Hürriyet Mahallesi, Kız Kalesi Sokak No:3 İç Kapı: 2, 34403 Kâğıthane/İstanbul
trenfrdearruroja

12. Yargı Paketi Kapsamındaki Dolandırıcılık Dosyaları Adli Tatilde İncelenecek mi? İnfaz Durdurma Kararı Verilebilir mi?

12. Yargı Paketi Kapsamındaki Dolandırıcılık Dosyaları Adli Tatilde İncelenecek mi? İnfaz Durdurma Kararı Verilebilir mi?

12. Yargı Paketi Kapsamındaki Dolandırıcılık Dosyaları Adli Tatilde İncelenecek mi? İnfaz Durdurma Kararı Verilebilir mi?

  1. Yargı Paketi kapsamında dolandırıcılık suçlarına ilişkin yapılan düzenlemeler sonrasında en çok sorulan konulardan biri şu; adli tatile girdik, mahkemeler bu dosyalara bakacak mı, uyarlama talepleri incelenecek mi, infazın durdurulması yönünde karar verilebilir mi?

Özellikle hakkında kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunan, halen cezaevinde olan veya infaz süreci devam eden kişiler açısından bu sorunun önemi çok daha büyük.

Burada öncelikle birkaç konuyu birbirinden ayırmak gerekiyor.

Adli tatil, yargısal faaliyetin tamamen durduğu, mahkemelerin kapandığı ve hiçbir kararın verilemediği bir dönem değildir.

Mahkemelerde nöbet sistemi devam eder ve kanunen görülmesi gereken işler bakımından yargısal faaliyet sürer.

Benim hukuki değerlendirmeme göre, 12. Yargı Paketi ile getirilen lehe düzenlemelerden yararlanma ihtimali bulunan kesinleşmiş dolandırıcılık dosyalarında da sırf adli tatile girilmiş olması, uyarlama incelemesinin yapılmasına veya koşulları oluşmuşsa infazın durdurulmasına tek başına engel değildir.

Uyarlama yargılaması ile infazın durdurulması aynı şey değildir

Bence tartışmalarda en fazla karıştırılan nokta burası.

Bir dosyada yeni kanunun uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi, yeniden ceza belirlenmesi gerekiyorsa bunun nasıl yapılacağı ve hükümlünün infazının bu inceleme sonuçlanıncaya kadar durdurulup durdurulmayacağı birbirinden farklı meselelerdir.

Yeni düzenleme sonrasında mahkeme öncelikle eski hüküm ile yeni kanun hükümlerini karşılaştıracaktır.

Bazı dosyalarda bu karşılaştırmanın dosya üzerinden yapılması mümkün olabilir.

Bazı dosyalarda ise mahkeme, yapılacak değerlendirmenin niteliğine göre duruşma açılması gerektiği kanaatine varabilir.

Dolayısıyla burada “bütün dosyalar mutlaka duruşmasız incelenir” demek de, “adli tatilde duruşma açılamayacağı için hiçbir dosyada işlem yapılamaz” demek de bana göre doğru değildir.

Her dosyanın kendi hukuki durumu ayrıca değerlendirilmelidir.

Ancak özellikle infazın durdurulması meselesini uyarlama yargılamasının tamamlanmasıyla aynı şeymiş gibi değerlendirmemek gerekir.

“Adli tatilde nöbetçi hâkim böyle bir karar vermez” düşüncesine katılmıyorum

Son günlerde özellikle hükümlü yakınlarından ve dosyası kesinleşmiş kişilerden şu cümleyi çok duyuyoruz:

“Adli tatilde nöbetçi hâkim bu dosyaya bakmaz.”

Bana göre bu kadar kesin bir yaklaşımın hukuki karşılığı yok.

Adli tatil nedeniyle mahkemelerin çalışma düzeninin değişmesi başka bir şeydir, yürürlüğe giren açık bir kanun hükmünün uygulanmasının tamamen ertelenmesi başka bir şeydir.

Eğer yürürlüğe giren yeni düzenleme hükümlünün lehine sonuç doğurabilecek nitelikteyse ve somut dosyada infazın devam etmesi telafisi güç sonuçlara yol açabilecekse, mahkemenin önündeki infazın durdurulması talebini değerlendirmesi gerekir.

Burada görevli mahkemenin veya nöbet sistemi içerisinde görevlendirilen hâkimin önüne gelen talep hakkında karar veremeyeceğini, sadece “adli tatildeyiz” gerekçesiyle dosyanın haftalarca bekletilmesi gerektiğini söylemek bana göre doğru bir hukuki yaklaşım değildir.

Çünkü adli tatil, yürürlükteki kanunun uygulanmasını askıya alan bir dönem değildir.

Özellikle cezaevinde bulunan hükümlüler açısından konu daha önemlidir

Bir kişi halen cezaevindeyse ve yeni kanunun uygulanması sonucunda cezasında önemli bir değişiklik meydana gelme ihtimali bulunuyorsa, burada geçen her gün doğrudan kişi özgürlüğüyle ilgilidir.

Bu nedenle uyarlama incelemesinin sonucunun beklenmesi ile infazın bu süreçte devam edip etmeyeceği meselesinin ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Örneğin mahkeme esas uyarlama konusunda daha ayrıntılı inceleme yapılmasına, başka evrakların getirtilmesine veya gerektiğinde duruşma açılmasına karar verebilir.

Bu başka bir konudur.

Fakat bu süreç devam ederken hükümlünün cezaevinde kalmaya devam edip etmeyeceği ayrı bir hukuki değerlendirmedir.

Kanaatimce şartları oluşmuş bir dosyada mahkemenin;

“Uyarlama incelemesini daha sonra yapacağım, dolayısıyla infazın durdurulması konusunda da şu anda hiçbir karar veremem.”

şeklinde genel bir yaklaşım benimsemesi doğru olmayacaktır.

İnfazın durdurulması talebi kendi koşulları içerisinde ayrıca incelenmelidir.

Her dolandırıcılık mahkûmiyeti otomatik olarak yeni düzenlemeden yararlanmaz

Burada önemli bir uyarı yapmak gerekiyor.

  1. Yargı Paketi ile dolandırıcılık suçları konusunda yapılan değişikliklerin gündeme gelmiş olması, dolandırıcılık suçundan mahkûm olan herkesin otomatik olarak tahliye edileceği veya her kesinleşmiş hükümde mutlaka ceza indirimi yapılacağı anlamına gelmez.

Özellikle banka hesabını veya ödeme araçlarını başkasına kullandırdığı gerekçesiyle mahkûm edilen kişiler bakımından dosyanın nasıl kurulduğu çok önemlidir.

Mahkûmiyet kararında kişinin kastı nasıl değerlendirilmiş?

Sanığın dolandırıcılık eylemine doğrudan katıldığı mı kabul edilmiş?

Yoksa yalnızca banka hesabını, IBAN bilgisini, banka kartını veya benzeri araçları üçüncü kişilere verdiği gerekçesiyle mi sorumlu tutulmuş?

Dosyada başka iştirak eylemleri var mı?

Mahkemenin kabul ettiği maddi olay yeni düzenlemenin kapsamına gerçekten giriyor mu?

Bunların tamamı ayrı ayrı incelenmelidir.

Bu nedenle yalnızca suçun TCK 158 kapsamında olması, tek başına yeni düzenlemeden yararlanılacağı anlamına gelmez.

Asıl belirleyici olan, kesinleşmiş hükümde sanığa hangi eylemin isnat edildiği ve mahkûmiyetin hangi maddi ve hukuki gerekçeler üzerine kurulduğudur.

Kesinleşmiş dosyalarda karar gerekçesi özellikle incelenmeli

Bu süreçte yapılması gereken en önemli şeylerden biri bence kesinleşmiş mahkûmiyet kararını sadece sonuç ceza üzerinden değerlendirmemektir.

Gerekçeli kararın tamamı incelenmelidir.

Çünkü aynı suç maddesinden mahkûm edilmiş iki kişinin hukuki durumu tamamen farklı olabilir.

Bir kişi dolandırıcılık organizasyonunun doğrudan içerisinde kabul edilmiş olabilir.

Başka bir kişi ise yalnızca banka hesabını kullandırdığı, kartını verdiği veya hesabına gelen paranın aktarılmasına aracılık ettiği gerekçesiyle mahkûm edilmiş olabilir.

Yeni düzenlemenin uygulanıp uygulanamayacağı konusunda asıl ayrım burada ortaya çıkacaktır.

Dolayısıyla uyarlama talebi hazırlanırken sadece “yeni kanun çıktı, cezamın indirilmesini istiyorum” şeklinde genel bir dilekçe verilmesi yerine, kesinleşmiş hükümde kabul edilen eylemin yeni kanun karşısındaki durumunun somut olarak ortaya konulması gerektiğini düşünüyorum.

Adli tatil başvurunun yapılmasına engel değil

Sonuç olarak benim değerlendirmem şu;

  1. Yargı Paketi kapsamında lehe değerlendirme yapılması gereken dolandırıcılık dosyalarında adli tatil tek başına başvuru yapılmasına, dosyanın incelenmesine veya koşulları mevcutsa infazın durdurılması konusunda karar verilmesine engel değildir.

Uyarlama yargılamasının nasıl yürütüleceği ise dosyadan dosyaya değişebilir.

Mahkeme bazı dosyalarda evrak üzerinden karar verebilir, bazı dosyalarda ise yapılacak değerlendirmenin niteliğine göre duruşma açmayı gerekli görebilir.

Fakat esas uyarlama kararının verilmesiyle, inceleme sürecinde infazın durdurulması talebi birbirine karıştırılmamalıdır.

Özellikle kişi halen cezaevindeyse ve yeni düzenlemenin uygulanması halinde mevcut infaz durumunun değişme ihtimali ciddi biçimde ortaya çıkıyorsa, infazın durdurulması talebinin gecikmeksizin değerlendirilmesi gerekir.

“Adli tatildeyiz, nöbetçi hâkim bu konuda karar vermez” şeklinde genel ve kategorik bir düşüncenin doğru olmadığı kanaatindeyim.

Çünkü ortada yürürlüğe girmiş açık bir kanun hükmü varsa, adli tatil bu hükmün uygulanmasını kendiliğinden ertelemez.

Burada önemli olan her dosyanın ayrı ayrı incelenmesi, kesinleşmiş kararın gerekçesinin yeni düzenlemeyle karşılaştırılması ve özellikle cezaevinde bulunan kişiler bakımından infazın devamının doğuracağı sonuçların gecikmeden değerlendirilmesidir.

Av. Tevfik Yıldırım

Ziyaretçi Yorumları

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Bir Yorum Yazın

Hukuki Danışmanlık Ücretlidir. İletişim ve Randevu için arayabilirsiniz.