Cevizli Mah. Kastamonu Sk. No:23/17 Adalet İş Merkezi, 34865 KARTAL İSTANBUL
trenfrdearru

Tehdit Suçu Cezası TCK 106

02.10.2019
59
Tehdit Suçu Cezası TCK 106

Tehdit Suçu, Türk Ceza Kanunu 7. Bölüm’de “Hürriyet Karşı İşlenen Suçlar” kategorisinde 106. maddesinde düzenlenmiştir.

Tehdit suçu, incelediğinde soyut bir tehlikenin varlığının söz konusu olmasıyla oluşmaktadır. Ancak Türk Ceza Kanunu 106/3. fıkrası incelendiğinde burada artık soyutluktan daha çok eyleme dönüştürülmüş bir gerçeklik söz konusudur.  İçtima başlığı altında incelenmesi gereken bir husustur.

Türk Ceza Kanunu tehdit suçunu yaşam hakkına karşı, vücut bütünlüğüne ve mal varlığına karşı 3 farklı şekilde ele almıştır. Bunun yanında ise nitelik tehdit suçunun oluşabileceği hallere yer verilmiştir.

Basit Tehdit Suçu Cezası

Basit tehdit suçu Türk Ceza Kanunu 106. maddesi 1. fıkrasında düzenlenmiştir. Basit Tehdit suçu, yaşamına veya vücut bütünlüğüne karşı olması yoluyla yada malvarlığına ilişkin bir gözdağı ile oluşabileceği belirtilmiştir.

  • Ölümle tehdit suçu: Failin, suçtan zarar görene karşı “seni öldüreceğim”, “senin bacaklarını kıracağım” şeklinde beyanları kişinin yaşam ve vücut bütünlüğüne karşı işlenen bir tehdit suçu olduğu kabul edilerek faile 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası verilecektir.
  • Malvarlığına karşı tehdit suçu : Bu suç türü ise yukarıda belirttiğimiz gibi TCK 106/1.fıkrasının 2.cümlesinde yer almıştır.  Bu durumda ise failin, senin “telefonunu kıracağım”, “arabanı yakacağım” şeklinde beyanları malvarlığına ilişkin tehdit suçunun oluşmasına yeterli olacaktır. Bu durumda faile, 6 aya kadar hapis veya adli para cezası verilecektir.

Nitelikli Tehdit Suçu ve Cezası

Nitelikli tehdit suçu, Türk Ceza Kanunu 106/2. fıkrasında düzenlenmiştir. Buna göre;

(2) Tehdidin;

  • a) Silahla,
  • b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle,
  • c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,
  • d) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,

İşlenmesi halinde, fail hakkında 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Bu durumda ise suçun işleniş biçimi ve mağdurda yarattığı etkiye göre hakim tarafından tayin edilecek ceza miktarı ağır bir miktar olduğu takdirde halk diliyle yatarı oluşabilecek bir ceza türüne dönüşmektedir. Mutlaka bir ceza avukatı veya ağır ceza avukatı vasıtasıyla sürecin takibinin yapılması, hukuki danışmanlık alınması, davaya müdahil olunmasında fayda bulunmaktadır.

Nitelikli Tehdit Suçları;

  • Silahla Tehdit Suçu :  Silahla tehdidin oluşabilmesi suç unsuru için öncelikle mağdurda korku yaratabilecek bir silah olması gerekmektedir. Türk Ceza Kanuna göre silah tanımından ziyade burada mağdurda yarattığı etki önemlidir. Kişinin elindeki silahın kurusıkı tabanca olduğunu bilmeyen mağdura karşı ileri sürülebilecek bir husus değildir. Ancak mağdur failin elindeki silahın kurusıkı tabanca olduğunu bilecek durumda olması durumunda silah tehdit suçu olmayacaktır.  Silahla tehdit suçunun oluşabilmesi için mağdurun silahı görmesi ve hissedebileceği şekilde mağdurda tehdit suçunun etkisini arttıracak nitelikte olması gerekmektedir.  Failin, mağduru telefon ile arayıp “elimdeki silahla seni öldüreceğim” şeklinde bir beyanı nitelikli tehdit suçu olarak kabul edilmemelidir.  Ancak kişiyi görüntülü konuşma yoluyla arayıp elindeki silahı göstererek ” sen öldün” diyerek suç işlemesi kanaatimce yine nitelikli tehdit suçunu oluşturacaktır. fail hakkında 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
  • Kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle tehdit suçu: Kişinin bir maske herhangi bir araçla mağdur tarafından kendisini tanınmayacak hale getirilmesi ile tehdit suçu işlemesi nitelikli suçun oluşmasına sebebiyet vermektedir. fail hakkında 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
  • İmzasız Mektupla tehdit suçu : Failin, mağdura karşı tehdit içerikli bir mektubu göndermesi imzasız mektupla tehdit suçunun oluşmasına sebebiyet vermesiyle oluşur. Burada dikkat edilmesi gereken husus kişi kendi kimliğini gizleyerek kişiye karşı gerçekleştirmek istediği “gözdağı, korku” arttırmasıdır. Ancak kişi mektubun altında kimliği ve imzası bulunuyorsa bu durumda suçunun ağırlaştırıcı sebebi ortadan kalkacaktır. fail hakkında 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
  • Özel işaretlerle tehdit suçu : Bu hükümle kişinin önceden tahmin edilemeyecek hal ve gereçlerle mağduru tehdit etmesi halinde nitelikli tehdit suçunu gerçekleştirdiği kabul edilecektir. Yurtdışında haberlerde vatandaşlarımızın kapılarının çarpı işaretleriyle hedef haline getirilmesi bu suça örnek gösterilebilir. fail hakkında 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
  • Birden fazla kişiyle tehdit suçu: Fail, mağduru bir kaç kişi ile tehdit suçunu işlemesi halinde yaratacağı korku ve gözdağı daha fazla olacağı için kanun bu durumu nitelikli bir hal olarak düzenlemiştir. fail hakkında 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
  • Örgüt ismi kullanarak tehdit suçu: Fail, mağdura karşı kendisinin bir örgüte bağlı olduğunu söyleyerek kişide “korku ve gözdağı” durumunu arttıracağı varsayılarak kanun bu durumda tehdit suçunun ağırlaştırılarak ceza verilmesini düzenlemiştir. fail hakkında 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Tehdit Suçu ile Şantaj Suçu Arasındaki Fark

Tehdit suçunda; haksız olarak doğrudan kişisel değerlere veya malvarlığına saldırıda bulunulacağı veya herhangi bir kötülük yapılacağından bahisle bir gözdağı söz konusudur. Şantajın tehdit suçunun özel bir biçimi olduğu söyleyebiliriz. Şantaj suçunun oluşumu için failin kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla bir kişinin şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunulması gereklidir.

Hürriyete Karşı İşlenen Suçlar Nelerdir ?

Tehdit suçu, şantaj suçu, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, kişinin eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi, kamu hizmetlerinden yararlanma hakkının engellenmesi , siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi, inanç düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasının engelleme, konut dokunulmazlığının ihlali, iş ve çalışma hürriyetinin ihlali, sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi, haksız arama, dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi ,nefret ve ayrımcılık ,kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu ,haberleşmenin engellenmesi

Tehdit Sonucu Suç İşleyen Mağdur

Tehdit suçuna maruz bırakılan kişi, Karşı koyamayacağı veya kurtulamayacağı cebir ve şiddet veya muhakkak ve ağır bir korkutma veya tehdit sonucu suç işlerse bu kişiye ceza verilmeyecektir. Örneğin, kişinin annesinin rehin alınıp öldürüleceği bahsiyle kişiye hırsızlık yaptırılması durumunda tehdit altında ki kişiye değil,  bu gibi hallerde cebir ve şiddet, korkutma ve tehdidi kullanan kişi suçun faili sayılır.

Tehdit Suçunda Görevli Mahkeme

Tehdit suçunda görevli mahkemeler “asliye ceza mahkemeleri“dir.  Suçun işlendiği yer mahkemesi yetkili olan mahkemeleri olarak kabul edilir. Eğer suç bir vasıta ile işlendiyse telefon vs. bu durum da suçun mağdurda etki yarattığı ve öğrendiği yer kabul edilir.

Görsel ve işitsel yayınlardan dolayı yetkili mahkeme; yayın merkezi veya mağdurun eylemi duyup işittiği yer mahkemesi yetkilidir (CMK 12/5).

Tehdit Suçunda Şikayet Süresi

Tehdit suçunun kamu düzeni korunması sebebiyle sadece malvarlığına olan tipi şikayete bağlı bir suç tipidir. Yaşama karşı işlenen bir tehdit suçu varlığı halinde re’sen soruşturulur. Tehdit suçunda şikayet süresi malvarlığına yönelen tehditin gerçekleştiği tarihten itibaren 6 aydır. Şikayet süresi, mağdurun fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren başlar.

Tehdit Suçunda Uzlaşma

Basit tehdit suçu uzlaştırma kapsamında bulunan bir suç tipidir. Uzlaşma soruşturma aşamasında olabileceği kovuşturma aşamasında da gerçekleştirilebilir.  Ancak belirtmek gerekir ki suçun nitelikli halleri uzlaşma kapsamında değildir.

Tehdit Suçundan Önce HAGB Kararı Almış Kişiye Tekrar HAGB Verilir mi?

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiş kişinin 5 yıllık süre içinde tekrar kasıtlı bir suç işlemesi durumunda daha önce alınmış olan ceza açıklanacaktır. Ancak kişinin daha önce ceza almamış durumu söz konusuysa hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir.

Basit tehdit suçunda, failin kabulü ve HAGB şartların varlığı halinde HAGB uygulanır. Ancak suçun nitelikli tehdit suçu olması halinde ceza miktarı dikkate alınacaktır.

Tehdit Suçu Yargıtay Kararları

18. Ceza Dairesi         2018/282 E.  ,  2019/11864 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Tehdit, kişilerin huzur ve sükununu bozma
HÜKÜMLER : Mahkumiyet

KARAR
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
A- Sanık hakkında tehdit suçuna ilişkin kararda öngörülen cezanın nitelik ve niceliğine göre, verildiği tarih itibariyle hükmün temyiz edilemez olduğu anlaşıldığından, 5320 sayılı Kanunun 8/1 ve 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddeleri uyarınca sanık… müdafinin, tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ İSTEĞİNİN REDDİNE,
B- Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesinde ise başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Sanık hakkında tehdit suçundan kurulan hükümde gün adli para cezası tercih edilmesine karşın, kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan kurulan hükümde aynı gerekçelerle verilen sonuç hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmeyerek çelişki oluşturulması,
2- Kabule göre de;
TCK’nın 53/1-b maddesinde yer alan hak yoksunluğunun, uygulanmasına ilişkin hükmün, Anayasa Mahkemesi’nin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararıyla iptal edilmesi nedeniyle uygulanma olanağının ortadan kalkmış olması,
Bozmayı gerektirmiş ve sanık … müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnameye aykırı olarak, HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 10/09/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.


18. Ceza Dairesi         2018/659 E.  ,  2019/11681 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi
HÜKÜM : Beraat

KARAR

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede,
TCK’nın 118. Maddesinde, (1) “Bir kimseye karşı bir sendikaya üye olmaya veya olmamaya, sendikanın faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, sendikadan veya sendika yönetimindeki görevinden ayrılmaya zorlamak amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bir sendikanın faaliyetlerinin engellenmesi halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.” denilmiştir.
Maddesinin gerekçesinde ise, “Birinci fıkrada, bir kimseye karşı cebir veya tehdit kullanılarak, bir sendikaya üye olmaya veya olmamaya, sendikanın faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya ya da sendikadan veya sendika yönetimindeki görevinden ayrılmaya zorlanması, suç oluşturmaktadır. Bu suçun tamamlanmış şekline göre cezaya hükmedilebilmesi için, cebir veya tehdide maruz kalan kişinin sendikaya üye olması veya olmaktan vazgeçmesi, sendikanın faaliyetlerine katılması veya katılmaktan vazgeçmesi ya da sendikadan veya sendika yönetimindeki görevinden ayrılması gerekmemektedir. Bu amaçlarla, kişiye karşı cebir veya tehdit kullanılması, söz konusu suç tamamlanmış gibi cezalandırılabilmek için yeterlidir. Bu bakımdan söz konusu suç, bir teşebbüs suçu niteliği taşımaktadır. Maddenin ikinci fıkrasında cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bir sendikanın faaliyetlerinin engellenmesi ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır. Bir sendikanın faaliyetlerinin cebir veya tehditle ya da hukuka aykırı başka bir davranışla engellenmiş olması hâlinde, suç tamamlanmış olur.” ifadesine yer verilmiştir.
Somut olay kapsamında sanık hakkında, Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 25/11/2011 tarih, 2011/2619 sayılı iddianamesiyle, fabrikanın genel müdürü olan sanığın yaptığı toplantıda, bu fabrikada işçi olarak çalışan ve Birleşik Metal Sendikasına üye olan müştekilere söylediği sözlerle, müştekilerin sendika tercih haklarına baskı uyguladığı ve müştekileri dolaylı yoldan işten çıkartmakla tehdit ettiği bir süre sonra da bazı işçilerin işten çıkarıldıkları, Birleşik Metal Sendikasına üye olan bir kısım işçilerin ise gördükleri baskı üzerine sendika üyeliğinden istifa ettikleri böylelikle sanığın tehdit yoluyla fabrikada çalışan işçileri Birleşik Metal Sendikasına üye olmamaya zorladığı ve bunun yanı sıra hukuka aykırı davranışları ile Birleşik Metal Sendikasının faaliyetlerine engel olduğu belirtilerek TCK’nın 118/1-2. maddeleri uyarınca sanık hakkında kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
Yapılan incelemede, …’nın 06/09/2011 tarihinde, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na başvurarak Snop Metal San. ve Tic. A.Ş’de sendika üyesi 46 işçinin bulunduğunu ve yasanın aradığı çoğunluğu sağladığına dair yetki tespitinde bulunulmasını talep ettiği, bu tarihten sonra bir kısım müştekilerin beyanlarında kendilerine baskı uygulanmaya başlandığına dair anlatımlarının bulunması, bir kısım işçinin işten çıkarılması, akabinde sanığın 12/09/2011 tarihli toplantıda sanık tarafından söylenen sözlerin bütünü ve toplantıya katılan işçilerin istem dışı ücretli izne gönderilmeleri, bu duruma tepki gösteren katılan … ve …’ün de ücretli izne çıkarılmaları, devamında da sendika üyesi olan işçilerin işten çıkartılması, bir süre sonra da sendikaya üye olan 21 işçinin istifa etmesi şeklinde gelişen olayların varlığı ve bu eylemlerin aynı zamanda …’nın yetki talebinde bulunmasından sonra gerçekleşmiş olmasının da dikkate alınması gerektiği, ayrıca işten çıkarılan bir kısım katılanın Kocaeli 5. İş Mahkemesi’nde açmış oldukları işe iade istemli davalarının sonucunda, işe iade kararıyla birlikte sendikal tazminata da hükmedilmesi ve bu hükümlerin kesinleşmiş olması, yine Kocaeli 5. İş Mahkemesi’nin 2012/351 esas sayılı dosyasında, Birleşik Metal İş Sendikasının Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na yetki başvurusunda bulunması üzerine bakanlığın sendikanın yeterli çoğunluğu sağladığına yönelik tespitine ilişkin Snop İzmit Metal San. ve Tic. A.Ş’nin yetki itirazında bulunduğu, yapılan yargılama sonucunda da davacı şirketin itrazının reddine karar verildiği ve bu hükmün kesinleştiğinin anlaşılması karşısında, ilgili tüm dosyaların getirtilerek bu dosyalarda yer alan beyan ve bilgilerin incelenmesi, tüm delillerin bir bütün halinde değerlendirilmesi sonucunda katılan işçilerin istedikleri sendikaya üye olmaya yönelik iradelerinin sakatlanıp sakatlanmadığının tespit edilmesi ve aynı zamanda katılan sendikanın da faaliyetlerinin engellenip engellenmediği kapsamında değerlendirme yapılması gerektiği gözetilmeden, hatalı değerlendirme ve eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, katılan Bileşk Metal İş Sendikası vekilinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmüş olmakla, tebliğnameye uygun olarak, HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 03/07/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.


Ceza Genel Kurulu         2016/237 E.  ,  2019/501 K.

“İçtihat Metni”


Kararı Veren
Yargıtay Dairesi : 4. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Asliye Ceza
Sayısı : 1277-280

Birden fazla kişi tarafından birlikte tehdit suçundan sanık …’ın, TCK’nın 106/2-c ve 53. maddeleri uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin Ankara 5. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 20.04.2011 tarihli ve 1277-280 sayılı hükmün, sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay Dördüncü Ceza Dairesince 17.06.2015 tarih ve 17264-31411 sayı ile onanmasına karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 26.11.2015 tarih ve 352495 sayı ile;
“Birlikte tehdit suçu, 5237 sayılı TCK’nın 106/2-c maddesinde ifadesini bulmuştur. Bu maddeye göre; tehdidin birden fazla kişi tarafından birlikte, işlenmesi halinde fail hakkında 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasına hükmolunacaktır.
Tehdit suçunun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesinde bir yandan tecavüzün yoğunluğu artarken, diğer yandan mağdurun kendini savunma imkanının ortadan kalkması nedeniyle kanun koyucu tarafından nitelikli hâl sayılmıştır (Yaşar/Gökcan/Artuç, TCK 3. Cilt, s. 3589).
Yargıtay 4. CD’nin 27/04/2015 tarih, 2015/3083 E, 2015/27797 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere; tehdit suçunun birden fazla kişi tarafından birlikte işlendiğinin kabulü için, eylemin tehdit suçunu işlemek üzere anlaşan iki veya daha fazla kişi tarafından birlikte gerçekleştirilmesi gerekir. Yine Yargıtay 4. CD’nin 21/01/2013 tarih, 2012/37940 E, 2013/855 K. Sayılı ilamı ve 14/05/2013 tarih, 2011/16618 E, 2013/14635 K. sayılı ilamlarında belirtildiği üzere; sanıkların daha önceden fikir ve irade birliği içinde ve birlikte tehdit kastıyla hareket etmeleri gerekmektedir. Birlikte ifadesiyle her ikisinin de bu olaya asli fail olarak katılmasını ve birlikteliğin korkutucu gücünü mağdura yansıtmış olmaları gerekir. Yüze karşı tehditte birlikteliğin gerçekleşmesi için her iki failin de bizzat olay yerinde olması gerekir. Bir kimsenin olay yerinde olmayan kardeşini de kastederek mağdura ‘Abim ile beraber seni zaten keseceğiz, öldüreceğiz.’ demesi birlikte olarak anlaşılamayacaktır. Gönderi yoluyla hakarette de bu nitelikli hâlin uygulanabilmesi için, iki kişinin bir olarak mağdura kötülük yapacağının bildirilmesi gerekir. Örneğin mektupta ‘sen yarın öleceksin’ yazdıktan sonra faillerin ikisinin de isminin yazılması gibi (Yaşar/Gökcan/Artuç, TCK 3. Cilt, s. 3589-3590).
Somut olayımızda; sanıklar …, … ve … hakkında birden fazla kişi ile tehdit suçu işledikleri gerekçesiyle iddianame düzenlenmiş, Katılar …, kendisini tehdit edenlerin …, Mustafa ve … olduğunu beyan etmiş, tanık… … olay yerinde sanık … ve diğer sanıkların olmadığını beyan etmiştir. Ankara 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 20/04/2011 tarihli ve 2011/280 sayılı kararıyla sanıkların 3’er yıl hapis cezasıyla cezalandırılmalarına karar verilmiş ve sanıkların temyizi üzerine Yüksek 4. CD 17/06/2015 tarih ve 2013/17264 E, 2015/31411 K. sayılı ilamıyla sanık … hakkındaki mahkûmiyet kararı onanmış, diğer sanıklar hakkında ise yukarıda belirtildiği üzere eksik kovuşturma yapılmasından dolayı bozulmuştur. Sanıklar … ve … hakkındaki dava; Ankara 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/584 esasında derdest durumda olup, yargılama devam etmektedir. Bu sanıklar hakkında yapılan yargılama sonucunda mahkemece beraat kararı verilmesi durumunda sanık … tehdit suçunu birlikte işlemiş olmayacak, basit tehdit suçundan TCK’nın 106/1 m. gereğince hüküm kurulması gerekeceği,” görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.
CMK’nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay Dördüncü Ceza Dairesince 14.01.2016 tarih ve 27955-563 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
İnceleme dışı sanıklar … ve … hakkında birden fazla kişi tarafından birlikte tehdit suçunda verilen mahkûmiyet hükümleri eksik araştırma ve yetersiz gerekçeyle hüküm kurulması isabetsizliğinden Özel Dairece bozulmuş ve UYAP’tan yapılan incelemeye göre bozma sonrası yapılan yargılamada inceleme dışı sanıklar hakkında Ankara 5. Asliye Ceza Mahkemesince 07.12.2015 tarih ve 584-1064 sayı ile verilen beraat kararları temyiz edilmeksizin kesinleşmiş olup itirazın kapsamına göre inceleme sanık … hakkındaki mahkûmiyet hükmüyle sınır olarak yapılmıştır.
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar;
1- Birden fazla kişi tarafından birlikte tehdit suçundan sanıkla beraber yargılanıp cezalandırılmalarına karar verilen ve haklarındaki mahkûmiyet hükümleri eksik araştırmayla hüküm kurulması isabetsizliğinden bozulan inceleme dışı sanıklar … ve … hakkındaki yargılama sonucunun beklenilmesinin gerekip gerekmediğinin,
2- Gerekmediği sonucuna ulaşılması hâlinde; sanığın eylemine inceleme dışı sanıklar haricinde başka kişilerin katılıp katılmadığının, buna bağlı olarak sanığa atılı suçun unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığının,
Belirlenmesine ilişkindir.
Uyuşmazlık konuları birbiriyle bağlantısı nedeniyle birlikte değerlendirilmiştir.
İncelenen dosya kapsamından;
Katılan … soruşturma evresinde verdiği 13.11.2007 tarihli dilekçesinde; Çankaya ilçesi, Hilal Mahallesi, 6. Cadde, 52 Sokak, … dairenin maliki olduğunu, evini kiralamak isteyen tanık… … ve adı geçenin kefili olan tanık… …’e evi göstermek için anılan adresteki eve gittiklerini, ancak kilidi değiştirilmiş olduğundan evin kapısını açamadığını, olay yerinde aniden dört beş kişinin belirdiğini, şahısların sanık …’ın talimatı olduğundan içeriye kimsenin giremeyeceğini, bu dairenin kiralık olmadığını, buraya girecek adamın ölümü göze alması gerektiğini söylediklerini, sanık yüzünden evi kimseye satamadığını veya kiralayamadığını belirttiği,
Katılan … soruşturma evresinde; sahibi olduğu konuta sanık …’nin sahip çıkarak kendisini tehdit ettiğini, sanığın kendisine binayı ucuza aldığını söyleyerek, daha yüksek bir meblağa satıp birlikte parayı bölüşebileceklerini pek çok kez ifade ettiğini, ancak bunu kabul etmediği için sanığın kendisini gördüğü zamanlar “Burayı satın alacak ya da kiraya girecek kişinin ölümü göze alması lazım.” dediğini, bundan dolayı evi satamadığı veya kiraya veremediği gibi oturmasına da izin verilmediğini, 13.11.2007 tarihinde de evi kiralamak isteyen tanıklar… ve… ile birlikte binaya gittiklerini, inceleme dışı sanıklar … ve … ile sanığın yeğeni olan Bekir isimli şahsın kiracıların önüne çıkıp kendilerine “Bu daire bizim, kiralayacak ya da satın alacak adamın ölümü göze alması lazım.” dediklerini, bunun üzerine binadan ayrılarak durumu karakola intikal ettirdiğini, sonradan tanık…’e evi kiraya verdiğini, bu tanığın eşyalarını içeriye koduğunu ancak oturmasına izin verilmediğini,
Kovuşturma evresinde ise; sanıkların kendisine bu evi ucuz aldın diyerek tekrar onlara satmasını istediklerini, bunu kabul etmeyince “Dikkat et, gencecik oğlun var.” dediklerini, bu esnada oğlunun yanında olduğunu, evde oturamayacağını anlayınca satmak istediğini, ancak emlakçıları eve yanaştırmadıklarını, bu işlerden sanık …’nin sorumlu olduğunu, adamlarını bu yolda kullandığını, kendi olanağı ile bulduğu kiracıları yanında tehdit ettiklerini, tehdit edenlerin sanık … ile inceleme dışı sanıklar… ve … olduğunu,
Tanık… …; sanık …’yi tanımadığını, katılanı ise tanık…’in katılana ait evi kiralamak istemesiyle tanıdığını, tanık…’in kefili olarak katılana ait bahse konu daireye gittiklerinde katılanın kapıyı açamadığını, kapının kilidinin değiştirilmiş olduğunu gördüğünü, binadan çıkacakları esnada sanık …’nin adamları olduğunu öğrendiği dört beş kişinin yanlarına gelerek katılana hitaben “…’ın haberi olmadan burada kimse oturamaz, Oturacak adam ölümü göze almış olması lazım.” diye söylediklerini, olay yerinde sanığı ya da inceleme dışı sanıklar… ve …’i görmediğini,
Tanık… …; olay tarihinde katılana ait evi kiralamak için yanında kefili tanık… olduğu hâlde katılanla birlikte bahse konu eve gittiklerini, ancak kapısını açamadıklarını, aşağıya inip bina önüne çıktıkları sırada tanımadığı dört beş kişinin önlerine çıkarak “Siz burada ne arıyorsunuz, kiraladığın yere …’den habersiz kimse ne kiraya verebilir ne de satabilir!” diye söylediklerini, katılana hitaben de “Bu daireyi kiraya verecek ya da satın alacak kişinin ölümü göze alması lazım.” dediklerini,
İnceleme dışı sanık …; katılan …’in, babası olan sanık …’den bir daire satın aldığını, inşaat devam ederken de bu daireye taşınmaya kalkıştığını, binada görev yapan bekçilerin asansör olmadığı için katılanı taşınma hususunda uyarmış olabileceklerini, suçlamayı kabul etmediğini, katılanla yüz yüze gelmediğini,
İnceleme dışı sanık …; birlikte müteahhitlik yaptığı ağabeyi olan sanıkla beraber katılana bir daire sattıklarını, tapuda devir işlemleri sırasında kendisinin de yer aldığını, kendisinin ya da kardeşlerinin katılanın dairesinden istifade etmesine engel olma gibi bir durumun söz konusu olmadığını, tanıkları tanımadığını,
Beyan etmişlerdir.
Sanık … aşamalarda; kızına ait inşaat şirketinden bir adet daire satın alması nedeniyle katılanı tanıdığını, daireye taşınmak isteyen katılana, çocukları olan … ve Emre’nin, binada asansör bağlı olmadığı için asansör boşluğunun tehlike yaratabileceğini, bir hafta sonra taşınması gerektiğini söylediklerini, kimseyi tehdit kastıyla hareket etmediklerini, katılanın sık sık kendisini şikâyet ettiğini savunduğu,
Anlaşılmıştır.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda suça iştirakte faillik ve şeriklik ayrımı öngörülmüş, azmettirme ve yardım etme şeriklik kavramı içinde değerlendirilmiştir.
TCK’nın 37. maddesindeki;
“(1) Suçun kanuni tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri, fail olarak sorumlu olur.
(2) Suçun işlenmesinde bir başkasını araç olarak kullanan kişi de fail olarak sorumlu tutulur. Kusur yeteneği olmayanları suçun işlenmesinde araç olarak kullanan kişinin cezası, üçte birden yarısına kadar artırılır.” şeklindeki hüküm ile maddenin birinci fıkrasında müşterek faillik, ikinci fıkrasında ise dolaylı faillik düzenlenmiştir.
Kanunda suç olarak tanımlanan fiilin, birden fazla suç ortağı tarafından iştirak hâlinde gerçekleştirilmesi durumunda TCK’nın 37/1. maddesinde düzenlenen müşterek faillik söz konusu olacaktır.
Öğretideki görüşler de dikkate alındığında müşterek faillik için iki şartın birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir:
1- Failler arasında birlikte suç işleme kararı bulunmalıdır.
2- Suçun işlenişi üzerinde birlikte hâkimiyet kurulmalıdır.
Müşterek faillikte, birlikte suç işleme kararının yanı sıra fiil üzerinde ortak hâkimiyet kurulduğu için her bir suç ortağı “Fail” konumundadır. Fiil üzerinde ortak hâkimiyetin kurulup kurulmadığının belirlenmesinde, suç ortaklarının suçun icrasında üstlendikleri rolleri ve katkılarının taşıdığı önem göz önünde bulundurulmalıdır.
Kişinin eyleminin, bir suça katılma aşamasına ulaşıp ulaşmadığı, ulaşmışsa da suça katılma düzeyinin belirlenmesi için, eylemin bir aşamasındaki durumun değil, eylemin yapılması için verilen kararın, bu kararın icra ediliş biçiminin, olay öncesi, sırası ve sonraki davranışların da dikkate alınıp tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Zira “Yardım etme”yi müşterek faillikten ayıran en önemli unsur, kişinin suçun işlenişi sırasında fiil üzerinde ortak hâkimiyetinin bulunmamasıdır.
“Azmettirme” ise TCK’nın 38. maddesinde;
“(1) Başkasını suç işlemeye azmettiren kişi, işlenen suçun cezası ile cezalandırılır.
(2) Üstsoy ve altsoy ilişkisinden doğan nüfuz kullanılmak suretiyle suça azmettirme hâlinde, azmettirenin cezası üçte birden yarısına kadar artırılır. Çocukların suça azmettirilmesi hâlinde, bu fıkra hükmüne göre cezanın artırılabilmesi için üstsoy ve altsoy ilişkisinin varlığı aranmaz.
(3) Azmettirenin belli olmaması hâlinde, kim olduğunun ortaya çıkmasını sağlayan fail veya diğer suç ortağı hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine yirmi yıldan yirmibeş yıla kadar, müebbet hapis cezası yerine onbeş yıldan yirmi yıla kadar hapis cezasına hükmolunabilir. Diğer hâllerde verilecek cezada, üçte bir oranında indirim yapılabilir.” şeklinde düzenlenmiştir.
Azmettirme, belli bir suç işleme hususunda henüz bir düşüncesi olmayan kişide, bir başkası tarafından suç işleme kararının oluşmasının sağlanmasıdır. Eğer kişi daha önceden suçu işlemeye karar vermiş ise bu takdirde azmettirme değil, artık aynı Kanun’un 39/2. maddesi kapsamında manevi yardım söz konusu olacaktır. Azmettiren konumundaki kişinin kasten hareket etmesi gerekir. Bu kastın, failde belli bir suçu işleme konusunda karar oluşturmayı, suçun bu kişi tarafından işlenmesi hususunu ve azmettirilen suçun kanuni tanımındaki unsurlarını kapsaması gerekli olmasına karşın, eylemin yer ve zamanı ile işleniş tarzına ilişkin ayrıntıların belirlenmesine gerek yoktur.
Bu aşamada tehdit suçunun da değerlendirilmesi gerekmektedir.
Tehdit suçu TCK’nın 106. maddesinde; “(1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurun şikâyeti üzerine, altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.
(2) Tehdidin;
a) Silahla,
b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle,
c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,
d) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,
İşlenmesi halinde, fail hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(3) Tehdit amacıyla kasten öldürme, kasten yaralama veya malvarlığına zarar verme suçunun işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ceza verilir.” şeklinde düzenlenmiştir.
Türk Dil Kurumunun Büyük Türkçe Sözlüğüne göre, “Gözdağı verme” anlamına gelen tehdit, bir kimsenin bir zarara veya kötülüğe uğratılacağının bildirilmesidir. Bu bildirimin sözlü olması mümkün olduğu gibi başka yollarla ve bu bağlamda davranışlar yoluyla da yapılması mümkündür. Bu nedenle tehdit suçu; söz, yazı, resim, şekil veya işaret ile de işlenebilecek bir suç olup önemli olan gerçekleştirileceği belirtilen haksızlığın mağdurun bilgisine ulaştırılmasıdır (M. Emin Artuk, A. Gökcen, A. Caner Yenidünya, Ceza Hukuku Özel Hükümler, Turhan Kitabevi, Ankara, 6. Bası, s. 100).
Tehdidin, mağdurun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya objektif olarak elverişli olması yeterli olup, saldırının kişinin veya başkasının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına, belirli bir ağırlıkta olmak kaydıyla malvarlığına veya bunlar dışındaki sair bir kötülüğe yönelik olması gereklidir. Suçun oluşabilmesi için mağdurun iç huzurunun bozulup bozulmadığının veya korkup korkmadığının ayrıca araştırılmasına gerek yoktur. Önemli olan failin tehdidi oluşturan fiili “Korkutmak amacıyla” yapmış olmasıdır (Majno, Ceza Kanunu Şerhi, Sevinç Matbaası, Ankara 1978, C. II, s. 127; A. Pulat Gözübüyük, Mukayeseli Türk Ceza Kanunu, 5. Bası, C. II, s. 517 ve 873).
Tehdit suçuyla korunan hukuki yarar TCK’nın 106. maddesinin gerekçesinde; “Tehdidin koruduğu hukukî değer, kişilerin huzur ve sükûnudur; böylece kişilerde bir güvensizlik duygusunun meydana gelmesi engellenmektedir. Bu nedenle, söz konusu madde ile insanın kendisine özgü sulh ve sükûnuna karşı işlenen saldırılar cezalandırılmış olmaktadır. Fakat, tehdidin bu maddeyle korumak istediği esas değer, kişinin karar verme ve hareket etme hürriyetidir.” şeklinde açıklanmıştır.
Tehdit suçunu düzenleyen TCK’nın 106. maddesinin gerekçesinde vurgulandığı üzere tehdidin özelliği, kötülüğün gerçekleşip gerçekleşmeyeceğinin, tehdit edenin iradesine bağlı olmasıdır. Tehdit konusu kötülüğün gerçekleşip gerçekleşmemesi, gerçekten veya en azından görünüş itibarıyla failin takdirine bağlıdır. Fakat bu, kötülüğün mutlaka tehdit eden tarafından gerçekleştirileceği anlamına gelmez; bir üçüncü kişi vasıtasıyla bu kötülüğün gerçekleştirileceğinin bildirilmesi ile de tehditte bulunulabilir. Mağdurda tehdit konusu tecavüzü gerçekleştirebilecek imkân ve iktidara sahip olunduğu kanaati uyandırıldıktan sonra, failin bu imkân ve iktidara gerçekte sahip olmamasının bir önemi yoktur.
Tehdit suçunun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesinin nitelikli hâl olarak ön görülmesi ise, tehdidin kapsadığı korkutma gücünün ciddiliği ve yoğunluğu hususunda mağdurda ciddi kaygılar meydana getirmeye elverişli durumda olmasından kaynaklanmaktadır. Bu nitelikli hâlde suçun “İcra hareketlerini gerçekleştiren kişi sayısının” birden fazla olması ve bu kişilerin birlikte hareket etmesi gerekmektedir. Dolayısıyla failin bir kişiyi azmettirmek suretiyle katıldığı tehdit eyleminde bu nitelikli hâl uygulanamayacaktır. Ancak azmettirilen en az iki kişi tarafından mağdurun tehdit edilmesi durumunda azmettirenin işlenen suçtan sorumluluğunun doğacağı kabul edilmelidir.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konuları birlikte değerlendirildiğinde;
Katılan …’in sanık …’nin müteahhitliğini yaptığı bir binadan daire satın aldığı, katılan tarafından tanık…’e kiraya verilmek istenen dairenin gösterilmesi için 13.11.2007 tarihinde katılan, tanık… ve adı geçenin kefili olan tanık…’nin birlikte bu yere gittikleri, ancak kilidinin değiştirilmiş olması nedeniyle daire kapısı açılamadığından içeri giremedikleri, katılan ve tanıklar binadan dışarı çıkmak üzereyken dört beş kişilik bir grubun yanlarına yaklaştığı ve katılana hitaben “…’ın haberi olmadan burada kimse oturamaz.” ve “Bu daireyi kiraya verecek ya da satın alacak kişinin ölümü göze alması lazım.” şeklinde sözler söylediğinin anlaşıldığı olayda;
Dosya kapsamındaki beyanlar ve sanık savunmasına göre her ne kadar sanık … olay yerinde bizzat bulunmamış ve sanık ile beraber yargılanıp cezalandırılmalarına karar verilen inceleme dışı sanıklar… ve … hakkındaki mahkûmiyet hükümleri eksik araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulduğundan bahisle bozulmuş ise de gerek katılanın gerekse tanıklar… ve…’nin olay yerinde dört beş kişilik bir grup tarafından katılanın tehdit edildiğini aktarması ve kimliği belirsiz bu kişilerin sanığın talimatı doğrultusunda hareket ettiklerinin anlaşılması karşısında, sanığın azmettirme suretiyle birden fazla kişi tarafından birlikte tehdit suçuna iştiraki söz konusu olup TCK’nın 38. maddesinin birinci fıkrası uyarınca işlenen suçun cezasıyla cezalandırılması gerektiğinden Yerel Mahkemenin mahkûmiyet hükmünde bir isabetsizlik bulunmadığı ve inceleme dışı sanıklar hakkındaki yargılamanın beklenilmesinin sanık açısından sonuca etkili olmayacağı kabul edilmelidir.
Bu itibarla, haklı nedene dayanmayan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,
2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 25.06.2019 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi. karar verildi.


4. Ceza Dairesi         2015/18361 E.  ,  2019/11105 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Silahlatehdit
HÜKÜM : Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle,başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre, yapılan incelemede:
1-Hükmün açıklanmasına neden olan kasıtlı suçun, TCK’nın 106/1-1. cümlesi uyarınca tehdit olması, 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümlerinin yeniden düzenlenmesi ve TCK’nın 106/1. maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamına alınması karşısında, tehdit suçu yönünden, uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak, anılan hüküm yönünden uzlaştırma işleminin olumlu sonuçlanmış olması durumunda, sanığın denetim süresinde işlediği başkaca kasıtlı suçlardan mahkum olup olmadığı tespit edilip sonucuna göre, açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanıp açıklanmayacağının değerlendirilmesi zorunluluğu,
2-Kabule göre de;
Adli emanette kayıtlı bulunan suçta kullanılan bıçakların müsaderesi hakkında karar verilmemesi,
Kanuna aykırı ve suça sürüklenen çocuk … müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine 18/06/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


1. Ceza Dairesi         2019/1602 E.  ,  2019/3116 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
KATILAN SANIKLAR : 1…., 2…., 3….
SUÇ : Kasten öldürmeye teşebbüs etmek, kasten yaralama, tehdit, 6136 sayılı Yasaya aykırılık
HÜKÜM : 1-Katılan sanık … hakkında;
a-…’yı kasten öldürmeye teşebbüs etmek suçundan; TCK’nin 81, 35, 29, 62, 53. maddeleri uyarınca; 5 yıl hapis cezası,
b-6136 sayılı Yasaya aykırılık suçundan; 6136 sayılı Kanunun 13/1, TCK’nin 62, 52, 53. maddeleri uyarınca; 10 ay hapis cezası ve 500 TL. adli para cezası,
2-Katılan sanık … hakkında,
…’yı kasten yaralama suçundan; TCK’nin 86/2-3-e, 62, 52. maddeleri uyarınca; 3.000TL. adli para cezası ve 20 taksitte tahsiline,
3-Katılan sanık … hakkında;
a-Hakaret suçundan; TCK’nin 129/3, CMK’nin 223/4-d maddeleri uyarınca; ceza verilmesine yer olmadığına,
b-… ve …’ü tehdit suçundan; TCK’nin 106/2-a, 43/2, 29, 62, CMK’nin 231. maddeleri uyarınca; 1 yıl 8 ay hapis cezası ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına,
c-…’ü kasten yaralamaya teşebbüs etmek suçundan; TCK’nin 25 ve CMK’nin 223/2-d maddeleri uyarınca, meşru savunma nedeniyle beraatine,
d-6136 sayılı Yasaya aykırılık suçundan; 6136 sayılı Kanunun 13/1, TCK’nin 62, 52, 5271 sayılı CMK’nin 231. maddeleri uyarınca; 10 ay hapis cezası ve 500 TL. adli para cezası ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yoksunluğuna ilişkin.

TEMYİZ EDENLER : Katılan sanıklar müdafileri

TÜRK MİLLETİ ADINA

Katılan sanık … hakkında 6136 sayılı Yasaya muhalefet ile katılan sanıklar …,…. ya karşı silahlatehdit suçlarından verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları, 5271 sayılı CMK’nin 231/12. maddesi uyarınca itiraza tabi olduğundan, mahallinde değerlendirilmek üzere inceleme dışı bırakılmıştır.
Katılan sanık … hakkında silahla kasten yaralama suçundan verilen ve doğrudan adli para cezası ile cezalandırılmasına dair mahkumiyet hükmü, 5320 sayılı Kanunun geçici 2. maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin nitelikte olup temyiz kabiliyeti bulunmadığından,temyiz isteminin suçun vasfına da yönelik olmadığından, katılan sanık … müdafii ve katılan sanık … müdafiinin bu suça yönelen temyiz talebinin CMUK’un 317. maddesi uyarınca REDDİNE karar verilmiştir.
Katılan sanık … hakkında 6136 sayılı Yasaya muhalefet suçundan kurulan mahkumiyet hükmünü temyiz etme hakkı bulunmayan katılan sanık … müdafiinin bu hükümle ilgili temyiz isteminin CMUK’un 317. maddesi uyarınca REDDİNE karar verilmiştir.
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, katılan sanık … hakkında katılan sanık …’yi kasten öldürmeye teşebbüs, 6136 sayılı Yasaya muhalefet suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin,tahrike ve takdire ilişen cezayı azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesi takdir kılınmış,savunması inandırıcı gerekçeler ile reddedilmiş, katılan sanık …’nin katılan sanık …’e yönelik silahla kasten yaralamaya teşebbüs suçunu meşru savunma şartları altında ve sınırları içerisinde gerçekleştirdiği gerekçe gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınıp beraatine hükmedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde düzeltme nedeni dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, katılan sanıklar Mustafa ve Metin müdafinin bir nedene dayanmayan, katılan sanık … vekilinin cezadan takdire bağlı indirim yapılmamasına yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, katılan sanık … hakkında katılan sanık …’e yönelik silahla kasten yaralamaya teşebbüs suçundan kurulan beraat hükmü ile katılan sanık … hakkında 6136 sayılı Yasaya muhalefet ve kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönleik olarak ise; 24.11.2015 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinin iptal edilen bölümleri nazara alındığında, mahkemenin bu madde ile yaptığı uygulamalar yasaya aykırı ise de, CMUK’un 322. maddesi gereğince bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hüküm fıkrasında yer alan 5237 sayılı TCK’nin 53. Maddesinin

uygulanmasına ilişkin bölümlerinin “Anayasa Mahkemesinin iptal kararındaki hususlar gözetilerek, 5237 sayılı TCK’nin 53/1-2-3. maddelerinin tatbikine” şeklinde değiştirilmesi suretiyle DÜZELTİLEN hükümlerin tebliğnamedeki düşünce gibi ONANMASINA, 17/06/2019 gününde oy birliği ile karar verildi.


4. Ceza Dairesi         2015/7350 E.  ,  2019/11027 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Tehdit, kasten yaralamaya teşebbüs, hakaret, sair tehdit
HÜKÜMLER : Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, … müdafii ve …’ın hükümleri sanık sıfatlarıyla temyiz ettikleri belirlenerek dosya görüşüldü:
A-Sanık … hakkında silahla yaralamaya teşebbüs eyleminden kurulan kararda öngörülen cezanın nitelik ve niceliğine göre, verildiği tarih itibariyle hükmün temyiz edilemez olduğu anlaşıldığından, 5320 sayılı Kanunun 8/1 ve 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddeleri uyarınca sanık … müdafiinin tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ İSTEĞİNİN REDDİNE,
B-Sanık …’e yükletilen silahla tehdit suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün temyizinde;
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanık …’e yükletilen silahla tehdit eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı,
Anayasa Mahkemesi’nin hükümden sonra 24/11/2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı ile TCK’nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendine yönelik olarak vermiş olduğu iptal kararlarının, kapsam ve içerik itibariyle infaz aşamasında mahallinde gözetilebileceği,
Anlaşıldığından sanık … müdafiinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA,
C-Sanık … hakkında tehdit, sair tehdit ve hakaret suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyize gelince;
1)Sanık hakkında tehdit, sair tehdit ve hakaret suçlarından kurulan hükümler yönünden; 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen TCK’nın 106/1. maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunması, hakaret ve sair tehdit suçlarının ise,suç tarihi itibariyle uzlaşma önerisinin yapıldığı sırada 5271 sayılı CMK’nın 253/3-son cümlesi uyarınca uzlaşma kapsamında bulunmadıklarının anlaşılması ve yeni düzenleme karşısında, hakaret ve sair tehdit suçları yönünden de uzlaştırma önerisinde bulunması gerektiği anlaşılmış olmakla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
2)Kabule göre de;
a)Sanık hakkında seçimlik ceza içermeyen TCK’nın 106/1-1 cümlesi kapsamındaki tehdit suçundan hükmolunan kısa süreli hapis cezasının TCK’nın 50/1-a maddesi uyarınca para cezasına çevrildiği gözetildiğinde, her ne kadar hakaret ve sair tehdit suçlarından tekerrür nedeniyle TCK’nın 58/3. maddesi gereği zorunlu olarak hapis cezası seçilmiş ise de, para cezası dışındaki diğer seçenek yaptırımlardan birine çevrilme olanağı değerlendirilmeyerek cezanın bireyselleştirmesinde çelişkiye neden olunması,
b)TCK’nın 106/1-1 cümlesi kapsamındaki tehdit suçu yönünden; 5275 sayılı Kanunun 108/2. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin ancak hapis cezalarında uygulanabileceği gözetilmeden, hükmolunan adli para cezası nedeniyle tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi,
c)Tekerrür hükümlerinin uygulanması sırasında, en ağır cezayı içeren ilam yerine birden fazla ilamın tekerrüre esas alınması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’ın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, 2(a-b) numaralı bozma nedenleri hariç diğer yönleri incelenmeksizin, HÜKÜMLERİN 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 17/06/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Ziyaretçi Yorumları

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Hukuki Danışmanlık Ücretlidir. İletişim ve Randevu için arayabilirsiniz.