Hürriyet Mahallesi, Kız Kalesi Sokak No:3 İç Kapı: 2, 34403 Kâğıthane/İstanbul
trenfrdearruroja

Bir Düğmeye Basıldı, Sahte X Hesapları Konuştu: IBAN Mağduriyeti Nasıl “IBAN Kiralama” Diye Pazarlanıyor?

Bir Düğmeye Basıldı, Sahte X Hesapları Konuştu: IBAN Mağduriyeti Nasıl “IBAN Kiralama” Diye Pazarlanıyor?

Son zamanlarda X’te, haber sitelerinde ve televizyonlarda aynı kelimeyi duyar olduk:
“IBAN kiralama.”

Aynı anda, aynı kelimelerle, aynı tonla yapılan paylaşımlar.
Bir bakıyorsunuz, bot olduğu açık hesaplar devreye girmiş.
Bir bakıyorsunuz, haber dili değişmiş.
Bir bakıyorsunuz, yıllardır dosyalarda “mağdur” olarak gördüğümüz insanlar bir gecede “kiracı” oluvermiş.

Açık söyleyeyim:
Ben bu gidişatı anlayamıyorum.

Çünkü sahada gördüğüm dosyalar, televizyonlarda anlatılan hikâyeye benzemiyor.
Çünkü mahkeme salonunda gördüğüm insanlar, “IBAN kiralayan profesyonel suçlular” değil.
Çünkü bu dosyalarda yargılananların büyük çoğunluğu, asıl fail değil.

IBAN Mağduru Kimdir, Ne Değildir?

Ben sahada dosya görüyorum.
İfade okuyorum, HTS inceliyorum, MASAK raporlarına bakıyorum.
Orada gördüğüm şey “kiralama” değil.

Gördüğüm şey şu:
Güvene dayalı olarak verilen hesaplar.
Akrabaya, arkadaşa, “bir iş ayarlayacağım” diyene,
“Banka hesabım yok, senin IBAN’ı bir süre kullanabilir miyim?” diyene verilen hesaplar.

Bu toplum hayır demeyi bilmeyen bir toplum.
Bu kültürel bir gerçek.
Bunu yok sayarak ceza hukuku yapılmaz.

Kim, bile bile,
30–35 ayrı ağır ceza dosyasında sanık olmayı,
örgütlü dolandırıcılıkla yargılanmayı,
hayatının alt üst olmasını göze alır?

Buna inanan varsa, ceza hukukunu değil, masal anlatıyor demektir.

Kiralama Algısı Nereden Çıktı?

“IBAN kiralama” kavramı bugün yaşanan dosyaların çok küçük bir kısmına bile uymuyor.
Ama bu kavram bilinçli olarak öne çıkarılıyor.

Çünkü kiralama dersen:

  • Kast varmış gibi gösterirsin

  • Mağduriyeti silersin

  • Sorumluluğu tek kişiye yüklersin

  • Sistemin açıklarını konuşmazsın

Bu çok konforlu bir yol.

Zor olan ne biliyor musunuz?
Bankacılık sisteminin açıklarını,
eğitim eksikliğini,
dijital suçlara karşı yetersiz toplumsal farkındalığı konuşmak.

İşte onu kimse istemiyor.

Beni Asıl Şaşırtan Ne Oldu?

En son gelinen noktada, Sayın Adalet Bakanı’nın da bu dosyaları “IBAN kiralama” olarak adlandırması..

Açık konuşayım:
Bunu anlayamadım.

Çünkü sahadaki dosyalar bunu söylemiyor. İfadeler bunu söylemiyor.  Hayatın olağan akışı bunu söylemiyor. Sayın bakanımız bir hukukçu ve tüm dosyaların bu şekilde olmadığını elbette biliyordur. Ancak münferitte olsa iban kiralama durumlarının olabilir. Ancak bir tek dosyamda bile bilerek isteyerek dolandırıcılığa katılan bir iban sahibi görmedim. Bir örnek vereyim; Mesela şahıs eğitimsiz olduğundan ötürü iş başvurusu yapıyor ve kendisine ibanın kullanılacağını bu iban üzerinden yasal bir iş yerinde kullanılacaklarını beyan ediyorlar. İşte sonrada bu kişinin adı iban kiralayan kişi olarak geçiyor. Bir diğer örnekte kişi arkadaşına veriyor banka hesap kartını ve hesabı alan kişiler bahis oyunları oynadıkları için hesabı istediklerini söylüyorlar. Sana da aylık bir para verelim diyorlar. Burada kartların ve hesapların verilmesi tabiki suç olmalıdır. Ancak bu şahıslara “dolandırıcı” demek kanuna da maddi hakikate de vicdana da sığmaz.  Şimdi ben bir avukat olarak bu işin normal olmadığını anlayabilirim. Ancak toplumun her kesimi bunu anlayabilecek kapasite değil ve bunu anlamak gerekiyor.

Ceza hukuku algıyla değil, kastla yürür.
Ve kast, sloganla yaratılmaz.

Sayın Adalet Bakanımızın bu konuda yaptığı açıklamaları bir yandan da temkinli olmasını anlaşılabilir buluyorum. Yıllarca avukatlık yapmış, bugün ise son derece yoğun bir kamu görevi yürüten başarılı bir bürokrat olarak elbette toplumun bilinçlenmesini önceleyen bir dil kullanacaktır. Nitekim günümüzde IBAN ve banka hesabı sahibi olan kişilerin, hesaplarını üçüncü kişilere kullandırmanın doğurabileceği hukuki sonuçlar konusunda daha bilinçli olması gerektiği açıktır.

Bu noktada şahsen daha önce de dile getirdiğim çözüm önerilerimin başında, hesabı bu tür suçlara karışmış kişiler hakkında beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesi yönünde bir düzenleme yapılması yer almaktadır. Bu süre içerisinde eylemin tekrarı halinde yargılama yapılması ise hem caydırıcılığı sağlayacak hem de hukuki dengeyi koruyacaktır. Böyle bir düzenleme hayata geçirildiğinde, ifade süreçleriyle birlikte toplum da fiilen hukuki olarak uyarılmış olacak, farkındalık yalnızca söylem düzeyinde kalmayacaktır.

Asıl Çözümsüzlük Nerede?

Bugün kahvede oturan bir amcaya,
“Telefonunu verme” diyebilirsiniz.
Ama vermesini engelleyemezsiniz.

Bunu engellemenin yolu:

  • Bankacılıkta teknolojik önlemler

  • Hesap kullanımına dair akıllı kısıtlamalar

  • Gerçek zamanlı risk analizleri

Ama bunlar zahmetli işlerdir.
Onun yerine “IBAN kiraladı” deyip geçmek daha kolaydır.

Son Söz

Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmamalı. Ama daha önemlisi şu:

Mağduriyetler sloganlarla yok edilemez.
Gerçekler bot hesaplarla bastırılamaz.
Ve ceza hukuku, kamuoyu rahatlasın diye eğilip bükülemez.

Ben dosyaya bakarım.
İnsana bakarım.
Kasta bakarım.

Gerisi gürültüdür.

İlgili Diğer Hukuki Makaleler :

Ziyaretçi Yorumları

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Bir Yorum Yazın

Hukuki Danışmanlık Ücretlidir. İletişim ve Randevu için arayabilirsiniz.