İsrail Bağlantılı Forex ve Kripto Para Dolandırıcılığı Soruşturmalarında Şüphelilerin Hukuki Durumu
Son yıllarda dolandırıcılık suçlarının şekli ciddi biçimde değişti. Artık karşımızda sadece bir kişinin başka bir kişiyi telefonla arayıp para istemesi şeklinde klasik dolandırıcılık dosyaları yok. Özellikle forex ve kripto para yatırımı adı altında kurulan sistemlerde çok daha profesyonel görünen, şirketleşmiş, çalışanları bulunan, farklı dillerde hizmet veren ve ülkeler arasında dağıtılmış yapılarla karşılaşıyoruz.
Eylül 2026 tarihinde İstanbul merkezli gerçekleştirilen geniş çaplı operasyon da bu sistemin Türkiye açısından ne kadar önemli hale geldiğini gösterdi. Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre yabancı ülke vatandaşlarını hedef alan forex ve kripto para yatırım sistemleri, Türkiye’de kurulan çağrı merkezleri ve şirketler üzerinden işletilmiş. Soruşturmanın en dikkat çekici taraflarından biri ise şirketlerin sahiplik ve yönetim yapılarında İsrail bağlantılı kişilerin bulunduğuna ilişkin tespitler.
Ancak ceza hukuku açısından benim üzerinde özellikle durduğum konu başka.
Bir binada 100 kişinin çalışması, bu 100 kişinin tamamının aynı suçtan sorumlu olduğu anlamına gelmez.
Bir şirketin dolandırıcılık amacıyla kurulmuş olması da o şirkette çalışan herkesin dolandırıcı olduğu sonucunu kendiliğinden doğurmaz.
Ceza yargılamasının yapması gereken şey toplu bir suç isnadı oluşturmak değil, organizasyonun içerisindeki her kişinin ne yaptığını tek tek ortaya koymaktır.
Bence bu dosyalarda asıl mücadele tam olarak burada başlayacaktır.
Forex ve Kripto Para Dolandırıcılığı Sistemi Nasıl Çalışıyor?
Bu tür yapılarda genel olarak ilk aşamada sosyal medya, internet siteleri veya dijital reklamlar üzerinden potansiyel yatırımcılara ulaşılır.
Kişiye forex, kripto para, emtia veya başka bir finansal ürün üzerinden yüksek kazanç elde edebileceği anlatılır.
İlk yatırımlar çoğu zaman düşük tutulabilir.
Yatırımcı sisteme para yatırdıktan sonra kendisine bir panel gösterilir. Bu panelde yatırdığı paranın arttığı, işlemlerden kar ettiği veya hesabının büyüdüğü görülebilir.
Burada önemli bir ayrıntı vardır.
Ekranda görülen rakamın gerçekten piyasada gerçekleştirilen bir yatırımın sonucu olup olmadığı araştırılmalıdır.
Çünkü dolandırıcılık amacıyla oluşturulan bazı sistemlerde yatırımcı gerçek bir finans piyasasında işlem yaptığını düşünürken gerçekte yalnızca şirketin kontrol ettiği bir arayüzü izliyor olabilir.
Daha sonra yatırımcıdan daha yüksek miktarda para yatırması istenir.
İlk para çekme taleplerinin küçük miktarlarda karşılanması da mümkündür. Böylelikle kişinin sisteme olan güveni artırılır.
Asıl problem büyük miktardaki paranın yatırılmasından sonra ortaya çıkar.
Para çekmek isteyen kişiden vergi, sigorta, komisyon, bloke kaldırma bedeli veya farklı isimler altında yeni ödemeler istenebilir. Bir noktadan sonra yatırımcı parasına ulaşamaz.
İşte soruşturmanın ceza hukuku bakımından incelemesi gereken temel mekanizma budur.
Böyle Bir Yapının Örgüt Şeması Nasıl Olabilir?
Büyük çaplı forex ve kripto dolandırıcılığı dosyalarında organizasyonu tek katmanlı düşünmemek gerekir.
Dosyadaki delillere göre değişmekle birlikte yapı kabaca şu şekilde ortaya çıkabilir:
Birinci katmanda organizasyonun gerçek yöneticileri ve nihai faydalanıcıları bulunur.
Bunlar şirketlerin görünürdeki ortaklarından farklı kişiler olabilir. Sistemin hangi ülkede kurulacağına, hedef kitlenin kim olacağına, hangi platformların kullanılacağına ve paranın nasıl hareket ettirileceğine karar veren kişiler bu grupta değerlendirilebilir.
İkinci katmanda ülke veya operasyon yöneticileri bulunabilir.
Türkiye’deki şirketlerin kurulması, ofislerin açılması, personel alınması, muhasebe ve teknik altyapının oluşturulması bu kişiler tarafından yönetilebilir.
Üçüncü katmanda çağrı merkezi yöneticileri veya takım liderleri bulunabilir.
Bunlar çalışanlara müşteri dağıtımı yapan, konuşma yöntemlerini belirleyen, performans takibi yapan ve üst yönetim ile çağrı merkezi personeli arasındaki bağlantıyı sağlayan kişiler olabilir.
Dördüncü katmanda müşteriyle doğrudan iletişim kuran çalışanlar vardır.
Forex sistemlerinde bunların farklı görev isimleriyle çalıştırılması mümkündür.
Bir grup ilk kez sisteme kayıt olan kişileri arar.
Bir başka grup yatırım yapmış müşterilerin tekrar para yatırmasını sağlamaya çalışır.
Başka çalışanlar ise para çekmek isteyen müşterileri sistem içerisinde tutmaya çalışabilir.
Beşinci katmanda finans ve ödeme organizasyonu yer alabilir.
Banka hesaplarının belirlenmesi, kripto cüzdanlarının yönetilmesi, paranın şirketler veya ülkeler arasında aktarılması, komisyon ödemeleri veya nakit tahsilatlar bu bölümde gerçekleştirilebilir.
Altıncı katmanda teknik ekip bulunabilir.
CRM yazılımı, internet siteleri, yatırım panelleri, VoIP telefon sistemleri, reklam altyapısı ve kullanıcı verileri bu ekip tarafından yönetilebilir.
Fakat tekrar belirtmek gerekir.
Bu bir ceza sorumluluğu şeması değildir.
Sadece organizasyonun nasıl çalışabileceğini gösterir.
Her kişinin ceza sorumluluğu kendi eylemine göre belirlenmek zorundadır.
Çağrı Merkezinde Çalışan Herkes Dolandırıcılıktan Sorumlu Olur mu?
Bence bu soru önümüzdeki dönemde bu soruşturmaların en önemli tartışmalarından biri olacaktır.
Cevabı nettir.
Hayır.
Bir kişinin dolandırıcılığın gerçekleştirildiği iddia edilen iş yerinde çalışması tek başına nitelikli dolandırıcılık suçunun faili olduğunu göstermez.
Burada çalışanın yaptığı işin içeriğine bakılmalıdır.
Örneğin kişi yalnızca kendisine verilen telefon listesindeki kişileri arıyor olabilir.
Fakat ne söylediği önemlidir.
Müşteriye gerçekte bulunmayan bir yatırım sistemini gerçekmiş gibi anlatıyor mu?
Gerçekte yapılmayan işlemlerin yapıldığını söylüyor mu?
Paranın kaybedildiğini bildiği halde müşteriyi yeni para yatırmaya yönlendiriyor mu?
Para çekme talebi bulunan müşteriye gerçeğe aykırı bilgiler veriyor mu?
Kendisinin broker, finans uzmanı veya yatırım danışmanı olduğunu söylüyor mu?
Sahte isim kullanıyor mu?
Müşterinin yatırdığı para üzerinden prim veya komisyon alıyor mu?
CRM kayıtlarında müşteriden ne kadar para aldığı takip ediliyor mu?
Çalışanın suçtan haberdar olup olmadığını belirleyecek esas meseleler bunlardır.
Conversion Agent Olarak Çalışan Kişinin Durumu
Bu tür şirketlerde ilk müşteriyi sisteme dahil eden çalışanların ayrı bir ekip içerisinde çalışması mümkündür.
Bu kişinin görevi sadece reklam sonucunda sisteme kayıt yaptırmış müşteriyi aramak ve ilk yatırımı yaptırmak ise yine otomatik olarak dolandırıcılık failidir denilemez.
Ancak çalışan müşteriyi sisteme sokabilmek için bilinçli olarak gerçeğe aykırı bilgiler veriyorsa durum değişir.
Örneğin hiçbir yatırım lisansı bulunmayan sistemi lisanslı bir finans kuruluşu gibi tanıtması, gerçekte bulunmayan kazanç garantileri vermesi veya müşterinin parasının güvence altında olduğunu söylemesi hileli hareket kapsamında değerlendirilebilir.
Burada konuşma kayıtları son derece önemlidir.
Kanaatimce bu dosyalarda yalnızca çalışanın o şirkette bulunmasına bakılarak değerlendirme yapılması eksik olacaktır.
Hangi müşteriyi aramış?
Kaç görüşme yapmış?
Görüşmede ne söylemiş?
Müşteri bu konuşmadan sonra para göndermiş mi?
Gönderilen para ile çalışanın konuşması arasında nedensellik kurulabiliyor mu?
Bunların tamamı ayrı ayrı incelenmelidir.
Retention Agent Olarak Çalışan Kişinin Durumu Daha Ağır Olabilir mi?
Retention olarak adlandırılan bölüm bana göre özellikle dikkatle incelenmesi gereken bölümlerden biridir.
Çünkü bu aşamada müşteri çoğu zaman zaten sisteme para yatırmış durumdadır.
Çalışanın görevi müşterinin daha fazla para yatırmasını sağlamak olabilir.
Eğer çalışan yatırımcının aslında gerçek bir yatırım gerçekleştirmediğini biliyor ve buna rağmen hesabın çok kazandığını, biraz daha para yatırılması halinde daha büyük kar elde edileceğini söylüyorsa doğrudan dolandırıcılık eyleminin içerisinde değerlendirilebilir.
Aynı durum para çekme aşamasında da geçerlidir.
Müşteri parasını çekmek istediğinde farklı bahaneler üretilerek yeni ödemeler talep ediliyorsa ve çalışan bunun gerçek olmadığını bilerek müşteriyi yönlendiriyorsa ceza sorumluluğu bakımından daha ciddi bir durum ortaya çıkar.
Burada görev ismi değil fiil önemlidir.
Kartvizitte ne yazdığına değil, kişinin gerçekte ne yaptığına bakılmalıdır.
Çağrı Merkezi Müdürü veya Takım Liderinin Durumu
Yönetici pozisyonundaki kişiler açısından değerlendirme çalışanlardan farklı yapılacaktır.
Çünkü yönetici;
personel dağılımını yapıyor,
müşteri listelerini çalışanlara veriyor,
görüşme yöntemlerini öğretiyor,
çalışan performansını yatırılan para üzerinden ölçüyor,
günlük para hedefleri belirliyor,
yurt dışındaki yöneticilerden talimat alıyor,
bu talimatları alt çalışanlara iletiyor ise artık yalnızca şirket çalışanı olarak değerlendirilmesi zorlaşabilir.
Bu noktada hem dolandırıcılık suçuna iştirak hem de suç örgütü içerisindeki konumu tartışılır.
Fakat burada da yönetici unvanı tek başına yeterli değildir.
Bir kişinin şirket müdürü olarak görünmesiyle fiilen suç organizasyonunu yönetmesi birbirinden farklı konulardır.
Ceza yargılamasında şekli unvandan ziyade fiili hakimiyet ve gerçek görev araştırılmalıdır.
Şirket Sahipleri ve Üst Düzey Yöneticiler Açısından Durum
Soruşturma bakımından en ağır değerlendirme çoğu zaman organizasyonu kurduğu veya yönettiği iddia edilen kişiler yönünden yapılacaktır.
Bu kişiler açısından şirketlerin kim tarafından finanse edildiği, kuruluş sermayesinin nereden geldiği, gerçek faydalanıcının kim olduğu ve şirket gelirlerinin nereye aktarıldığı araştırılır.
Burada sadece ticaret sicili kayıtlarına bakılması yeterli olmayabilir.
Görünürde şirket ortağı başka biri olur, sistemi yöneten kişi tamamen başka biri olabilir.
Bu nedenle;
şirketler arası para transferleri,
kripto para hareketleri,
yurt dışı para transferleri,
IP kayıtları,
sunucu bağlantıları,
e-posta hesapları,
şirket içi mesajlaşmalar,
personel talimatları,
CRM yetkileri,
muhasebe kayıtları,
maaş ve prim sistemi
bir bütün olarak değerlendirilmelidir.
Suç Örgütü Suçlaması Nasıl Gündeme Gelebilir?
Büyük bir organizasyon olması tek başına TCK 220 kapsamında suç örgütünün bulunduğu anlamına gelmez.
Örgüt suçunda belli bir organizasyon yapısının varlığı gerekir.
Kişiler arasında hiyerarşik bağlantı bulunmalıdır.
Yapının sürekliliği bulunmalıdır.
Suç işlemek amacı etrafında bir organizasyon bulunmalıdır.
Yapının amaçlanan suçları gerçekleştirebilecek ölçüde araç ve personele sahip olması gerekir.
Bu ayrım önemlidir.
Üç kişinin birlikte bir dolandırıcılık yapması başka şeydir.
Dolandırıcılık yapmak amacıyla sürekli çalışan, kendi içerisinde görev dağılımı bulunan, yöneticileri ve çalışanları bulunan bir sistem kurulması başka şeydir.
Büyük çağrı merkezi dosyalarında savcılık makamının örgüt suçlamasına yönelmesinin temel nedeni de genellikle bu organizasyon yapısıdır.
Çağrı Merkezi Çalışanı Örgüt Üyesi Sayılabilir mi?
Burada da otomatik bir sonuç çıkarılamaz.
Bir şirkette çalışmakla suç örgütüne üye olmak aynı şey değildir.
Örgüt üyeliğinde kişinin yapının suç işlemek amacıyla kurulduğunu bilmesi ve buna rağmen bu yapının hiyerarşik sistemi içerisinde hareket etmesi gerekir.
Ben böyle dosyalarda özellikle şu soruların cevaplanması gerektiğini düşünüyorum:
Çalışan üstlerinden talimat alıyor mu?
Sistemin gerçek amacını biliyor mu?
Şirketin yaptığı işin dolandırıcılık olduğunu anlayabilecek durumda mı?
Müşterilerin parasını alamadığını biliyor mu?
Birden fazla dolandırıcılık işleminde görev almış mı?
Prim sistemi mağdurlardan alınan para üzerinden mi kurulmuş?
Kendisinin sistem içerisinde özel bir kullanıcı hesabı var mı?
Çalışan başka personeli yönlendiriyor mu?
Şirket değiştirse dahi aynı organizasyon içerisinde görevine devam etmiş mi?
Üst yönetimle doğrudan irtibatı var mı?
Bunlar ortaya konulmadan sadece aynı ofiste bulunmak nedeniyle örgüt üyeliği sonucuna ulaşılmasını hukuken doğru bulmuyorum.
Bilişim Sistemlerinin Kullanılması Suretiyle Nitelikli Dolandırıcılık
Forex ve kripto dolandırıcılığı dosyalarında TCK 158 kapsamında nitelikli dolandırıcılık suçlamasının gündeme gelmesi mümkündür.
İnternet sitesi, yatırım platformu, CRM sistemi, banka sistemi veya benzeri dijital altyapıların hileli sistemin kurulması ve mağdurun kandırılması amacıyla kullanılması halinde bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık yönünden değerlendirme yapılabilir.
Ancak burada önemli olan sadece internet kullanılmış olması değildir.
Dolandırıcılık suçunun temelinde hile vardır.
Bu nedenle her sanık bakımından hangi hileli davranışı gerçekleştirdiği veya ortak suç planına nasıl katkıda bulunduğu gösterilmelidir.
Her Mağdur İçin Ayrı Dolandırıcılık Suçu mu Oluşur?
Büyük çaplı dosyalarda en önemli ceza miktarı tartışmalarından biri de buradan çıkacaktır.
Yüzlerce hatta binlerce mağdur bulunan bir sistemden bahsedildiğinde her mağdur bakımından gerçekleşen eylemin ayrı suç oluşturup oluşturmadığı değerlendirilir.
Bu nedenle bir çalışan yönünden hangi mağdurlarla bağlantısının bulunduğunun belirlenmesi son derece önemlidir.
Şirketin toplam mağdur sayısının doğrudan tek bir çalışan üzerine yüklenmesi mümkün değildir.
Örneğin şirketin 5 bin müşterisi bulunabilir.
Ancak bir çalışan yalnızca 12 müşteriyle görüşmüş olabilir.
O zaman o kişi bakımından delil değerlendirmesinin bu 12 kişi üzerinden yapılması gerekir.
Ceza sorumluluğu şahsidir.
Organizasyonun büyüklüğü bireysel sorumluluğun yerine geçemez.
Kara Para Aklama Suçu Hangi Durumda Gündeme Gelir?
Bu tür soruşturmalarda TCK 282 kapsamında suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçunun da araştırılması mümkündür.
Fakat dolandırıcılıktan elde edilen paranın bir banka hesabına yatmış olması tek başına otomatik şekilde aklama suçunu oluşturmaz.
Aklama suçunun ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Suçtan elde edilen paranın kaynağını gizlemek, meşru bir gelir gibi göstermek veya izini kaybettirmek amacıyla farklı işlemler yapılmış olabilir.
Örneğin para;
çok sayıda şirket arasında dolaştırılıyorsa,
kripto varlığa çevriliyorsa,
farklı cüzdanlara aktarılıyorsa,
yurt dışındaki hesaplara gönderiliyorsa,
sahte ticari işlemler üzerinden şirket geliri gibi gösteriliyorsa,
nakit hale getirilerek sistemden çıkarılıyorsa
aklama yönünden ayrıca inceleme yapılabilir.
Bu noktada finans ekibinde çalışan kişiler ile normal çağrı merkezi çalışanlarının hukuki konumu birbirinden ciddi biçimde ayrılabilir.
Kripto Para Cüzdanlarını Kullanan Kişiler Açısından Risk
Kripto para bu sistemlerde özellikle para hareketinin takip edilmesini zorlaştırmak için kullanılabilir.
Ancak bir kişinin cüzdan adresinin para transferinde kullanılması yine tek başına suçun ispatı değildir.
Cüzdan kimin kontrolündedir?
Private key veya borsa hesabı kimdedir?
Transfer talimatını kim vermiştir?
Kişi transfer edilen paranın suçtan elde edildiğini biliyor mudur?
Paradan komisyon almış mıdır?
Cüzdan sadece bir kez mi kullanılmıştır yoksa sistematik olarak mı kullanılmıştır?
Bunlara bakmak gerekir.
Blockchain kayıtlarının değiştirilemez olması önemli bir delil avantajı sağlar fakat cüzdan adresi ile gerçek kişiyi eşleştirmek yine soruşturmanın ayrıca yapması gereken bir iştir.
Muhasebeciler, İnsan Kaynakları Çalışanları ve Teknik Personel Ne Olacak?
Bu kişiler açısından dosyaların daha dikkatli değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Bir muhasebeci şirketin bordrosunu hazırlıyor olabilir.
İnsan kaynakları çalışanı personelin işe giriş işlemlerini yapıyor olabilir.
Bilgi işlem çalışanı bilgisayarlara yazılım kuruyor olabilir.
Temizlik görevlisi aynı şirkette çalışıyor olabilir.
Bu kişilerin sadece suçun işlendiği şirkette görev yapması dolandırıcılığa katıldıkları anlamına gelmez.
Ancak iş değişir.
Muhasebeci suç gelirlerinin gizlenmesi için sahte faturalar düzenliyorsa,
insan kaynakları çalışanı bilerek dolandırıcılık yapacak yabancı dil bilen personeli özel kriterlerle topluyorsa,
teknik personel sahte yatırım ekranlarını hazırlıyor ve yatırımcıların hesaplarında gerçeğe aykırı kar rakamları oluşturuyorsa,
bu kişilerin suçla bağlantıları ayrıca tartışılır.
Yine aynı noktaya geliyoruz.
Meslek veya görev değil, somut eylem önemlidir.
Böyle Bir Dosyada Hangi Dijital Deliller Belirleyici Olacaktır?
Bu soruşturmaların en önemli bölümü dijital incelemeler olacaktır.
Özellikle;
CRM kayıtları,
kullanıcı giriş logları,
IP kayıtları,
telefon görüşmeleri,
VoIP kayıtları,
WhatsApp, Telegram ve benzeri mesajlaşmalar,
e-posta yazışmaları,
çalışan bilgisayarlarının imajları,
müşteri atama kayıtları,
prim tabloları,
personel performans tabloları,
banka hareketleri,
kripto cüzdan hareketleri,
şirket sunucuları
çok önemli hale gelecektir.
Ben müdafii olduğum bir dosyada yalnızca kolluk tarafından hazırlanmış genel örgüt şemasına bakmam.
Örneğin müvekkilimin CRM hesabının gerçekten ne yaptığını görmek isterim.
Kaç müşteriye erişmiş?
Hangi kayıtları değiştirmiş?
Müşterinin yatırdığı para ile müvekkilin yaptığı görüşme arasında bağlantı var mı?
Sisteme hangi IP adresinden giriş yapılmış?
Bu hesabı gerçekten müvekkilim mi kullanmış?
Bilgisayar ortak mı kullanılıyor?
Telefon görüşmesindeki ses gerçekten müvekkile mi ait?
Bunlar araştırılmadan sağlıklı bir ceza sorumluluğu kurulamaz.
Çalışanın Prim Alması Suçu İspatlar mı?
Tek başına ispatlamaz.
Çağrı merkezi çalışanlarının satış veya performans üzerinden prim alması ticari hayatta olağan bir sistem olabilir.
Ancak primin niteliği önemlidir.
Prim doğrudan müşterinin yatırdığı para miktarına göre belirleniyor ve çalışan ne kadar fazla para yatırılırsa o kadar fazla kazanıyorsa bu husus diğer delillerle birlikte değerlendirilir.
Daha da önemlisi çalışan müşterinin parasını çekemediğini bildiği halde yeni para yatırmasını sağlıyor ve bundan ayrıca kazanç elde ediyorsa suç kastının ispatı bakımından daha güçlü bir delil ortaya çıkabilir.
Sahte İsim Kullanmak Tek Başına Suçluluğu Gösterir mi?
Hayır.
Çağrı merkezlerinde personelin farklı isim kullanmasının birçok sebebi olabilir.
Ancak sahte isim kullanımı diğer gizlilik tedbirleriyle birlikte değerlendirilirse farklı bir anlam kazanabilir.
Çalışan gerçek kimliğini müşterilerden özellikle gizliyor mu?
Şirket çalışanların birbirinin gerçek ismini bilmesini engelliyor mu?
Telefonların ofise sokulması yasak mı?
Şirket içi haberleşmede kod isim kullanılıyor mu?
İş yerinde çalışanlara güvenlik güçleriyle karşılaşmaları halinde ne söyleyecekleri öğretilmiş mi?
Bütün bunlar organizasyonun suç kastının bilinip bilinmediğinin değerlendirilmesinde kullanılabilir.
Fakat hiçbir delil tek başına bütün dosyanın sonucunu belirlememelidir.
Hangi Durumlarda Çağrı Merkezi Çalışanı Beraat Edebilir?
Bu dosyalarda beraat ihtimalinin özellikle alt kademedeki çalışanlar yönünden ciddi biçimde tartışılması gerektiğini düşünüyorum.
Örneğin kişinin;
şirketin gerçek faaliyetinin dolandırıcılık olduğunu bilmemesi,
müşterilere gerçeğe aykırı herhangi bir beyanda bulunduğunun ispatlanamaması,
para transferleriyle bağlantısının bulunmaması,
müşteri hesaplarına müdahale yetkisinin bulunmaması,
CRM sistemi içerisinde sadece sınırlı yetkiye sahip olması,
mağdur beyanlarında adının geçmemesi,
telefon görüşmelerinde hileli davranışının tespit edilememesi,
örgüt yöneticileriyle suç ilişkisini gösteren irtibatının bulunmaması,
suç gelirinden pay aldığına ilişkin delil bulunmaması,
kısa süreyle şirkette çalışması,
iş ilanı üzerinden normal bir iş olduğunu düşünerek işe girmesi,
şirketin yasa dışı faaliyetini öğrendikten sonra ayrılması
gibi durumlar beraat değerlendirmesi bakımından son derece önemlidir.
Burada özellikle suç kastının ortaya konulması gerekir.
Ceza hukukunda bilmeden çalışmakla bilerek dolandırıcılık organizasyonunun parçası olmak arasında çok büyük fark vardır.
İşe Yeni Giren Bir Çalışanın Durumu
Örneğin kişi bir internet sitesindeki İngilizce veya başka bir yabancı dil bilen personel ilanına başvurmuş olsun.
Şirkete girmiş.
Kendisine bir masa verilmiş.
Üç gün eğitim almış.
Beşinci gün polis operasyonu yapılmış.
Bu kişinin diğer çalışanlarla aynı hukuki statüye konulması kanaatimce ciddi bir hata olur.
Ne öğrendiği, ne bildiği ve ne yaptığı araştırılmalıdır.
Beş günlük çalışanla iki yıldır ekip yöneten kişinin aynı örgüt şemasında yan yana gösterilmesi bireysel ceza sorumluluğu ilkesi açısından yeterli değildir.
Şirketin Yasal Olduğunu Düşünen Çalışanın Durumu
Bu da önemli bir savunma alanıdır.
Şirketin vergi kaydı olabilir.
Ofisi olabilir.
Çalışanlara SGK yapılmış olabilir.
Maaşlar banka üzerinden ödenmiş olabilir.
Kurumsal bir internet sitesi bulunabilir.
İşe alım normal insan kaynakları süreçleri üzerinden yapılmış olabilir.
Böyle bir yapıda işe başlayan kişinin ilk günden itibaren suç örgütüne katılma kastıyla hareket ettiğini kabul etmek kolay değildir.
Savcılığın bu kişinin hangi aşamada faaliyetin suç olduğunu öğrendiğini ve öğrendikten sonra ne yaptığını ortaya koyması gerekir.
Yabancı Uyruklu Çalışanların Durumu
Bu soruşturmalarda çok sayıda farklı ülke vatandaşının bulunması ayrıca değerlendirilmelidir.
Kişi Türkiye’ye yalnızca çalışmak için gelmiş olabilir.
İş ilanını başka bir ülkede görmüş olabilir.
Şirket kendisine çalışma ve konaklama imkanı sağlamış olabilir.
Bu kişi açısından Türkiye’deki şirketlerin arka planını bilip bilmediği ayrıca araştırılmalıdır.
Diğer taraftan kişinin özellikle daha önce benzer şirketlerde çalışmış olması, farklı ülkelerde aynı organizasyonla beraber hareket etmesi veya şirketten şirkete aynı yönetici grubuyla geçmesi ise farklı bir değerlendirmeye yol açabilir.
İsrail Bağlantısı Ceza Sorumluluğunu Değiştirir mi?
Hayır.
Bir kişinin İsrail vatandaşı olması veya İsrail bağlantılı kişilerle çalışması tek başına ceza sorumluluğunun unsuru değildir.
Ceza hukukunun ilgilendiği konu milliyet değil fiildir.
Soruşturmadaki İsrail bağlantısının önemi organizasyonun yönetim ve finansman ağının ortaya çıkarılması bakımındandır.
Gerçek şirket sahiplerinin, nihai faydalanıcıların ve üst yönetimin Türkiye dışında bulunması uluslararası adli yardımlaşma, Interpol kayıtları, para transferleri ve yabancı ülkelerdeki şirket ilişkileri açısından önemli hale gelebilir.
Ancak hiçbir kişi uyruğu veya milliyeti nedeniyle suçlu kabul edilemez.
İzinsiz Forex Faaliyeti Ayrı Bir Suç Oluşturabilir mi?
Forex faaliyetinin bir başka önemli boyutu Sermaye Piyasası Kanunudur.
Türkiye’de yerleşik kişilere yönelik kaldıraçlı işlem hizmetleri ancak yetkili kuruluşlar üzerinden gerçekleştirilebilir.
Yetkisiz şekilde forex faaliyeti yürütülmesi halinde 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında ayrıca ceza sorumluluğu gündeme gelebilir.
Burada dolandırıcılık suçundan farklı bir tartışma vardır.
Bir faaliyet gerçekten forex işlemi olabilir fakat gerekli izin bulunmayabilir.
Başka bir olayda ise görünürde forex faaliyeti varmış gibi gösterilir ancak gerçekte hiçbir yatırım işlemi yapılmıyor olabilir.
Bu iki durum hukuken birbirinden ayrılmalıdır.
Dolandırıcılık mı, İzinsiz Forex Faaliyeti mi?
Bu ayrımı özellikle önemli buluyorum.
Bir şirket lisanssız olabilir ama müşterinin parasını gerçekten piyasada işlem yaptırıyor olabilir.
Burada sermaye piyasası mevzuatına aykırılık gündeme gelebilir.
Fakat şirket müşteriden para alıyor, hiçbir gerçek yatırım yapmıyor ve sadece sahte bir ekranda kazanç gösteriyorsa artık mesele yalnızca lisanssız forex faaliyeti değildir.
Dolandırıcılık tartışması ön plana çıkar.
Bu nedenle savunma ve iddia makamı öncelikle sistemin gerçekten yatırım yapıp yapmadığını teknik olarak ortaya koymalıdır.
Forex ve Kripto Dolandırıcılığı Dosyalarında Savunma Nasıl Yapılmalı?
Bu kadar büyük dosyalarda en yanlış savunma yöntemi genel cümlelerle müvekkilin suçsuz olduğunu söylemek olur.
Dosyanın teknik olarak parçalanması gerekir.
Ben olsam savunmayı birkaç ana başlık üzerinden kurarım.
Önce müvekkilin şirketteki gerçek pozisyonunu belirlerim.
Sonra CRM kayıtlarını incelerim.
Ardından müşteri görüşmelerini ayırırım.
Müvekkilin bağlantılı olduğu mağdurları tespit ederim.
Para hareketlerini incelerim.
Maaş ve prim sistemine bakarım.
Üst yönetimle görüşmelerini çıkarırım.
Dijital materyaller içerisindeki mesaj kayıtlarını incelerim.
Şirket içerisinde ne kadar süre çalıştığını belirlerim.
Daha sonra örgüt üyeliği yönünden ayrı, dolandırıcılık yönünden ayrı, SPK mevzuatı yönünden ayrı ve varsa aklama suçu yönünden ayrı savunma kurarım.
Bunların hepsini tek bir başlık altında değerlendirmek doğru değildir.
Soruşturmanın En Büyük Hukuki Sorunu Ne Olacak?
Kanaatimce bu dosyalardaki en önemli sorun organizasyonun suçlu olduğunun ortaya konulmasından çok, organizasyon içerisindeki bireysel sorumlulukların doğru belirlenmesi olacaktır.
Çünkü yüzlerce kişinin aynı anda gözaltına alındığı bir soruşturmada kolluk doğal olarak önce büyük resmi ortaya çıkarmaya çalışır.
Fakat mahkumiyet büyük resim üzerinden kurulamaz.
Bir kişinin suç örgütünün bulunduğu binada olması başka şeydir.
Bu örgütün üyesi olması başka şeydir.
Bir kişinin forex şirketinde çalışması başka şeydir.
Müşteriyi bilerek aldatarak parasını sisteme sokması başka şeydir.
Bir kişinin şirketten maaş alması başka şeydir.
Suç gelirinden pay alması başka şeydir.
Bu ayrımlar yapılmadığında toplu soruşturma bireysel ceza sorumluluğunun önüne geçer.
Ceza yargılamasında ise tam tersinin yapılması gerekir.
Önce kişi.
Sonra eylem.
Sonra delil.
En son hukuki nitelendirme.
Sonuç
İsrail bağlantılı olduğu belirtilen uluslararası forex ve kripto para soruşturmalarının Türkiye’de önümüzdeki dönemde oldukça kapsamlı ceza davalarına dönüşmesi muhtemel görünüyor.
Dosyalarda nitelikli dolandırıcılık, suç örgütü, örgüt üyeliği, Sermaye Piyasası Kanununa muhalefet ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçlarının birlikte tartışılması mümkündür.
Ancak yüzlerce kişinin bulunduğu bir organizasyonda herkesin aynı ceza sorumluluğuna sahip olduğunu kabul etmek mümkün değildir.
Organizasyonu kuran kişiyle çağrı merkezinde birkaç hafta çalışan personel aynı değildir.
Müşterinin parasını yöneten kişiyle yalnızca teknik destek sağlayan personel aynı değildir.
Gerçeği bilerek müşteriyi tekrar para yatırmaya ikna eden kişiyle şirketin gerçek faaliyetinden habersiz şekilde işe başlayan çalışan aynı değildir.
Bu nedenle özellikle çağrı merkezi çalışanları bakımından yapılması gereken şey örgüt şemasının içerisinde bir isim aramak değil, o ismin arkasındaki eylemi ortaya çıkarmaktır.
Ben bu tür dosyalarda savunmanın merkezine tam olarak bunu koyuyorum.
Müvekkil gerçekten ne yaptı?
Hangi mağdurla görüştü?
Ne söyledi?
Paraya dokundu mu?
Hileyi biliyor muydu?
Organizasyonun suç amacıyla kurulduğunu biliyor muydu?
Yöneticilerden suç işlemeye yönelik talimat aldı mı?
Suçtan menfaat elde etti mi?
Bunların cevabı somut delillerle ortaya konulmadan yalnızca aynı iş yerinde çalışmış olmak üzerinden mahkumiyet kurulması ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesiyle bağdaşmaz.
Forex ve kripto para dolandırıcılığı soruşturmaları teknik olarak karmaşık dosyalardır. Fakat dosya ne kadar büyük olursa olsun ceza hukukunun temel kuralı değişmez.
Her şüphelinin eylemi ayrı ayrı ispatlanmalıdır.