Hesap Kullandırma Eylemi TCK 158/4 Kapsamında Kalıyorsa TCK158/3 Üç Kişi Artırımı Uygulanabilir mi?
TCK m. 158/4 Kapsamındaki Kişiye TCK m. 158/3 Artırımı Uygulanamaz
Hesap sahibi olmak, dolandırıcılığın bütün aşamalarına katılmak demek değildir
Bir dolandırıcılık soruşturmasında para, şüphelinin banka hesabına yatırılmış olabilir. Hesap sahibi de kartını, hesap bilgilerini veya hesabına erişim sağlayan araçları başka bir kişiye vermiş olabilir. Bu tespitler elbette önemsiz değildir. Fakat tek başlarına, hesap sahibinin mağduru aldattığını, suç planını kurduğunu, paranın çekilmesini yönettiğini ya da dolandırıcılık eyleminin bütün aşamalarına katıldığını göstermez.
Uygulamada ise hesabın kimin adına olduğuna çoğu zaman gereğinden fazla anlam yükleniyor. Hesabına para gelen kişi, asıl dolandırıcılarla aynı konumda kabul edilebiliyor; dosyada birden fazla sanık bulunması da “üç kişi birlikte hareket etti” sonucuna dayanak yapılabiliyor. Böylece birbirinden farklı rolleri bulunan kişiler aynı hukuki değerlendirme içinde ele alınıyor. Oysa banka hesabını kullandıran kişi ile mağduru hileli davranışlarla ikna eden, paranın aktarılmasını planlayan ve suçtan elde edilen geliri yöneten kişiler aynı sorumluluk düzeyinde olmayabilir.
Bu ayrım, 7589 sayılı Kanun’la TCK m. 158’e eklenen dördüncü fıkradan sonra daha da önem kazandı. Kanun koyucu, dolandırıcılığa iştiraki belirli hesap ve ödeme araçlarını başkasına vermekle sınırlı olan kişi için özel bir ceza indirimi getirdi. Şimdi yanıtlanması gereken temel soru şu: Katkısı yalnızca bu verme fiilinden ibaret olduğu için TCK m. 158/4 kapsamında değerlendirilen kişiye, aynı fiil gerekçe gösterilerek TCK m. 158/3 uyarınca ayrıca ceza artırımı yapılabilir mi?
Benim kanaatim nettir: Hayır. TCK m. 158/4 kapsamındaki sınırlı fiilden sorumlu tutulan kişiye TCK m. 158/3 artırımı uygulanmamalıdır. Yargıtay 11. Ceza Dairesinin paylaşılan karar örneğinde yer alan yaklaşımı bu nedenle doğru buluyorum.
Yargıtay kararının gündeme getirdiği sorun
Tarafıma iletilen karar örneğinde Yargıtay 11. Ceza Dairesi, TCK m. 158’e eklenen yeni fıkranın sanıkların eylemlerine uygulanıp uygulanamayacağının araştırılması gerektiğine işaret ediyor. Dairenin görünen değerlendirmesinde, sanıkların dolandırıcılığa iştiraklerinin banka veya kripto varlık hesaplarının kullandırılması fiiliyle sınırlı olup olmadığının belirlenmesi isteniyor.
Kararın önemli yönü, bu incelemeyi yalnızca ceza indirimiyle sınırlı tutmaması. Daire, TCK m. 158/4’te belirtilen sınırlı fiili işleyen kişilerin TCK m. 158/3’teki kişi sayısına dahil edilmemesi gerektiğini de değerlendiriyor. Başka bir ifadeyle, bir kişiye m. 158/4’ün uygulanmasını gerektiren sınırlı katkı atfediliyorsa, bu kişi aynı katkı üzerinden üç kişi artırımının sayısını tamamlayan kişi olarak kabul edilmemelidir.
Kararın bu yaklaşımı, hesap kullandıran kişinin sorumluluğunu asıl faillerin eylemlerinden ayırması bakımından önemlidir. Her sanığın hukuki durumu; dosyadaki kişi sayısına, hesap hareketlerine veya iddianamedeki genel anlatıma bakılarak değil, kendi fiili ve bu fiilin suç içindeki yeri belirlenerek saptanmalıdır.
TCK m. 158/4’ün kapsamı: IBAN’dan ibaret değil
7589 sayılı Kanun’un 13. maddesiyle eklenen TCK m. 158/4, iştirakin belirli bir fiille sınırlı kalması halinde verilecek cezanın yarı oranında indirilmesini öngörüyor. Bu fiil, kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak amacıyla belirli ödeme araçlarını ya da hesap kullanımını sağlayan zorunlu bilgi veya araçları başkasına vermek olarak tanımlanmış durumda. Düzenleme 31 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan kanunda yer alıyor.
Hüküm yalnızca banka hesabı veya IBAN kullandırılmasını kapsamıyor. Kanun metninde;
- banka veya kredi kartı gibi ödeme araçları,
- banka veya aracı kurum nezdindeki hesaplar,
- ödeme hizmeti sağlayıcıları nezdindeki hesaplar,
- kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdindeki hesaplar,
- bu hesapların kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgi veya araçlar
açıkça sayılıyor. Bu nedenle somut olayda başkasına verilen şey bir banka hesabı değil, kanunda belirtilen kapsamda başka bir ödeme aracı veya hesap kullanımını mümkün kılan bilgi ve araçlardan biri olabilir. Eylem kanunda çizilen sınır içinde kalıyorsa, değerlendirmenin sırf kullanılan aracın banka hesabı olmaması nedeniyle m. 158/4 dışında bırakılması doğru olmaz.
Bununla birlikte, kanunda “ödeme aracı” veya “hesap bilgisi” ifadesinin geçmesi, dijital ya da finansal nitelikteki her aracın otomatik olarak bu hükme gireceği anlamına gelmez. Aracın kanunda sayılan kuruluşlar ve hesap kullanımıyla bağlantısı, somut niteliği ve hangi amaçla verildiği incelenmelidir. Ayrıca hesabın, kartın veya bilgilerin verilmiş olması da tek başına indirim için yeterli değildir. Kanunun aradığı esas koşul, kişinin dolandırıcılığa iştirakinin bu verme fiiliyle sınırlı kalmasıdır.
Hesap sahibinin mağdurla görüştüğü, aldatıcı beyanlarda bulunduğu, suç planını hazırladığı, parayı çektiği veya aktardığı ya da suçun başka aşamalarını yönettiği kanıtlanırsa, eylemin m. 158/4’teki sınırı aşıp aşmadığı ayrıca tartışılmalıdır. Ancak kişinin rolünün yalnızca araç veya hesap bilgilerini vermekten ibaret olduğu saptanırsa, bu özel düzenlemenin uygulanması gerekir.
Üç kişi artırımı yalnızca dosyadaki sanık sayısına bakılarak uygulanamaz
TCK m. 158/3, dolandırıcılık suçunun üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde cezanın yarı oranında artırılmasını düzenliyor. Fıkrada ayrıca suçun, suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesine ilişkin artırım da yer alıyor.
Bu hüküm uygulanırken ilk sorulması gereken, dosyada kaç kişinin sanık olarak gösterildiği değildir. Önce, hangi kişilerin suça hangi fiillerle katıldığı ve “birlikte işlenme” koşulunun somut olayda nasıl gerçekleştiği belirlenmelidir. Bir kişinin hesabının kullanılmış olması, onun diğer kişilerle birlikte dolandırıcılık planını yürüttüğünü tek başına kanıtlamaz. Aynı şekilde, dosyada üç veya daha fazla sanığın bulunması da m. 158/3’ün şartlarının oluştuğunu kendiliğinden göstermez.
TCK m. 158/4’ün ayrı bir hüküm olarak getirilmiş olması, hesap veya ödeme aracını sınırlı biçimde veren kişinin katkısının diğer iştirak biçimlerinden farklı değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Kanun, bu kişinin eylemini dolandırıcılığa iştirak çerçevesinde ele almakla birlikte, katkının yalnızca belirli bir verme fiilinden ibaret kaldığı durumda cezasında özel indirim öngörüyor. İşte bu özel ayrım, m. 158/3 uygulanırken de göz ardı edilmemelidir.
158/4 kapsamında kalan kişiye 158/3 artırımı neden uygulanmamalı?
Benim görüşüme göre, TCK m. 158/4 kapsamındaki fiili işlediği kabul edilen kişi, m. 158/3’teki kişi sayısına dahil edilemez. Bu sonucun temelinde, kişinin suça ilişkin sorumluluğunun kanunda tanımlanan sınırlı katkıdan ibaret olduğunun kabul edilmesi yatar.
Mahkeme bir yandan “bu kişinin dolandırıcılığa iştiraki, hesap veya ödeme aracını başkasına vermek fiiliyle sınırlıdır” diyerek m. 158/4’ü uyguluyor; diğer yandan aynı kişiyi, aynı sınırlı fiil üzerinden “suç üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlendi” hesabına katıyorsa iki ayrı değerlendirme arasında açıklanması güç bir uyumsuzluk doğar. Kişinin katkısı özel olarak m. 158/4 kapsamında sınırlı kabul edilmişken, bu katkıdan hareketle kişi sayısının tamamlandığının varsayılması, özel düzenlemenin ceza sorumluluğundaki ayırıcı etkisini zayıflatır.
Bu nedenle vurgum yalnızca “iki fıkra aynı anda uygulanırsa ceza ağırlaşır” değildir. Asıl itirazım şudur: TCK m. 158/4 kapsamında sorumlu tutulan kişinin sınırlı verme fiili, TCK m. 158/3’teki artırımın kişi sayısını tamamlamak için kullanılamaz. Kişi, kanun koyucunun özel olarak ayırdığı bu katkı nedeniyle ayrıca üç kişi artırımına tabi tutulmamalıdır.
Bu sonuç, m. 158/4’ün bir beraat hükmü olduğu anlamına gelmez. Hüküm, kişinin dolandırıcılığa iştiraki bulunmadığını söylemiyor; belirli bir katkı türüyle sınırlı kalan iştirak için cezada indirim öngörüyor. Benim değerlendirmem, bu sınırlı katkının kişiye yüklediği ceza sorumluluğunun m. 158/3 yoluyla yeniden ağırlaştırılmaması gerektiğidir.
Başka faillerin bulunması, 158/4 kapsamındaki kişiye artırım yapılmasını gerektirmez
Hesabını veya ödeme aracını kullandıran kişi, aracı kime verdiğini açıklayabilir. Bu anlatım banka kayıtları, iletişim verileri, kamera görüntüleri veya diğer delillerle doğrulanırsa, dolandırıcılık eyleminin asıl faillerinin belirlenmesine yardımcı olabilir. Böyle bir inceleme, suçun farklı aşamalarını kimin gerçekleştirdiğini ve her sanığın rolünü ortaya koyar.
Burada iki konuyu birbirine karıştırmamak gerekir. Birincisi, hesabını kullandıran kişinin katkısının m. 158/4 kapsamında sınırlı kalıp kalmadığıdır. İkincisi, dolandırıcılık eylemine başka kimlerin ve hangi fiillerle katıldığıdır. Başka faillerin belirlenmesi, onların kendi eylemleri yönünden sorumluluklarının değerlendirilmesine imkan verir. Fakat onların varlığı, m. 158/4 kapsamında kalan kişiye m. 158/3 artırımının uygulanması için tek başına gerekçe oluşturmaz.
Aynı şekilde, hesabını kullandıran kişinin diğer failleri açıklaması m. 158/4’ün kanuni şartı değildir. İndirimin nedeni bilgi vermesi değil, suça iştirakinin kanunda sayılan verme fiiliyle sınırlı kalmasıdır. Failin açıklanması ve bu açıklamanın delillerle doğrulanması ise maddi gerçeğin ortaya çıkmasına katkı sağlar. Bu katkı, dosyada rollerin ayrıştırılması bakımından önemlidir; fakat m. 158/4’ün uygulanma ölçütüyle karıştırılmamalıdır.
İnceleme dosya üzerinden nasıl yapılmalı?
TCK m. 158/4’ün uygulanıp uygulanmayacağı, yalnızca hesabın veya kartın kimin adına kayıtlı olduğuna bakılarak karara bağlanamaz. Hesabı fiilen kimin kullandığı, hesaba gelen parayı kimin çektiği veya aktardığı, sanığın mağdurla doğrudan temas kurup kurmadığı, hileli davranışlarda bulunup bulunmadığı ve suçtan elde edilen menfaat üzerinde tasarruf sahibi olup olmadığı araştırılmalıdır.
Ayrıca, sanığın diğer kişilerle iletişiminin niteliği ve zamanlaması da değerlendirilmelidir. Hesap hareketleri, telefon kayıtları, mesajlaşmalar ve kamera görüntüleri bir arada ele alınmadan, yalnızca paranın sanık adına kayıtlı hesaba gelmesinden hareketle sanığın suçun bütün aşamalarını birlikte gerçekleştirdiği kabul edilmemelidir.
TCK m. 158/3 bakımından da mahkeme, artırıma esas aldığı kişileri ve onların hangi eylemlerle birlikte hareket ettiğini gerekçesinde göstermelidir. TCK m. 158/4 kapsamındaki sınırlı katkıyı kabul ettiği kişi bakımından ise, bu fiili m. 158/3 artırımına dayanak yapmamalıdır. Gerekçeli kararda bu iki değerlendirmenin yan yana bulunması halinde, hangi somut fiilin indirim ve hangi fiilin artırım nedeni sayıldığı açıkça ortaya konulmalıdır.
Yargıtay kararını neden doğru buluyorum?
Yargıtay 11. Ceza Dairesinin paylaşılan karar örneğinde, sanıkların katkısının hesap veya kripto varlık hesabı kullandırmakla sınırlı olup olmadığının araştırılması; bu fiili gerçekleştiren kişilerin m. 158/3’teki kişi sayısına dahil edilmemesi gerektiğinin gözetilmesi isteniyor. Dairenin, her sanığın fiilini ayrı değerlendirme yönündeki bu yaklaşımını doğru buluyorum.
Hesap veya ödeme aracını başkasına vermek, dolandırıcılık dosyalarında önemli bir katkı olabilir. Fakat bu katkının niteliği, suç planını kurmak, mağduru aldatmak ve parayı yönlendirmekle aynı kabul edilemez. Kanun koyucu, katkısı belirli verme fiiliyle sınırlı kalan kişiyi ayrıca düzenlemiş ve cezasında indirim öngörmüştür. Bu ayrımın doğal sonucu, o kişiye aynı sınırlı fiil gerekçe gösterilerek TCK m. 158/3 artırımı uygulanmamasıdır.
Benim vardığım sonuç kesindir: Kişinin sorumluluğu TCK m. 158/4 kapsamında kuruluyorsa, ona TCK m. 158/3 uyarınca ceza artırımı yapılmamalıdır. Bu değerlendirme, kullanılan aracın banka hesabı, banka veya kredi kartı ya da kanunda belirtilen diğer ödeme araçlarından biri olmasına göre değişmez. Mahkeme önce sanığın katkısının hangi araçla ve hangi fiille sınırlı kaldığını belirlemeli; m. 158/4 koşullarının oluştuğunu kabul ettiği durumda, aynı kişiyi m. 158/3 artırımına dahil etmemelidir.

yargıtay 11. ceza dairesi 2026/4640 – 2026-7892