Telefon Dinlemesinde Tesadüfi Delil Hukuka Uygunluğu CMK 135 Kapsamı
Ceza dosyalarında bazı deliller vardır ki, ilk bakışta her şeyi çözer gibi görünür.
Telefon konuşmaları mesela…
Savcı için güçlüdür, mahkeme için ikna edicidir, dosyada okununca “tamam, bu iş bitmiş” hissi verir.
Ama işin içine hukuk girince tablo değişir.
Çünkü her telefon kaydı delil değildir.
Her hukuka uygun dinleme, her suç için kullanılamaz.
Ve çoğu zaman gözden kaçırılan bir gerçek vardır:
Tesadüfen elde edilen delil, her durumda hukuka uygun değildir.
Bu yazıyı yazma sebebim de tam olarak bu.
Dosyalarda sıkça karşılaştığım, ama uygulamada yeterince tartışılmayan bir mesele.
Telefon dinlemesi: sıradan bir delil değil
Telefon dinlemesi, basit bir soruşturma yöntemi değildir.
Kişinin en mahrem alanına müdahaledir.
Haberleşme özgürlüğüne doğrudan dokunur.
Bu yüzden kanun koyucu açık bir sınır çizmiştir:
Her suç için telefon dinlemesi yapılamaz.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 135. maddesi, hangi suçlar için dinleme yapılabileceğini tek tek sayar.
Bunlara katalog suçlar denir.
Yani:
- Bazı suçlar için dinleme yapılabilir.
- Bazı suçlar için yapılamaz.
- Ve daha önemlisi:
Dinleme sırasında ortaya çıkan her suç, otomatik olarak delil haline gelmez.
İşte burada “tesadüfi delil” kavramı devreye girer.
Tesadüfi delil dediğimiz şey ne?
Bir örnekle anlatayım.
Savcılık, uyuşturucu ticareti şüphesiyle bir kişi hakkında telefon dinleme kararı aldırıyor.
Uyuşturucu suçu katalog suç olduğu için dinleme hukuka uygun.
Dinleme sırasında şu konuşma kayda giriyor:
“O adamı dövdüm, parasını vermedi.”
Burada ortaya çıkan suç uyuşturucu değil.
Kasten yaralama, belki tehdit.
Bu kayıt ne?
Tesadüfi delil.
Yani dinlemenin amacı dışında, tesadüfen ortaya çıkan bir suçun delili.
Şimdi kritik soru geliyor:
Bu kayıt, kasten yaralama dosyasında delil olarak kullanılabilir mi?
Çoğu kişinin vereceği cevap şu olur:
“Evet, sonuçta gerçek bir konuşma, neden kullanılmasın?”
Ama hukuk böyle düşünmez.
Hukukun cevabı net ama rahatsız edici
Yargıtay’ın yaklaşımı açık:
Telefon dinlemesi sırasında tesadüfen elde edilen deliller,
ancak ortaya çıkan suç da katalog suç ise kullanılabilir.
Yani:
- Dinleme hukuka uygun olabilir.
- Ama elde edilen kayıt, başka bir suç için hukuka aykırı hale gelebilir.
Bu noktada birçok dosyada şu çelişki ortaya çıkar:
Dinleme hukuka uygun, delil hukuka aykırı.
Evet, tam olarak böyle.
Somut örneklerle ilerleyelim
Yazı İçeriği
1) Hakaret suçu
Dinleme sırasında şöyle bir konuşma geçiyor:
“O adam tam bir dolandırıcı, şerefsiz.”
Hakaret suçu oluşabilir.
Ama hakaret, katalog suç değildir.
Sonuç:
- Bu kayıt hakaret davasında delil olamaz.
- Mahkeme bu kayda dayanarak mahkûmiyet kuramaz.
2) Tehdit suçu
Konuşma şöyle:
“Bir daha karşıma çıkarsa kötü olur.”
Bu sözler tehdit olarak değerlendirilebilir.
Ama tehdit suçu da katalog suç değildir.
Sonuç değişmez:
- Bu kayıt tehdit dosyasında delil değildir.
3) Cinsel taciz suçu
Dinleme sırasında şu konuşma kayda giriyor:
“Gece sana mesaj attım, neden cevap vermiyorsun?”
İçeriğe göre cinsel taciz tartışması yapılabilir.
Ama cinsel taciz de katalog suç değildir.
Sonuç:
- Bu kayıt cinsel taciz davasında kullanılamaz.
Burada kritik nokta şu:
Tesadüfi delilin hukuka uygun olup olmadığı,
delilin ahlaki ağırlığına değil,
suçun katalog suç olup olmadığına bağlıdır.
Yani mesele vicdan değil, hukuk meselesidir.
En sık yapılan hata
Uygulamada sıkça karşılaşıyorum:
“Dinleme kararı var, o halde her şey delildir.”
Bu yaklaşım yanlıştır.
Telefon dinleme izni, sınırsız bir yetki değildir.
Savcılığa “her şeyi dinle, her şeyi kullan” yetkisi vermez.
Dinleme, belirli suçlar için verilmiş bir istisnadır.
Bu istisna genişletilemez.
Genişletildiği anda, delil hukuka aykırı hale gelir.
Savunma açısından neden önemli?
Birçok dosyada tablo şu:
- Dosyanın bel kemiği: telefon kayıtları.
- Ama bu kayıtlar katalog dışı suçlara ilişkin.
Bu durumda savunma açısından şu gerçek ortaya çıkar:
Dosyada hukuka uygun delil yok.
Ve bu, sıradan bir teknik itiraz değildir.
Dosyanın kaderini değiştirebilecek bir noktadır.
Hangi Suçlarda Tesadüfi Delil Kullanılabilir, Hangilerinde Kullanılamaz?
Tesadüfi delil meselesini teoride anlatmak kolay.
Ama asıl mesele pratiğe geldiğinde ortaya çıkıyor.
Çünkü soru şu:
Hangi suçta tesadüfi delil hukuka uygundur, hangisinde değildir?
Bu sorunun cevabı, sanıldığı gibi “mantıkla” değil,
doğrudan kanunla verilir.
Katalog suç meselesi: hukukun çizdiği kırmızı çizgi
Telefon dinlemesi ancak CMK 135’te sayılan suçlar için yapılabilir.
Bu suçların bazıları şunlardır:
- Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80) ile organ veya doku ticareti (madde 91),
- Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),
- İşkence (madde 94, 95),
- Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102),
- Çocukların cinsel istismarı (madde 103),
- (Ek: 21/2/2014 – 6526/12 md.) Nitelikli hırsızlık (madde 142) ve yağma (madde 148, 149)ile nitelikli dolandırıcılık (madde 158),
- Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),
- Parada sahtecilik (madde 197),
- (Mülga: 21/2/2014 – 6526/12 md.; Yeniden düzenleme: 24/11/2016-6763/26 md.) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (madde 220, fıkra üç),
- (Ek: 25/5/2005 – 5353/17 md.) Fuhuş (madde 227),
- İhaleye fesat karıştırma (madde 235),
- (Ek: 24/11/2016-6763/26 md.) Tefecilik (madde 241),
- Rüşvet (madde 252),
- Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama (madde 282),
- (Değişik: 2/12/2014-6572/42 md.) Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak (madde 302) ,
- (Ek: 2/12/2014-6572/42 md.) Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 311, 312, 313, 314, 315, 316),
- Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (madde 328, 329, 330, 331, 333, 334, 335, 336, 337) suçları.
- b) Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları.
- c) (Ek: 25/5/2005 – 5353/17 md.) Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu,[39]
- d) Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar.
- e) Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar.
Bu suçlar iletişimin tespiti için sayılan katalog suçtur.
Dolayısıyla:
- Dinleme bu suçlar için yapılabilir.
- Dinleme sırasında ortaya çıkan başka bir suç da katalog suç ise,
tesadüfi delil kullanılabilir.
Ama burada kritik bir detay var.
Basit ama çarpıcı bir örnek
Bir kişi hakkında suç örgütü soruşturması yürütülüyor.
Telefonu dinleniyor.
Dinleme sırasında şu konuşma geçiyor:
“Şu adamdan borcu tahsil et, gerekirse korkut.”
Burada ortaya çıkan suç: tehdit.
Tehdit suçu katalog suç değildir.
Sonuç:
- Bu kayıt tehdit dosyasında delil olamaz.
Ama aynı konuşmada şu da geçseydi:
“Uyuşturucuyu yarın teslim edeceğiz.”
Uyuşturucu suçu katalog suçtur.
Bu durumda:
- Bu kayıt uyuşturucu suçunda delil olabilir.
Yani aynı telefon konuşması içinde bile,
bir kısmı delil olabilir, bir kısmı hukuka aykırı olabilir.
Ceza hukukunun en tuhaf alanlarından biri tam olarak budur.
Dolandırıcılık örneği: uygulamada en çok karıştırılan alan
Pratikte en çok hata yapılan dosya türü dolandırıcılıktır.
Çünkü dolandırıcılık suçu, çoğu durumda katalog suç değildir.
Bir örnek:
Savcılık, örgüt suçu şüphesiyle telefon dinlemesi yapıyor.
Dinleme sırasında şu konuşma ortaya çıkıyor:
“Bu adamdan parayı aldık, dosyayı kapattık.”
Savcılık bu konuşmayı alıyor ve diyor ki:
“Dolandırıcılık var.”
Ama burada kritik soru şu:
Dolandırıcılık suçu katalog suç mu?
Genel olarak hayır.
Sonuç:
- Bu kayıt dolandırıcılık dosyasında delil olamaz.
Uygulamada ise çoğu zaman bu kayıtlar doğrudan iddianameye giriyor.
Mahkemeler de çoğu zaman bunu sorgulamıyor.
Ama hukuken durum bu değil.
Örgüt suçunun arkasına saklanma meselesi
Pratikte savcılıklar bazen şu yolu izliyor:
Önce örgüt soruşturması açılıyor.
Telefon dinlemesi başlatılıyor.
Sonra elde edilen kayıtlar başka suçlar için kullanılıyor.
Bu yöntem hukuken tartışmalı.
Çünkü soru şu:
Gerçekten örgüt suçu mu var,
yoksa sadece telefon dinlemesi için örgüt iddiası mı var?
Eğer örgüt iddiası yapay ise,
dinleme kararı baştan itibaren hukuka aykırı hale gelir.
Bu durumda sadece tesadüfi deliller değil,
bütün dinleme kayıtları tartışmalı olur.
Tesadüfi delilin hukuka uygun olduğu nadir durumlar
Şimdi kritik noktaya gelelim.
Tesadüfi delil ne zaman hukuka uygun olur?
Cevap net:
- Dinleme kararı katalog suç için alınmış olmalı.
- Dinleme sırasında ortaya çıkan suç da katalog suç olmalı.
Örnek:
Bir kişi hakkında uyuşturucu ticareti nedeniyle dinleme yapılıyor.
Dinleme sırasında şu konuşma ortaya çıkıyor:
“Rüşvet işini hallettik.”
Rüşvet suçu da katalog suçtur.
Bu durumda:
- Bu kayıt rüşvet dosyasında delil olabilir.
Yani tesadüfi delil her zaman yasak değil,
ama çok dar bir alanda geçerli.
En kritik mesele: zincirleme delil problemi
Burada daha tehlikeli bir alan var.
Telefon kaydı hukuka aykırıysa,
bu kayda dayanarak elde edilen diğer deliller ne olacak?
Örneğin:
- Hukuka aykırı telefon kaydı → şüpheli tespit edildi
- Şüpheliye baskı yapıldı → ikrar alındı
- İkrar → başka deliller bulundu
Bu durumda soru şu:
Hukuka aykırı kayda dayalı ikrar ve diğer deliller geçerli mi?
Yargıtay’ın yaklaşımı burada serttir:
Hukuka aykırı delilden doğan deliller de hukuka aykırıdır.
Bu, ceza hukukunda “zehirli ağacın meyvesi” olarak bilinir.
Savunma açısından stratejik anlamı
Birçok dosyada şu tabloyla karşılaşıyorum:
- Telefon kayıtları çıkarıldığında dosyada delil kalmıyor.
- Geriye sadece soyut beyanlar kalıyor.
Bu durumda savunma açısından şu argüman ortaya çıkar:
Dosya, hukuka aykırı delil üzerine kurulmuştur.
Bu argüman doğru kurulduğunda,
dosyanın bütün dengesi değişir.
“Örgüt” Gerekçesiyle Dinleme Kararı: Gerçek İhtiyaç mı, Hukuki Kılıf mı?
Dosyalarda sıkça karşılaştığım bir tablo var.
Artık neredeyse sıradan hale geldi.
Soruşturma başlıyor.
Henüz dosya çok yeni.
Üçüncü günün sonunda savcılık, iletişimin tespiti için karar aldırıyor.
Gerekçe tanıdık:
“Suçun örgüt kapsamında işlenmiş olma ihtimali.”
İlk bakışta hukuki bir gerekçe gibi duruyor.
Ama biraz durup düşününce şu soru ortaya çıkıyor:
Bu ihtimal nereden çıktı?
Kanunun aradığı şart: son çare olması
CMK 135 çok net bir şey söyler.
Ama uygulamada çoğu zaman görmezden gelinen bir şey.
Telefon dinlemesi için sadece katalog suç şüphesi yetmez.
Ayrıca şu şart da aranır:
Başka suretle delil elde etme imkânının bulunmaması.
Bu cümle, çoğu kararda sadece bir klişe olarak yer alır.
Ama içi doldurulmaz.
Oysa hukuk açısından asıl mesele burasıdır.
Somut dosya üzerinden düşünelim
Bir dosyada soruşturma açılıyor.
Üç gün sonra dinleme kararı alınıyor.
Sorulması gereken sorular şunlar:
- Şüphelinin ifadesi alındı mı?
- Tanıklar dinlendi mi?
- Fiziki takip yapıldı mı?
- HTS kayıtları incelendi mi?
- Kamera görüntüleri araştırıldı mı?
- Banka hareketleri incelendi mi?
- Dijital materyaller üzerinde çalışma yapıldı mı?
Eğer bunların hiçbiri yapılmadan doğrudan dinleme kararı alındıysa,
ortada ciddi bir problem vardır.
Çünkü telefon dinlemesi, ilk başvurulacak yöntem değildir.
Son çaredir.
Ama uygulamada çoğu zaman ilk refleks haline gelmiştir.
“Örgüt ihtimali”nin arkasındaki gerçek
Dosyalarda sıkça gördüğüm bir durum var:
Örgüt suçu, çoğu zaman gerçek bir olguya değil,
telefon dinlemesi yapabilmek için oluşturulmuş bir varsayıma dayanıyor.
Yani:
- Önce örgüt iddiası kuruluyor.
- Sonra bu iddia üzerinden dinleme kararı alınıyor.
- Dinleme kayıtlarıyla dosya inşa ediliyor.
Ama burada hukuki bir çelişki var.
Örgüt suçunun varlığı,
dinleme kayıtlarıyla ispat edilmeye çalışılıyor.
Oysa hukuken olması gereken şu:
Örgüt şüphesi, dinleme öncesinde somut delillerle ortaya konulmalı.
Aksi halde dinleme, delil üretme aracına dönüşür.
Bu da hukukun kabul ettiği bir şey değildir.
Buradaki kritik tehlike
Eğer bir dosyada:
- Örgüt iddiası soyut ise,
- Dinleme kararı erken verilmişse,
- “Başka delil elde etme imkânı kalmadı” gerekçesi şeklen yazılmışsa,
o dosyada sadece tesadüfi deliller değil,
dinlemenin tamamı tartışmalı hale gelir.
Çünkü sorun artık tesadüfi delil meselesi değildir.
Sorun, dinlemenin baştan itibaren hukuka uygun olup olmadığıdır.
Bu noktada şu soru ortaya çıkar:
Eğer dinleme kararı hukuka aykırıysa,
bu karara dayalı elde edilen bütün kayıtların durumu ne olacak?
Cevap ağırdır:
Hukuka aykırı delil.
Somut bir senaryo ile netleştirelim
Bir dosyada şu süreç yaşanıyor:
- Soruşturma açılıyor.
- Üçüncü gün örgüt şüphesiyle dinleme kararı alınıyor.
- Dinleme sırasında dolandırıcılığa ilişkin konuşmalar kayda giriyor.
- Savcılık, bu kayıtları dolandırıcılık dosyasına koyuyor.
Burada iki ayrı hukuki problem var:
1) Dinleme kararı gerçekten gerekli miydi?
- Başka delil elde etme imkânı gerçekten kalmamış mıydı?
- Yoksa bu sadece kağıt üzerinde yazılmış bir cümle mi?
Eğer ikinci ihtimal doğruysa,
dinleme kararı hukuka aykırıdır.
2) Tesadüfi delil sorunu
Diyelim ki dinleme kararı hukuka uygun kabul edildi.
Bu durumda bile şu soru var:
Dolandırıcılık suçu katalog suç mu?
Çoğu durumda hayır.
O halde:
- Bu kayıt dolandırıcılık dosyasında delil olamaz.
Yani savcılık iki kez hukuki sınırı aşmış olur:
- Önce dinleme kararıyla,
- sonra tesadüfi delili kullanarak.
Savunma açısından burada nasıl bir kapı açılır?
Bu tür dosyalarda savunma açısından çok güçlü bir argüman ortaya çıkar:
Dinleme kararı, kanunun aradığı “son çare” şartını taşımamaktadır.
Bu argüman sadece teknik bir itiraz değildir.
Dosyanın temelini sarsan bir itirazdır.
Çünkü eğer mahkeme şunu kabul ederse:
- Dinleme kararı erken verilmiştir,
- Somut gerekçe yoktur,
- Başka delil yolları denenmemiştir,
o zaman şu sonuç ortaya çıkar:
Dinleme kayıtları hukuka aykırıdır.
Bu durumda tesadüfi delilleri tartışmaya bile gerek kalmaz.
İşin daha rahatsız edici tarafı
Pratikte çoğu zaman şu yaşanır:
Mahkemeler, dinleme kararının gerekçesini sorgulamaz.
“Örgüt ihtimali” ifadesi yeterli görülür.
Ama hukuk böyle işlememelidir.
Çünkü eğer “örgüt ihtimali” bu kadar kolay kabul edilirse,
her dosya örgüt dosyasına dönüşebilir.
Bu da telefon dinlemesinin istisna olmaktan çıkıp,
kural haline gelmesi demektir.
Ve bu, ceza hukukunun ruhuna aykırıdır.
Tesadüfi Delil Meselesi Teknik Bir Ayrıntı Değil, Dosyanın Kaderidir.
Telefon dinlemesi ve tesadüfi delil konusu, çoğu zaman teknik bir ayrıntı gibi görülüyor.
Oysa gerçek böyle değil.
Birçok dosyada, bütün yapı telefon kayıtlarının üzerine kuruluyor.
O kayıtlar çıkarıldığında geriye ne kalıyor?
Çoğu zaman hiçbir şey.
Bu yüzden tesadüfi delil meselesi,
sadece akademik bir tartışma değil,
doğrudan beraat ile mahkûmiyet arasındaki çizgidir.
Savunmada nasıl kullanılmalı?
Pratikte şunu görüyorum:
Savunmalar çoğu zaman sadece şu cümleyle yetiniyor:
“Telefon kayıtları hukuka aykırıdır.”
Bu yeterli değil.
Mahkemeyi ikna eden şey,
soyut itirazlar değil,
hukuki mantığın adım adım kurulmasıdır.
Benim yaklaşımım şu şekilde:
1) Dinleme kararının gerçekten gerekli olup olmadığını sorgulamak
Önce şu soruyu sormak gerekir:
Bu dosyada telefon dinlemesi gerçekten zorunlu muydu?
Somut olarak:
- Şüphelinin ifadesi alınmış mı?
- Tanıklar dinlenmiş mi?
- Fiziki takip yapılmış mı?
- HTS kayıtları incelenmiş mi?
- Kamera görüntüleri araştırılmış mı?
- Banka ve finansal kayıtlar incelenmiş mi?
Eğer bunların hiçbiri yapılmadan dinleme kararı alınmışsa,
şu argüman ortaya çıkar:
Telefon dinlemesi, kanunun öngördüğü “son çare” olmaktan çıkmış,
soruşturmanın ilk aracı haline gelmiştir.
Bu cümle, savunmanın omurgasıdır.
2) Örgüt iddiasının gerçekliğini tartışmak
Birçok dosyada örgüt iddiası,
somut delillerle değil, varsayımlarla kuruluyor.
Savunmada şu soruyu açıkça sormak gerekir:
Dinleme kararından önce örgüt suçuna ilişkin hangi somut deliller vardır?
Eğer cevap yoksa, şu sonuç doğar:
- Örgüt iddiası, dinleme kararını meşrulaştırmak için kullanılmıştır.
- Bu durumda dinleme kararı baştan itibaren hukuka aykırıdır.
Bu noktada tesadüfi delil tartışmasına bile gerek kalmaz.
Çünkü temel zaten çökmüştür.
3) Tesadüfi delilin katalog suç testinden geçirilmesi
Diyelim ki mahkeme, dinleme kararını hukuka uygun kabul etti.
Bu durumda ikinci aşamaya geçilir:
Ortaya çıkan suç, katalog suç mu?
Burada yapılması gereken şey basit ama etkili:
- Suç tipini net şekilde belirlemek.
- CMK 135’teki katalog suçlarla karşılaştırmak.
Eğer suç katalog dışıysa,
şu sonuç ortaya çıkar:
Telefon kayıtları, ilgili suç bakımından hukuka aykırı delildir.
Bu noktada savunma şu cümleyle güçlendirilir:
Hukuka uygun bir tedbirle elde edilen veri,
başka bir suç bakımından hukuka aykırı hale gelmiştir.
Bu, mahkemenin kolayca geçemeyeceği bir argümandır.
4) Zehirli ağacın meyvesi meselesi
Birçok dosyada şöyle bir tablo var:
- Hukuka aykırı telefon kaydı
- Bu kayda dayalı ikrar
- Bu ikrara dayalı başka deliller
Savunmada şu soruyu sormak gerekir:
Hukuka aykırı bir delilden doğan deliller geçerli olabilir mi?
Cevap: hayır.
Bu noktada savunma şu şekilde kurulabilir:
Hukuka aykırı telefon kayıtlarına dayalı olarak elde edilen ikrar ve diğer deliller de hukuka aykırıdır.
Bu argüman, dosyanın tamamını tartışmalı hale getirir.
Asıl mesele ne?
Telefon dinlemesi meselesi,
aslında daha büyük bir sorunun parçasıdır:
Ceza yargılamasında “hukuka uygun delil” kavramı.
Uygulamada çoğu zaman şu mantık hakim:
“Gerçek ortaya çıktıysa, delilin nasıl elde edildiği önemli değil.”
Ama hukuk böyle işlemez.
Hukuk şunu söyler:
Gerçeğe giden yol, hukuka uygun olmak zorundadır.
Eğer bu ilke terk edilirse,
telefon dinlemesi sınırsız hale gelir.
Örgüt iddiası her dosyada kullanılabilir.
Tesadüfi delil, her suçta delil haline gelir.
Bu durumda ceza yargılaması,
hukuk olmaktan çıkar,
sadece güç kullanımı haline gelir.
Son söz yerine
Ceza dosyalarında bazen şu soruyu kendime soruyorum:
Bu dosyada gerçekten suç mu aranıyor,
yoksa delil mi üretiliyor?
Telefon dinlemesi ve tesadüfi delil meselesi,
bu sorunun cevabını veren en önemli alanlardan biri.
Bu yüzden bu konu,
sadece akademik bir tartışma değil,
savunmanın en güçlü silahlarından biri.
Ve çoğu zaman,
dosyanın kaderini belirleyen şey de tam olarak bu.