesi, irade ilkesi, temelden sarsılma ilkesi, elverişsizlik ilkesi, eylemli ayrılık ilkeleri olarak temel olarak doktrinde benimsenen ilkeler olarak ortaya çıkmıştır.

Mutlak ve Nisbi boşanma davaları olarak 2 farklı konuda ele alacağımız boşanma davaları türlerinde Mutlak boşanma davası için diğer eş için ortak hayatın çekilmez olup olmadığının bir önemi yoktur. Nisbi boşanma sebeplerinde boşanmaya sebep olan olgunun yanında ortak hayatın çekilmez hale gelip gelmediği de araştırılmaktadır .

Mutlak boşanma davaları için;
Zina, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcıdavranış, terk, eşlerin anlaşması ve eylemli ayrılık sebepleri yer alır.

Nisbi boşanma davaları için;
suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, akıl hastalığı, evlilik birliğinin sarsılması gibi sebepler yer almaktadır.

Türk Medeni Kanunu 166/3 ‘e göre Anlaşmalı Boşanma Davası imkan getirilmiştir. Anlaşmalı boşanma davası bir mutlak boşanma davasıdır. Ancak kanun koyucu tarafından anlaşmalı boşanma davasına da belirli şartlar getirilmiştir.

Eşlerin anlaşması ile açılacak boşanma davalarında gelecek olan boşanmada evliliğin en az bir yıl sürmüş olması, eşlerin birlikte başvurmaları veya bir eşin açtığı davayı diğer eşin kabul etmiş olması, hakimin tarafları dinlemesi ve tarafların mali sonuçlar ve çocukların durumuna ilişkin yaptıkları düzenlemeyi uygun bulması gerekir. Hakim taraflarca anlaşma sağlanmış hususları çocukların ve tarafların menfaatini gözeterek gerekli değişiklikleri yapma hakkına sahiptir. Ancak hakimin de yaptığı bu değişiklikleri tarafların kabulü ile boşanmaya karar verilebilmektedir. Eşlerin anlaşarak boşanma davası açabilmesinde tarafların kusurlu olup olmamasının bir önemi yoktur.

Anlaşmalı boşanma davasında eğer çocuklar için bir nafaka belirlenmemişse kamu düzenini gerektiren bir durum olduğundan daha sonra iştirak nafakası talebi gerçekleştirebilmektedir. Ancak iki tarafın üzerinde anlaştığı nafaka tutarları ve diğer tüm paylaşımla ilgili daha sonra yargıtaya başvuralamayacağı ve bu kararın kesinleşmesinden sonra da yoksulluk nafakası istenemeyecektir.

Boşanma davalarının yanı sıra ayrılık kararı için de başvuru yapılabilmektedir. Boşanma davası bozucu yenilik doğuran bir haktır. Ayrılık kararında ise evlilik birliği devam ederken sadece evliliğe bir tatil verilmesi anlamına gelir. Boşanma davası açıldığında Hakim tarafların barışma ihtimalini değerlendirerek ayrılık kararı verebilirken sadece ayrılık talebiyle mahkemeye başvurulduğunda Hakim boşanmaya karar veremeyecektir. Ancak ayrılık kararı ele alınabilir.

Boşanma Davalarında Yetkili Mahkeme Neresidir?

TMK. m. 168 boşanma ve ayrılık davasında yetkili mahkeme olarak, eşlerden birinin yerleşim yeri ya da boşanma davasının açılmasından önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesini belirtmiştir. Boşanma davalarında görevli mahkemeler ise Aile Mahkemesi’dir.

Boşanma davası kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olup eşlerden birinin ölümü halinde mirasçıları bu davaya devam edemez. Fakat TMK 181/2’ye göre davanın devamında dava açan yani davacının mirasçılarından birinin bu davayı devam ettirebileceğini hüküm altına almıştır. Eğerki davanın sonunda, davalının kusurlu olduğunun ispatı halinde mirasçılık sıfatı sona erer ve boşanmadan önce yapılan ölüme bağlı tasarruflarla sağlanan hakları aksi tasarruftan anlaşılmadıkça kaybedecektir.

Yargıtay 2.Hukuk Dairesi Boşanma davalarına ilişkin birçok emsal karara imza atmıştır.

Özet olarak önemli olarak gördüğümüz kararlardan;

1-Eşinden habersiz kredi çeken kocanın bu hareketini ‘güven sarsıcı’ olay olarak değerlendirerek boşanma sebebi saydı.

2-Eski sevgilisini anlatıp, “Onunla evlenseydim daha mutlu olacaktım” diyen kadına boşanma davası açan kocayı haklı gördü.

3-Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, kadının eşine sarf ettiği, “Sen erkek misin, salak?” sözünü boşanma sebebi saydı. Kadını ağır kusurlu bulan Yargıtay, Aile Mahkemesi’nin kadın yararına hükmettiği yoksulluk nafakasını da kanuna aykırı buldu.

4-Mahkemede ifade veren kadın, davalı erkeğin çocuğuna hitaben, “Senin benden olmadığını düşünüyorum, senin yerinde olsam DNA testi yaptırırdım” demek suretiyle kendisine yönelik ağır ithamlarda bulunduğunu öne sürdü. Erkek ise; kadının güven sarsıcı davranışlarda bulunduğunu iddia etti. Her iki tarafı da eşit kusurlu kabul eden mahkeme, çifti boşadı. Kararı her iki taraf avukatı da temyiz etti. Emsal nitelikte bir karara imza atan Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, eşine ağır ithamlarda bulunan kocayı haksız buldu

Şimdi ise bu davayı görecek avukatda aranılan özelliklerlerden bahsedersek Türkiye’de her hukuk fakültesinden mezun ve gerekli ihdisası sağlamış baroya bağlı her avukat boşanma davasını alabilecektir. İnsanların genelde aradığı uzman boşanma avukatı diye bir ünvan bulunmamaktadır. Yurtdışında bazı avrupa ülkelerinde her avukatın uzmanlaşmış olduğu davalar ve bakabildiği dava türleri bulunmaktadır. Tabiki avukatın mesleki tecrübeleri ve bilgi ve beceresi önemlidir. Bu hususlar göz önünde bulundurularak boşanma avukatı arayışınızı sağlamanız yararlı olacaktır.

İlgili Makaleler :

Ziyaretçi Yorumları

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Hukuki Danışmanlık Ücretlidir. İletişim ve Randevu için arayabilirsiniz.