TBMM Adalet Komisyonu’ndan Geçen IBAN Düzenlemesi Kesinleşmiş Dosyalar İçin Ne Anlama Geliyor?
Yazı İçeriği
TBMM Adalet Komisyonu’ndan Geçen IBAN Düzenlemesi Kesinleşmiş Dosyalar İçin Ne Anlama Geliyor?
TBMM Adalet Komisyonu’nda kabul edilen ve kamuoyunda “IBAN mağdurları düzenlemesi” olarak bilinen önerge, dolandırıcılık suçlarında yalnızca banka hesabını veya ödeme aracını kullandırmakla sınırlı kalan kişilere ilişkin önemli bir değişiklik öngörüyor. Düzenleme henüz kanunlaşmış değil. Genel Kurul’da kabul edilmesi ve Resmî Gazete’de yayımlanması halinde yürürlüğe girecek. Ancak mevcut haliyle dahi, özellikle kesinleşmiş dosyalar bakımından önemli sonuçlar doğurabilecek nitelikte.
Yeni düzenleme ne getiriyor?
Komisyonda kabul edilen önerge ile Türk Ceza Kanunu’nun 158. maddesine yeni bir dördüncü fıkra eklenmesi öngörülüyor.
Buna göre;
Dolandırıcılık veya nitelikli dolandırıcılık suçuna iştiraki, yalnızca kendisine veya başkasına ait banka hesabını, IBAN’ını, banka kartını veya ödeme hizmet sağlayıcıları nezdindeki hesap bilgilerini kullandırmakla sınırlı kalan kişiler hakkında verilecek ceza yarı oranında indirilecek.
Bu düzenleme, suçun asli faili ile yalnızca hesabını kullandıran kişinin aynı ceza rejimine tabi tutulmasının önüne geçmeyi amaçlıyor.
Kanun yolu aşamasındaki dosyalar
Düzenleme yalnızca bundan sonra açılacak davaları kapsamıyor.
Komisyonca kabul edilen geçiş hükümlerine göre;
- İstinaf incelemesinde bulunan dosyalar hakkında Bölge Adliye Mahkemeleri bozma kararı verecek,
- Dosyalar yeniden ilk derece mahkemelerine gönderilecek,
- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nda bulunan dosyalar da usulüne uygun şekilde ilk derece mahkemelerine iletilecek.
Böylece yeni lehe düzenleme henüz kesinleşmemiş dosyalara doğrudan uygulanabilecek.
En önemli değişiklik: Kesinleşmiş ve infaz aşamasındaki dosyalar
Komisyon düzenlemesinin en dikkat çekici kısmı ise kesinleşmiş dosyalara ilişkindir.
Teklife göre;
Kanunun yürürlüğe girmesinden önce dolandırıcılık veya nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm giymiş ve infazı devam eden kişiler de belirli şartlarla yeni düzenlemeden yararlanabilecek.
Bu yönüyle düzenleme yalnızca devam eden yargılamaları değil, cezaevinde bulunan hükümlüleri de ilgilendiriyor.
Etkin pişmanlık yeniden gündeme geliyor
Komisyonun kabul ettiği metne göre;
Haklarında daha önce Türk Ceza Kanunu’nun 168. maddesindeki etkin pişmanlık hükümleri uygulanmamış hükümlüler bakımından yeni bir imkan getiriliyor.
Mahkeme tarafından yapılacak ihtardan itibaren altı ay içerisinde mağdurun zararı tamamen giderildiği takdirde, hükümlü TCK’nın 168. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanabilecek.
Bu yönüyle kanun, infaz aşamasındaki bazı hükümlüler için daha önce kullanılamayan etkin pişmanlık imkanını yeniden açmayı hedefliyor.
“168 uygulanmamış” ibaresi ne anlama geliyor?
Taslağın en fazla tartışılacak kısmı da burasıdır.
Metinde açıkça;
“Haklarında TCK’nın 168. maddesi uygulanmamış hükümlüler…”
ifadesi kullanılmaktadır.
Bu nedenle uygulamada şu soru gündeme gelecektir:
Daha önce etkin pişmanlıktan yararlanmış kişiler, yalnızca bu nedenle yeni düzenlemeden tamamen mahrum mu kalacaktır?
Kanaatimizce burada iki farklı hukuki durum birbirinden ayrılmalıdır.
Birincisi, TCK 158’e eklenen yeni dördüncü fıkra nedeniyle cezanın yarıya kadar indirilebilmesi.
İkincisi ise infaz aşamasında yeniden etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanılmasıdır.
Bu nedenle, daha önce etkin pişmanlıktan yararlanmış olmanın, tek başına yeni getirilen lehe ceza düzenlemesinin uygulanmasına engel oluşturmayacaktır.
İnfaz hemen duracak mı?
Hayır.
Komisyon metni bu konuda da açık bir düzenleme içeriyor.
Buna göre;
Mağdurun zararı tamamen giderilinceye kadar infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilemeyecek.
Dolayısıyla düzenleme otomatik tahliye veya otomatik infaz durdurulması sonucu doğurmuyor.
Kesinleşmiş dosyalar açısından süreç nasıl işleyecek?
Kanun bu haliyle yürürlüğe girerse;
- Öncelikle hükümlünün yeni eklenen dördüncü fıkra kapsamına girip girmediği değerlendirilecek.
- Girdiğinin kabul edilmesi halinde hüküm yeniden ele alınacak.
- Eğer hükümlü hakkında daha önce etkin pişmanlık uygulanmamışsa mahkeme tarafından ihtar yapılacak.
- Altı ay içerisinde mağdur zararı tamamen giderildiği takdirde etkin pişmanlık hükümleri uygulanabilecek.
Dolayısıyla kesinleşmiş dosyalar bakımından yeni bir hukuki değerlendirme süreci başlayacak.
Sonuç
TBMM Adalet Komisyonu’nda kabul edilen düzenleme, son yıllarda kamuoyunda “IBAN mağdurları” olarak bilinen dosyalar bakımından önemli bir dönüm noktası niteliğindedir.
Özellikle yalnızca banka hesabını kullandırdığı kabul edilen kişilere yönelik cezanın yarı oranında indirilebilmesi ve belirli şartlar altında infaz aşamasında etkin pişmanlık imkanının yeniden tanınması, binlerce kesinleşmiş dosyayı doğrudan etkileyebilecek niteliktedir.
Bununla birlikte, “TCK’nın 168. maddesi uygulanmamış hükümlüler” ibaresinin uygulama alanı ile yeni getirilen 158/4 hükmünün kesinleşmiş dosyalara nasıl uygulanacağı konusunda bazı hukuki tartışmaların yaşanması kuvvetle muhtemeldir. Bu nedenle Genel Kurul görüşmeleri sırasında metinde değişiklik yapılıp yapılmayacağı ve kanun yürürlüğe girdikten sonra oluşacak ilk derece ve Yargıtay içtihatları büyük önem taşıyacaktır.
Düzenleme önemli ancak eksik kaldı
TBMM Adalet Komisyonu’ndan geçen düzenleme, uzun süredir kamuoyunda “IBAN mağdurları” olarak bilinen dosyalar bakımından önemli bir adım olmakla birlikte, kanaatimizce sorunu bütünüyle çözen bir düzenleme değildir.
Her şeyden önce, yeni düzenleme bu kişileri hâlâ dolandırıcılık suçuna iştirak eden kişiler olarak değerlendirmeye devam etmektedir. Oysa uygulamada görülen çok sayıda dosyada, hesabını kullandıran kişilerin suç içindeki rolleri ile örgütlü şekilde hareket eden, dolandırıcılığı planlayan ve mağdurlarla doğrudan temas kuran asıl failler arasında ciddi bir fark bulunmaktadır.
Bu nedenle ilk hazırlıklarda gündeme gelen ve yalnızca banka hesabını veya ödeme aracını kullandırma fiilini müstakil olarak düzenleyen ayrı bir suç tipi oluşturulması yaklaşımının ceza hukuku sistematiği bakımından daha isabetli olacağı değerlendirilmektedir. Böyle bir düzenleme hem fiilin gerçek ağırlığını daha doğru yansıtacak hem de bu kişilerin hukuken sürekli “dolandırıcılık faili” olarak nitelendirilmesinin önüne geçecekti.
Çok dosyalı yargılamalarda sorun devam ediyor
Taslak, cezada yarı oranında indirim öngörmesine rağmen özellikle çok sayıda dosyası bulunan kişiler bakımından önemli bir sorunu çözmemektedir.
Uygulamada aynı kişinin 20, 30 hatta daha fazla farklı dosyada yargılandığı örnekler bulunmaktadır. Her dosyada indirim uygulanmış olsa dahi, her bir dosyadan ayrı ayrı mahkûmiyet verilmesi halinde ortaya çıkacak toplam ceza yine oldukça yüksek seviyelere ulaşabilecektir.
Örneğin her dosyada yaklaşık bir yıl civarında hapis cezası verilmesi durumunda, dosya sayısı arttıkça toplam infaz süresi de katlanarak artacaktır. Bu nedenle yalnızca cezada indirim yapılması, çok dosyalı yargılamalarda ortaya çıkan infaz sorununu tek başına çözmeye yetmeyebilir.
Ceza adaletinde orantılılık ilkesi yeniden değerlendirilmelidir
Ceza hukukunun temel ilkelerinden biri, cezanın failin kusuru ve fiildeki gerçek rolü ile orantılı olmasıdır.
Sadece hesabını kullandırdığı kabul edilen bir kişinin, çok sayıda dosya nedeniyle ortaya çıkan toplam infaz süresi bakımından son derece ağır sonuçlarla karşılaşması, uygulamada cezanın orantılılığı tartışmalarını beraberinde getirebilir. Bu nedenle Genel Kurul görüşmelerinde yalnızca ceza indiriminin değil, çok dosyalı dosyalar bakımından ortaya çıkacak infaz rejiminin de yeniden değerlendirilmesi gerektiği kanaatindeyiz.
Genel Kurul’da beklenti ne olmalıdır?
Komisyondan geçen düzenleme önemli bir başlangıçtır. Ancak kanunun gerçek anlamda amacına ulaşabilmesi için Genel Kurul aşamasında şu hususların yeniden değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz:
- Hesabını kullandırma fiilinin, dolandırıcılık suçundan bağımsız müstakil bir suç tipi olarak düzenlenmesi,
- Kesinleşmiş dosyalar bakımından uygulama usulünün daha açık şekilde kaleme alınması,
- Çok sayıda dosyası bulunan kişiler yönünden ortaya çıkabilecek orantısız infaz sonuçlarının giderilmesine yönelik ek düzenlemeler yapılması,
- Geçiş hükümlerindeki “TCK’nın 168. maddesi uygulanmamış hükümlüler” ibaresinin uygulamada tereddüt oluşturmayacak şekilde netleştirilmesi.
Adalet duygusunu güçlendiren düzenlemeler, yalnızca ceza miktarını değiştiren değil; aynı zamanda fiilin gerçek hukuki niteliğini doğru belirleyen düzenlemelerdir. Bu nedenle Genel Kurul sürecinde yapılacak ilave değişiklikler, hem hukuk güvenliği hem de ceza adaletinin sağlanması bakımından büyük önem taşımaktadır.