iletisim mouse ev zar soru video kullanici pdf yildiz istatistik sozlesme destek1 telefon deney menu kampanya klasor urun ampul gulenyuz bilgi sunum bina kurumsal arti kalp yorum bilim duyuru sepet liste monitor takvim ceptelefonu whatsapp gazete foto ayar canta anlasma cuzdan saat para nakliye konum tamir alinti dunya elmas ok destek2
Hürriyet Mahallesi, Kız Kalesi Sokak No:3 İç Kapı: 2, 34403 Kâğıthane/İstanbul
trenfrdearruroja

Uyuşturucu Suçunun Yurtdışında İşlenmesi Halinde Türkiye’nin Yargı Yetkisi

Uyuşturucu Suçunun Yurtdışında İşlenmesi Halinde Türkiye’nin Yargı Yetkisi

Uyuşturucu suçunun yurtdışında işlenmesi halinde ülkemizde yargı yetkisinin olup olmadığı konusunda tereddütleri gidermek adına ve uygulamada usuli eksikliklerinde göz alarak yazdığımız bir yazı oldu. Özellikle uluslarası uyuşturucu ticareti suçlamasıyla yürüyen soruşturmalarda suç yerinin doğru tespiti oldukça önemlidir. Suçun failleri, uyuşturucu ticareti suçunu hangi ülkede gerçekleştirdiği veya uyuşturucu maddeleri hangi ülkelere naklettiği bu güzergah üzerinde Türkiye’nin konumu var mı yok mu gibi sorular faillerin yargılanacağı kanun maddelerini ele almamızda önem arz etmektedir. Burada ele alınması ve tartışılması gereken bir diğer hususta uyuşturucu rotasında Türkiye ara güzergah olması durumunda suçun nevinin ne şekilde ele alınacağı hususudur. Bir başka deyişle uyuşturucu madde örnek olarak İran’dan İtalya’ya sevk edilecek iken maddenin Türkiye karasularında kalmış olması halinde teknik takip ve diğer somut deliller varsa ne olacaktır? Bu gibi örnekle suçun nevinin uyuşturucu ithalatı ve ihracı yerine uyuşturucu ticareti suçu nitelendirmesine daha uygun olduğu kanaati taşımaktayım. Bir başka ülke topraklarında yürüyen soruşturmadan ötürü ülkemizin de uyuşturucu rotası olara kullanılmış olmasının anlaşılması halinde elde başka bir delil olmaksızın suç yerinin ülkemiz olacak şekilde uyuşturucu ticareti suçu ile bir tahkikat yürütülmesi de hukuka aykırı olacaktır. Bu halde o ülke adli makamlarıyla hukuki yardım talebinde bulunarak ilgili soruşturma evrakları Adalet Bakanlığı aracılığı ile talep edilebilir. Ancak bu durumda da Non bis in idem (ya da ne bis in idem) Latince’de ‘aynı [şey] için iki kez değil’ anlamına gelen, aynı dava nedeni için iki kez yargılama yapılamayacağına dair hukuki bir ilke söz konusu olacak ve davanın reddine karar vermek gerekecektir.

Yurtdışında İşlenen Uyuşturucu Suçunun Ülkemizde Yargılanması

Yurtdışında işlenmiş uyuşturucu madde suçunun ülkemizde teknik olarak yargılanması mümkündür. Ancak 2 şekilde ele alınmıştır.

  • Fail hakkında yurtdışında mahkumiyet veya beraat kararı olması halinde

Bu durumda;

Madde 13 – (3) Birinci fıkranın (a) ve (b) bentlerinde yazılı suçlar dolayısıyla yabancı bir ülkede mahkûmiyet veya beraat kararı verilmiş olsa bile, Adalet Bakanının talebi üzerine Türkiye’de yargılama yapılır.

Madde 13-(1) Aşağıdaki suçların, vatandaş veya yabancı tarafından, yabancı ülkede işlenmesi halinde, Türk
kanunları uygulanır:

a) İkinci Kitap, Birinci Kısım altında yer alan suçlar.

b) İkinci Kitap, Dördüncü Kısım altındaki Üçüncü, Dördüncü, Beşinci, Altıncı, Yedinci ve Sekizinci Bölümlerde yer
alan suçlar.

Uyuşturucu madde suçları 5237 sayılı TCK’nın İkinci
Kitap, Topluma Karşı Suçlar başlıklı Üçüncü Kısım, Kamu Sağlığına Karşı Suçlar başlıklı Üçüncü Bölümünde düzenlenmiştir. Bu haliyle özel bir düzenleme bulunmaktadır. Eğer ki fail hakkında bu suçtan ötürü yurtdışındaki yargılamada beraat veya mahkumiyet verildiyse ancak Adalet Bakanının talebi üzerine Türkiye’de yargılama yapılır.

  • Fail hakkında yurtdışında mahmumiyet veya beraat karar olmaması halinde

Madde 13 – (2) (Ek ikinci fıkra: 29/6/2005 – 5377/3 md.) İkinci Kitap, Dördüncü Kısım altındaki Üçüncü, Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerde yer alanlar hariç; birinci fıkra kapsamına giren suçlardan dolayı Türkiye’de yargılama yapılması, Adalet Bakanının talebine bağlıdır

Yukarıdaki kanun maddesine göre ise eğer ki kişi hakkında yurtdışında mahkumiyet veya beraat kararı verilmemişse bu durumda her halükarda belirlenen suçlar için İkinci Kitap, Dördüncü Kısım altındaki Üçüncü, Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerde yer alanlar için yargılama adalet bakanı talebi aranmaksızın yargılaması yapılabilecek iken Madde 13 – 1.fıkrasına giren suçlar için yani; 

c) İşkence (madde 94, 95).
d) Çevrenin kasten kirletilmesi (madde 181).

e) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188), uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını
kolaylaştırma (madde 190).

f) Parada sahtecilik (madde 197), para ve kıymetli damgaları imale yarayan araçların üretimi ve ticareti (madde 200),
mühürde sahtecilik (madde 202).

g) Fuhuş (madde 227)
i) Deniz, demiryolu veya havayolu ulaşım araçlarının kaçırılması veya alıkonulması (madde 223, fıkra 2, 3) ya da bu
araçlara karşı işlenen zarar verme (madde 152) suçları.

için ise yurtdışındaki mahkemede mahkumiyet veya beraat kararı verilmemiş olsa bile yargılama yetkisi için adalet bakanının talebi olması gereklidir.

10. Ceza Dairesi         2017/7815 E.  ,  2018/2618 K.

“İçtihat Metni”

Mahkeme : Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Uyuşturucu madde ihraç etme
Hüküm : Mahkûmiyet

Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, 25/02/2002 tarihinde Romanya’da ele geçirilen ve Türkiye’den ihraç edildiğine dair delil bulunmayan eroin dolayısıyla sanıkların Suceava Mahkemesi’nce 10 yıl hapis cezasına mahkûm oldukları ve Romanya Yargıtay Ceza Bölümü’nün 07/02/2007 tarihli kararı ile kesinleştiği anlaşılmış olup, yabancıülkede 765 sayılı TCK’nın 4. maddesinde ve 5237 sayılı TCK’nın 13. maddesinin 3. fıkrasında belirtildiği üzere, bu maddenin 1. fıkrasının a ve b bentlerinde yazılı suçlar dışında bir suç işlemiş ve hakkında o ülkede hüküm verilmiş olan sanıkların “NonBisİnİdem” kuralı uyarınca Türkiye’de yeniden yargılanmaları mümkün olmadığı gözetilmeden sanıklar hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekirken, mahkûmiyet hükümleri kurulması,
Yasaya aykırı, sanıkların müdafilerinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, re’sen de temyize tabi olan hükümlerin BOZULMASINA, 14/03/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

20. Ceza Dairesi         2017/5263 E.  ,  2017/4830 K.

“İçtihat Metni”

Mahkeme : SİLİFKE Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Uyuşturucu madde ihraç etme
Hükümler : 1- Temyiz isteğinin reddi; Sanık … hakkında
2-Mahkumiyet; sanıklar … ve … hakkında
3-Değişen suç niteliğine göre uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkumiyet; sanık … hakkında

Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A-)Sanık … hakkında kurulan hükmün incelenmesinde;
Duruşmaya katılan sanık müdafiinin huzurunda 16.11.2011 tarihinde verilen hükmün, sanık müdafii tarafından CMUK’nın 310/1. maddesinde belirtilen bir haftalık kanunî temyiz süresinden sonra 29.02.2012 tarihinde temyiz edildiği anlaşıldığından, kanuna uygun olarak verilen 01.03.2012 tarihli temyiz isteğinin reddine ilişkin ek kararın ONANMASINA,
B-)Sanıklar … ve … hakkında kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların aşağıda belirtilenler dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; sanıklar müdafilerinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-TCK’nın 188/2. maddesi uyarınca, sanık … hakkında yurt dışında yapılan yargılama sonucunda hükmolunan cezanın infaz edilen kısmının mahsubuna karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2- Sanık … hakkında tekerrüre esas alınan Reyhanlı 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 01/08/2007 tarihli, 2007/294 esas ve 2007/404 karar sayılı ilamının, temyize konu suç tarihinden sonra 10/09/2007 tarihinde kesinleştiği ve sanığın adli sicil kaydında tekerrüre esas alınabilecek başkaca ilamın da bulunmadığı anlaşıldığı halde, sanık hakkında TCK’nın 58/1. fıkrasına aykırı olacak şekilde tekerrür hükümlerinin uygulanması,
3-Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, CMUK’nın 321. maddesi gereğince hükümlerin BOZULMASINA; ancak bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca giderilmesi mümkün bulunduğundan;
1- Hükmün (C) sayılı bölümünün mahsuba ilişkin paragrafında “tarihleri arasındaki sürelerin” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve sanık hakkında KKTC ülkesinde hükmolunan cezanın infaz edilen kısmının” ibaresinin eklenmesi,
2-Sanık … hakkında tekerrür uygulanmasına ilişkin bölümün hüküm fıkrasından çıkarılması,
3-TCK’nın 53. maddesinin uygulanması ile ilgili bölümlerin hüküm fıkrasından çıkarılması ve yerine “Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarihli iptal kararından sonra oluşan duruma göre, sanık hakkında, TCK’nın 53. maddesinin 1. ve 2. fıkraları ile 3. fıkrasının birinci cümlesinin uygulanmasına” ibaresinin eklenmesi,
C-)Sanık … hakkında kurulan hükmün incelenmesinde;
Sanık …’ın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde sanık …’ın temin ettiği uyuşturucu maddenin ticaretini yapmak amacıyla beraat eden sanık …’ya uyuşturucu madde sattığı ancak, sanığın uyuşturucu maddenin Türkiye’den ihraç edilmesi eylemine iştirak etmediği, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesinin 2891/2007 sayılı dava dosyasında 10 ay hapis cezası aldığı ve hükmün kesinleştiği; 5237 sayılı TCK’nın 13. maddesinin 3. fıkrasına göre yurtdışında işlenen uyuşturucu madde suçlarından dolayı Türkiyede yargılamanın yapılabilmesi için yabancıülkede hüküm verilmemiş olması gerektiği, hüküm verilmiş ise aynı suçtan Türkiyede yeniden kovuşturma yapılamayacağı, böylece yabancıülkede hüküm verilmesi halinde aynı fiilden dolayı birden fazla hüküm verilemeyeceğine ilişkin “nonbisinidem” kuralının kabul edildiği gözetilmeden, TCK’nın 13. maddesi ile CMK’nın 223. maddesinin 7. fıkrası uyarınca sanık hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekirken sanığın mahkumiyetine hükmolunması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA, 02.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

10. Ceza Dairesi         2014/3280 E.  ,  2014/13148 K.

  • NON BİS İN İDEM
  • YURT DIŞINDA UYUŞTURUCU MADDE TİCARETİ YAPMA
  • TÜRKİYE’NİN EGEMENLİK ALANI DIŞINDA İŞLENEN SUÇLAR
  • YURT DIŞINDA İŞLENEN SUÇ SEBEBİYLE TÜRKİYE’DE YARGILAMA YAPILMASI (CEZANIN ÜST SINIRI YÖNÜNDEN)

“İçtihat Metni”


A) Sanıklar H.. K.., A.. E.. ve N.. M.. hakkındaki mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesi:
Sanık H.. K..’nın temyiz dilekçesi içeriğine göre Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 15.01.2009 tarihli ve 2009/209 Değişik iş sayılı kararına yönelik kanun yolu talebi bulunmadığından, belirtilen karar inceleme dışı tutularak mahkûmiyet hükmüyle sınırlı inceleme yapılmıştır.
Sanıklara isinat olunan suçun “yurt dışında uyuşturucu madde ticareti yapma” olduğu; bu suç nedeniyle sanık Haydar’ın Avusturya Eisenstadt Eyalet Mahkemesi’nin 16.02.2006 tarihli ve 8 Hv 2/06b numaralı kararı ile 10 yıl ağır hapis cezasına, sanık Abdulmennan’ın Romanya Bükreş Adliyesi 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 18.04.2006 tarihli ve 464/F numaralı kararı ile 15 yıl hapis cezasına, sanık Nuri’nin ise Romanya 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 28.06.2006 tarihli ve 501 itiraz-46386-32005 dosya numaralı kararı ile 15 yıl hapis cezasına mahkûm edildikleri ve hükümlerin kesinleştiği; 5237 sayılı TCK’nın 13. maddesinin 3. fıkrasına göre, yurt dışında işlenen uyuşturucu madde suçlarından dolayı Türkiye’de yargılama yapılabilmesi için yabancı ülkede hüküm verilmemiş olması gerektiği, hüküm verilmiş ise aynı suçtan Türkiye’de yeniden kovuşturma yapılamayacağı, böylece yabancı ülkede hüküm verilmesi halinde de aynı fiilden dolayı birden fazla hüküm verilemeyeceğine ilişkin “non bis in idem” kuralının kabul edildiği gözetilmeden; TCK’nın 13. maddesi ile CMK’nın 223. maddesinin 7. fıkrası uyarınca sanıklar hakkındaki davaların reddine karar verilmesi gerekirken, sanıkların mahkûmiyetlerine hükmolunması,
Kanuna aykırı, sanıkların müdafileri ile sanıklar Haydar ve Abdulmennan’ın temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükümlerin BOZULMASINA,
B) Sanık M.. N.. hakkındaki mahkûmiyet hükmünün incelenmesi:
Sanık müdafiinin 10.10.2014 tarihli temyiz dilekçesinde sanığın öldüğünü bildirdiği ve UYAP aracılığı ile MERNİS’ten alınan güncellenmiş nüfus kayıt örneğinde sanığın hükümden sonra 19.09.2014 tarihinde öldüğünün belirtildiği anlaşıldığından; ölüp ölmediği kesin olarak belirlendikten sonra sanık hakkında hüküm kurulmasında zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları ile duruşmadaki sözlü savunması bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin hükmün BOZULMASINA,
C) Sanık M.. U.. hakkındaki mahkûmiyet hükmünün incelenmesi:
Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 23.05.2006 tarihli talep yazısıyla sanık hakkında TCK’nın 13. maddesi gereğince yargılama yapılmasına izin verildiği anlaşıldığından, tebliğnamedeki izin alınması gerektiğine ilişkin bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile aşağıda belirtilen dışındaki yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
TCK’nın 19. maddesindeki, Türkiye’nin güvenliğine karşı ve zararına olarak veya Türk vatandaşına karşı ya da Türk kanunlarına göre kurulmuş özel hukuk tüzel kişisi zararına işlenmiş suçlar hariç olmak üzere, “Türkiye’nin egemenlik alanı dışında işlenen suçlar dolayısıyla Türkiye’de yargılama yapılırken, Türk kanununa göre verilecek olan ceza, suçun işlendiği ülke kanununda öngörülen cezanın üst sınırıdan fazla olamaz” şeklindeki düzenleme karşısında; sanığın iştirak ettiği 18.07.2005 tarihinde Avusturya’da işlenen uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan dolayı, Avusturya’nın ilgili kanununda bu suç için öngörülen cezanın üst sınırı belirlendikten sonra, TCK’nın 19. maddesi dikkate alınarak hüküm kurulması gerekirken, eksik araştırma ile karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA,
D) Sanıklar S.. Y.., H.. İ.., İ.. K.., H.. Ç.., Ö.. K.., A.. T.. ve L.. T.. hakkındaki mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesi:
Sanıkların savunmalarının aksine, 18.07.2005 ve 19.09.2005 tarihlerinde yurtdışında ele geçirilen suç konusu uyuşturucu maddelerle ilgilerinin olduğuna ya da bu suçları işleyen diğer sanıkların eylemlerine iştirak ettiklerine, dolayısıyla kendilerine isnat edilen suçları işlediklerine ilişkin, somut olay ve olgularla örtüşmeyen ve içeriği değişik anlamlara gelebilecek telefon konuşmaları dışında, kuşku sınırlarını aşan yeterli ve kesin delil bulunmadığı gözetilmeden, sanıklar hakkında beraat yerine mahkûmiyet hükmü kurulması,
Kanuna aykırı, sanıkların müdafilerinin temyiz itirazları ile sanıklar S.. Y.., H.. İ.. ve Ö.. K.. müdafilerinin duruşmadaki sözlü savunmaları bu nedenle yerinde olduğundan, sanıklar S.. Y.., H.. İ.., İ.. K.., H.. Ç.. ve Ö.. K.. yönünden resen de temyize tabi olan hükümlerin BOZULMASINA,
27.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İlgili Hukuki Makaleler :

Ziyaretçi Yorumları

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Bir Yorum Yazın

Hukuki Danışmanlık Ücretlidir. İletişim ve Randevu için arayabilirsiniz.