Cevizli Mah. Kastamonu Sk. No:23/17 Adalet İş Merkezi, 34865 KARTAL İSTANBUL
trenfrdearru

Yurtdışındaki Boşanmanın Türkiye’de Tanınması – Tanıma ve Tenfiz Davaları

15.10.2019
91
Yurtdışındaki Boşanmanın Türkiye’de Tanınması – Tanıma ve Tenfiz Davaları

Yabancı ülke mahkemelerinde kişilerin açmış olduğu davaların kesinleşmesinin akabinde Türkiye’de bu kararların tanınması ve geçerli olması için bir takım işlemler yapılması gerekmektedir.  Yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’de geçerli olması için tanıma tenfiz davalarının açılması gerekmektedir. Tanıma ve tenfiz davalarında en çok karşılaşılan talepler ise boşanma davalarıdır. Yurtdışında bulunan vatandaşlarımızın genel olarak sorduğu;” almanyada boşanan türkiye’de nasıl boşanır, yurtdışında boşanmanın türkiye’de tanınması, yurtdışında boşandım ama türkiyede evli görünüyorum, yurtdışında yaşayanların türkiyede boşanması, boşanmanın tanıma ve tenfizi , yurtdışında boşanma türkiyedeki mallar ” şeklindeki sorularına yanıt bulmaya çalışmaktadır. Yurtdışındaki mahkeme kararların Türkiye’de tanınması ve tenfizi talepleri en çok Almanya, Belçika, Fransa, Hollanda, Arap,Rusya, Romanya  ülkelerinde bulunan vatandaşlarımız tarafından talep edildiğini gözlemledik.

Yurtdışında boşanma davasının kesinleşmesinden sonra yurtdışındaki nüfus müdürlüğünde boşanma gerçekleşmiş olsa da gerekli işlemler Türkiye’de yerine getirilmediği takdirde ülkemizdeki nüfus müdürlüğünde hala kişiler evli olarak görünüyor olacaklardır. Kişiler, Türkiye’de boşanmadığı için de Türkiye’deki mallarda ( gayrimenkul, menkul ) birbirlerine mirasçı olarak görünmeye devam edeceklerdir. Bu durumdan imtina edip daha sonra Türkiye’deki boşanma veya konusu neyse tanıma ve tenfiz davasını aksatan kişilerin bu davaları kendilerinin takip etmesi gerektiğini düşünerek ertelemektedir. Halbuki tanıma ve tenfiz davası için tarafların bizzat mahkemeye katılma zorunlulukları bulunmamaktadır.  Bunun için tarafların tenfiz avukatı veya tanıma tenfiz avukatına gerekli vekaletname ve evrakları iletmesi durumunda gerekli işlemlerin yerine getirilmesi sağlanacaktır.

Tanıma ve Tenfiz Ne demektir ?

Tanıma ; yabancı bir ülkede bir mahkeme hükmünün kesin hüküm etkisinin kabul edilmesi demektir. Tanıma davasının açılabilmesi aşağıdaki şartlara bağlıdır. Yurtdışındaki mahkeme tarafından verilen boşanma kararı ilamının Türkiye’de geçerliliğinin olup uygulanması tanıma davasıdır.

Tenfiz ; verildiği ülkeden başka bir ülkede bir mahkeme hükmünün zorla icra etkisini göstermesidir.  Yurtdışındaki mahkeme tarafından verilen boşanma kararı ilamında yer alan nafaka ve tazminat koşulları ise tenfiz davasıyla yerine getirilmektedir.

Tanıma ve Tenfiz Şartları Koşulları

MÖHUK m. 50’ye göre tanıma veya tenfiz kararının verilebilmesi için gerekli olan ön koşullar şunlardır;

  • Yabancı bir mahkeme tarafından verilmiş ilamın bulunması
  • Yabancı mahkeme kararının hukuk davalarına ilişkin olması
  • Kararın kesinleşmiş olması

Davaların esasına girildiği takdirde ise aşağıdaki şartlar aranacaktır;

Milletlerarası Özel Hukuk, yabancı mahkeme kararlarının Türk hukuk sistemine göre tanınması veya tenfiz imkanın sağlanması için bazı şartlar belirlemiştir. 4 adet olan bu şartlar aşağıda belirtilmiştir. (Madde 54). Bunlardan sadece mütekabiliyet şartı tanıma bakımından aranmayacak; diğer üç şart ise hem tanıma hem tenfiz için aranacaktır.

a) Türkiye Cumhuriyeti ile ilâmın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiilî uygulamanın bulunması.

b) İlâmın, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisinegirmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilâmın, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması.

c) Hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması.

ç) O yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması.

Tanıma ve Tenfiz Davaları İle Korunmak İstenen Hukuki Değer

Yargıtay, tanıma ve tenfiz davalarında genel olarak, kamu düzenin daha hızlı ve huzurlu bir yaşam sürmesi için uyulması gereken zorunlu hukuki ve vicdani temel kurallara açıkça aykırılık halini oluşturacak bir eda emrini taşıyan yabancı mahkeme kararlarının Türk kamu düzenini ihlal ettiği görüşündedir.

Mirasçılar Tanıma ve Tenfiz Davası Açabilir mi?

Yabancı mahkemede verilen kararın tarafı olmayan kişilerin tanıma ve tenfiz davası açılması daha çok mirasçıların boşanan eşlerin boşanma kararını tanıma talebinde bulunması durumunda ortaya çıkmaktadır. Örneğin Almanyada tarafların boşanma kararı kesinleştikten sonra eşlerden biri vefat ettiği takdirde mirasçıları olan evlatlar veraset ilamı almaya kalkıştığı sırada daha önce boşanılan eşinde veraset ilamında yer aldığını öğrenen mirasçılar kendi yararları söz konusu olduğu için tanıma ve tenfiz davası açabileceklerdir.  Çünkü Alman mahkemesi kararı Türkiye’de henüz tanınmadığından nüfus kayıtlarında Alman kadın ölen Türk vatandaşının eşi olarak gözükmekte ve bu durum mirastan pay alması sonucunu doğurmaktadır. Bu durumun önüne geçilmesi için mutlka yabancı mahkeme kararının ülkemizde tanınması gerekmektedir. ( MÖHUK’un 52. maddesi )

Tanıma ve Tenfiz Davasında Görevli Mahkeme

Tanıma ve tenfiz davalarında görevli mahkeme MÖHUK madde 51 uyarınca Asliye Mahkemeleri’dir.iş, aile, ticaret, tüketici hukuku gibi alanlarda verilmiş yabancı mahkeme kararlarının tanıma ve tenfizi için İş Mahkemesi, Aile Mahkemesi, Ticaret Mahkemesi gibi ihtisasa sahip Asliye Mahkemeleri’nin görevli olduğu Yargıtay kararları ile hüküm altına alınmıştır.

Tanıma ve Tenfiz Davasında Yetkili Mahkeme

Bu kararlar kendisine karşı tenfiz istenen kişinin Türkiye’deki yerleşim yeri, yoksa sâkin olduğu yer mahkemesinden, Türkiye’de yerleşim yeri veya sâkin olduğu bir yer mevcut değilse Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinden istenebilir.

Tanıma ve Tenfiz Belgelerin Apostille Yapılması Apostil Nedir?

Yabancı resmi belgelerin, Türk hukukunda da resmi belge niteliğini taşıyabilmesi için HMK m. 224 bazı şartlar belirlemiştir. İlgili maddeye göre yabancı devlet makamlarınca hazırlanan resmî belgelerin, Türkiye’de bu vasfı taşıması, belgenin verildiği devletin yetkili makamı veya ilgili Türk konsolosluk makamı tarafından onaylanmasına bağlıdır. Aksi halde resmi belge niteliği Türk hukuku açısından kabul edilmeyecektir. Yabancı mahkeme kararları da resmi belge niteliğinde olduğundan HMK madde 224 e göre yabancı mahkeme kararları içinde geçerlidir.

HMK 224/2 ‘de ise Türkiye’nin taraf olduğu milletlerarası sözleşmelerin yabancı resmi belgelerin tasdiki ile ilgili hükümlerini saklı tutmuştur. Türkiye ise yabancı resmi belgelerin tasdiki hususunda Yabancı Resmi Belgelerin Tasdiki Mecburiyetinin Kaldırılmasına İlişkin La Haye Sözleşmesine taraf ülkelerden biridir. İlgili sözleşme Türkiye’nin taraf olduğu bu sözleşmeye üye bir devlet tarafından verilen resmi belgenin bu vasfını Türkiye’de de sürdürebilmesi için gerekli olan konsolosluklar tarafından onaylanması zorunluluğunu kaldırarak, bunun yerine resmi belgeyi düzenleyen makam tarafından verilecek olan apostille şerhini yeterli görmüştür. Mahkeme kararları ve noter senetleri de sözleşmede sayılan resmi belgeler arasında yer almaktadır. Apostille şerhi, bizzat belgenin veya buna eklenecek bir kâğıdın üzerine konulacaktır. Sözleşmeye uygun bir şekilde tasdik edilen resmi belgeler, Türk hukuku bakımından da resmi belge niteliğinde olacaktır.

Tanıma ve Tenfiz Davası Avukatlık Ücreti

İstanbul veya diğer şehirler fark etmeksizin tüm avukatlar Barolar Birliği tarafından her yıl yayınlanan asgari ücret tarifesinin altında ücret almaları yasaktır. Buna ek olarak İstanbul Barosu her yıl tavsiye niteliği taşıyan davalar için ücret belirlemektedir. Avukatlar bu tarife uymak zorunda olmayıp daha fazla ücret talep edebilirler. İstanbul ili için 2019 yılına ilişkin İstanbul Barosu tavsiye niteliğindeki avukatlık tarifesi şöyle;

Aile mahkemesinde görülecek tenfiz davaları için 2019 yılına ait ücret; 6.400TL’dir.

Unutulmamalıdır ki avukatlar serbestçe ücret sözleşmesi karşı tarafça belirleyebilirler. İstanbul Barosunun sadece tavsiye niteliğinde tablosuna göre belirtilen bir ücrettir.

Tanıma ve Tenfiz Davası Yargıtay Kararları

11. Hukuk Dairesi         2019/2177 E.  ,  2019/5365 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28/04/2016 gün ve 2016/21 – 2016/335 sayılı kararı onayan Daire’nin 20/02/2019 gün ve 2018/5116 – 2019/1353 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, Almanya Dortmund Eyalet Mahkemesi tarafından verilen 24.06.2010 tarihli, 3 O 40/10 numaralı kararın kesinleştiğini ileri sürerek, tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamına göre, tenfiz şartları oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiş, Dairece davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir.
Bu kez davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, Yabancı Mahkeme ilamının tenfizi istemine ilişkindir.
17.11.2011 tarihinde Mahkemenin 2011/687 esas sayılı dosyasında açılan davada, yapılan yargılama sonucunda yerel mahkemece, yabancı mahkeme kararının usulüne uygun kesinleşmemesi ve kararın Türk kamu düzenine aykırı olması gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, Dairenin 18.01.2013 gün ve 2012/14559 esas, 2013/998 sayılı kararı ile kararın kamu düzenine aykırı bulunmadığı ve süresinde yasal yollara başvurulmaksızın kesinleştiği gerekçesiyle yerel mahkeme kararı bozulmuş, davalı tarafca bozma kararı aleyhine karar düzeltme isteminde bulunulmamış, yerel mahkemece bozma ilamına uyulmuştur.
Yerel mahkemece 18.01.2013 tarihli bozma ilamına uyulması sonucu artık davacı taraf lehine usulü kazanılmış hak doğmuştur.
Bu noktadan sonra mahkemece, usulü kazanılmış hakların ihlal edilerek tekrar yabancı mahkeme kararının usulüne uygun kesinleşmediğinin kabulü mümkün değildir.
Usulü kazanılmış hak 18.01.2013 tarihli ilk bozma ilamımız ile doğduğundan, daha sonraki kararlar usulü kazanılmış hakka mesnet alınamaz.
Bu halde, yabancı mahkeme ilamının usulüne uygun kesinleştiğinin kabulü ile uyuşmazlığın diğer yönlerden incelenmesi gerekirken, yerel mahkemece 28.04.2016 günlü kararla, davacının usulü kazanılmış haklarını ihlal eder nitelikte yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemi, davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Daire onama ilamının kaldırılarak yerel mahkeme kararının bozulmasını gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairenin 20.02.2018 gün ve 2018/5116 esas, 2019/1353 sayılı onama ilamının KALDIRILMASINA, Yerel Mahkemenin 28.04.2016 gün ve 2016/21-335 sayılı kararının BOZULMASINA, karar düzeltme peşin harcı ile temyiz peşin ve onama harcının istek halinde davacı tarafa iadesine, 13/09/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


11. Hukuk Dairesi         2018/4472 E.  ,  2019/5339 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada Yozgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28/05/2013 gün ve 2012/358-2013/454 sayılı kararı bozan Daire’nin 07/05/2018 gün ve 2017/4510 – 2018/3241 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, davalının aldığı parayı geri ödememesi nedeniyle yurtdışında açtıkları davada verilen kararın kesinleştiğini bildirerek, Essen Asliye Hukuk Mahkemesi kararının tenfizini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Bu kez, davacı vekili karar düzeltme talep etmiştir.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 17,70 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 389,49 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 12/09/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


11. Hukuk Dairesi         2018/4474 E.  ,  2019/5305 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
(TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA)

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada Yozgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 31/03/2011 gün ve 2009/668 – 2011/170 sayılı kararı bozan Daire’nin 07/05/2018 gün ve 2017/4695 – 2018/3240 sayılı kararı aleyhinde davalılar vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili; Alman Heidelberg Eyalet Mahkemesinin 70349/04 sayı ve 17.07.2007 günlü kararının kesinleştiğini ve tenfiz şartlarının oluştuğunu ileri sürerek, bu kararın tenfizine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Bu kez, davalılar vekili karar düzeltme talep etmiştir.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalılar vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalılar vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 17,70 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 389,49 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davalılardan alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 11/09/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


8. Hukuk Dairesi         2018/12443 E.  ,  2019/6691 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tanıma Ve Tenfiz

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Dava dilekçesinde, davacı …’ın çocukları … ve …’nın babalarının … olduğuna ilişkin … Mahkemesince verilen tespit kararının tanınması ve tenfizi istenmiş; Mahkemece davaya konu edilen ilamın Türk kamu düzenine açıkça aykırı olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
4721 sayılı TMK’nin 303/2. maddesinde, çocuk ile başka bir erkek arasında soybağı ilişkisi varsa, bir yıllık hak düşürücü sürenin bu ilişkinin ortadan kalktığı tarihte işlemeye başlayacağı, küçüğün bir başka erkekle soybağı ilişkisi geçersiz kılınmadıkça babalık davasının dinlenmesinin mümkün olmadığı hükme bağlanmıştır.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davaya konu ilamda haklarında hüküm kurulan çocuklar … ve … ile dava dışı … arasında soybağı ilişkisinin bulunduğu anlaşıldığına göre, davanın reddedilmesi sonuç itibariyle doğru olduğundan, yukarıda açıklanan gerekçeyle hükmün gerekçesi değiştirilmek suretiyle, 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’un 438/son fıkrası gereğince hükmün DÜZELTİLMİŞ BU ŞEKLİYLE ONANMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 01.07.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.


11. Hukuk Dairesi         2017/5242 E.  ,  2019/4946 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 03/02/2017 tarih ve 2012/291-2017/56 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 11.06.2019 günü hazır bulunan asıl ve birleşen davada davalı vekili Av. … ile asıl ve birleşen davada davacı vekili Av…. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl ve birleşen davada davacı vekili; asıl davada taraflar arasındaki 29/05/2008 tarihli gemi yapım sözleşmesi gereğince kararlaştırılan bedelin yarısının müvekkilince ödendiğini, ancak davalının gemiyi tamamlamayarak müvekkiline teslim etmediğini, geminin süresinde teslim edilmemesi nedeniyle müvekkilinin 1.350.000 Euro zararının ortaya çıktığını, uyuşmazlığın çözümü için sözleşmedeki şart uyarınca İngiltere’de tahkimde dava açtıklarını, 18/04/2011 tarihinde verilen karar ile geminin tesliminde temerrüde düşüldüğünün kabul edildiğini, 1.350.000 Euro asıl alacak ve ferilerinin davalıdan tahsiline hükmedildiğini ileri sürerek öncelikle İngiliz Hakem Kararının tenfizine, mahkemenin 2011/8 D. İş sayılı dosyası üzerinden verilmiş bulunan geminin sicil kaydına ferağdan men yönündeki ihtiyati tedbir kararının devamına, tahkim kararı uyarınca teminat altına alınamayan şimdilik 227.750 Euro tutarındaki gecikme faizi alacağı yönünden tedbiren geminin seferden men edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada 29/05/2008 tarihli ikinci bir gemi yapım sözleşmesinin düzenlendiğini ve aynı gerekçelerle İngiliz Hakem Heyetine başvurduklarını 05/10/2010 tarihli karar ile 1.350.000 Euro asıl alacak ve ferilerinin davalıdan tahsiline hükmedildiğini ileri sürerek İngiliz Hakem Kararının tenfizine, mahkemenin 2010/132 D.İş sayılı dosyası üzerinden verilmiş bulunan ihtiyati tedbir kararının devamına, tedbiren geminin seferden men edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl ve birleşen davada davalı vekili, tenfiz için gerekli olan ön koşulların yerine getirilmediğini, taraflar arasında düzenlenen sözleşmede hukuken geçerli bir tahkim şartı bulunmadığını, uyuşmazlığın tahkime elverişli olmaması nedeniyle bu hususun New York Konvansiyonu hükümleri çerçevesinde ayrı bir tenfiz engeli oluşturduğunu, hakem kararlarının kesinleşmediğini, tenfizi talep edilen hakem kararlarının Türk kamu düzenine aykırılık teşkil ettiğini savunarak asıl ve birleşen davanın reddini, ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını, seferden men talebinin reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, asıl ve birleşen dava yönünden tahkim kararlarının kesinleşmiş ve icra edilebilir nitelikte olduğu, taraflar arasında düzenlenen sözleşmede uyuşmazlık halinde tahkime gidileceğinin kararlaştırıldığı ve sözleşmeye istinaden tahkime gidildiği, tarafların hakem önünde temsil edildiği, savunma hakkının kısıtlandığına dair bir delilin bulunmadığı, tahkim sonrası verilen kararın genel ahlak ve kamu düzenine aykırılık teşkil etmediği, tahkimin usulüne uygun yapıldığı, davacının MÖHUK.un 53. maddesine göre delillerini dosyaya sunmuş olduğu, asıl ve birleşen dava konusu tahkim kararlarının tenfizine ilişkin bir engel bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulüne, İngiliz Tahkim Heyetince verilen 05/10/2010 tarihli ve 18/04/2011 tarihli tahkim kararlarının tenfizine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 2.037,00 TL duruşma vekalet ücretinin asıl ve birleşen davada davalıdan alınarak, asıl ve birleşen davada davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 322.531,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl ve birleşen davada davalıdan alınmasına, 27/06/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Ziyaretçi Yorumları

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Hukuki Danışmanlık Ücretlidir. İletişim ve Randevu için arayabilirsiniz.