Hürriyet Mahallesi, Kız Kalesi Sokak No:3 İç Kapı: 2, 34403 Kâğıthane/İstanbul
trenfrdearruroja

Öldürmeye Teşebbüse Azmettirme Mümkün müdür?

08.10.2026
Öldürmeye Teşebbüse Azmettirme Mümkün müdür?

Bir yargılama sırasında, öldürmeye teşebbüse azmettirmenin mümkün olmadığı yönünde bir görüşle karşılaştım. Bu görüşün hangi gerekçeyle ileri sürüldüğü elbette önemlidir. Ancak genel bir hukuki önerme olarak ifade edildiğinde, Türk Ceza Kanunu’nun teşebbüs ve iştirak hükümleriyle bağdaşmadığı kanaatindeyim.

Tartışmanın düğümlendiği nokta, azmettirenin neyi istediği ile failin fiilen neyi gerçekleştirdiği arasındaki ilişkidir. Azmettiren, mağdurun öldürülmesini istemiş olabilir. Fail de bu doğrultuda öldürme kastıyla harekete geçmiş, ancak ölüm gerçekleşmemiş olabilir. Böyle bir durumda, azmettirenin ölüm neticesini istemiş olması, teşebbüs aşamasında kalan öldürme fiiline iştirakten sorumlu tutulmasını engeller mi?

Bana göre engellemez. Çünkü öldürmeye teşebbüse azmettirme, azmettirenin mutlaka sonuçsuz kalacak bir saldırı tasarlaması demek değildir. Öldürülmesi istenen kişinin hayatta kalması, gerçekleştirilen fiilin hukuki niteliğini ve buna bağlı iştirak sorumluluğunu etkiler.

Azmettiren öldürmeyi istemişse neden teşebbüsten sorumlu olur?

İlk bakışta şöyle bir itiraz ileri sürülebilir: A, B’yi bir kişiyi öldürmeye azmettirmiştir. A’nın istediği öldürmeye teşebbüs edilmesi değil, öldürmenin tamamlanmasıdır. O hâlde A nasıl öldürmeye teşebbüse azmettiren olarak sorumlu tutulabilir?

Bu itiraz, teşebbüsü, failin başlangıçta ayrıca seçmesi gereken bir sonuç gibi ele alır. Oysa teşebbüste failin kastı suçun tamamlanmasına yöneliktir. Fail öldürmek ister; elverişli hareketlerle doğrudan icraya başlar, fakat elinde olmayan nedenlerle ölüm gerçekleşmez. Fiilin teşebbüs aşamasında kalması, öldürme kastının bulunmadığını göstermez.

Azmettiren bakımından da aynı ayrım geçerlidir. A’nın amacı ölümün gerçekleşmesi olabilir. B’nin bu amaç doğrultusunda gerçekleştirdiği saldırının sonuçsuz kalması, A’nın fiille kurduğu iştirak bağını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Burada A’ya isnat edilen, B’de yalnızca “teşebbüs etme düşüncesi” oluşturması değildir. A’nın oluşturduğu öldürme kararının, B tarafından teşebbüs aşamasına ulaşan bir fiille uygulanmasıdır.

TCK’nin 35, 38 ve 40. maddeleri birlikte okunmalıdır

Bu meselenin yalnızca azmettirmeyi düzenleyen hüküm üzerinden çözülemeyeceğini düşünüyorum.

TCK’nin 35. maddesi suçun teşebbüs aşamasında kalmasının şartlarını, 38. maddesi azmettirenin sorumluluğunu düzenler. İştirak sorumluluğunun bağlanacağı fiilin hangi aşamaya ulaşması gerektiğini ise 40. madde belirler. Özellikle 40. maddenin üçüncü fıkrası, iştirak sorumluluğu için asıl suçun teşebbüs aşamasına ulaşmasını yeterli görür. Tamamlanmış bir suçun bulunmasını zorunlu tutmaz. Türk Ceza Kanunu – Adalet Bakanlığı

Bu düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesinden çıkardığım sonuç açıktır: Teşebbüs aşamasında kalan bir öldürme fiiline azmettiren sıfatıyla iştirak mümkündür.

Aksinin kabulü, failin öldürmeye teşebbüsten sorumlu tutulduğu bir olayda, onda öldürme kararını oluşturan kişinin sırf ölüm gerçekleşmediği için iştirak sorumluluğunun dışında bırakılması anlamına gelir. Bağlılık kuralı böyle bir sonuç gerektirmez.

Suç kararı oluşmuş, fakat icraya başlanmamışsa

A’nın, B’yi C’yi öldürmeye ikna ettiğini düşünelim. B, A’nın etkisiyle öldürme kararı alsın; ancak bu kararı uygulamaya başlamasın.

Bu aşamada, suç işleme kararının oluşması ile suçun icrasına başlanması birbirinden ayrılmalıdır. B’nin zihninde öldürme kararının kesinleşmesi, öldürme suçunun teşebbüs aşamasına ulaştığı anlamına gelmez.

A’nın telkinleri B üzerinde etkili olmuş olsa bile, asıl fiil henüz gerekli aşamaya ulaşmamıştır. Dolayısıyla A’nın öldürmeye teşebbüse azmettiren olarak cezalandırılmasının şartları oluşmaz.

Böyle bir olayı doğrudan “azmettirmeye teşebbüs” diye adlandırmak da meseleyi açıklamaya yetmez. Çünkü B’de suç kararı gerçekten oluşmuşsa, ikna faaliyeti sonuç vermiştir. Eksik olan, B’nin öldürme suçunun icrasına başlamasıdır.

Kanaatimce burada iki ayrı soru sorulmalıdır: A, B’de öldürme kararı oluşturmuş mudur? B, bu karar doğrultusunda öldürme suçunun icrasına başlamış mıdır? İlk soruya olumlu cevap verilmesi, ikinci sorunun yerine geçmez.

Fail öldürme kastıyla ateş etmiş, mağdur hayatta kalmışsa

Aynı örnekte B’nin, A tarafından oluşturulan öldürme kararı doğrultusunda C’ye öldürme kastıyla ateş ettiğini düşünelim. C, atışın isabet etmemesi veya zamanında yapılan tıbbi müdahale gibi B’nin iradesi dışındaki bir nedenle hayatta kalsın.

Diğer şartların da bulunması hâlinde B’nin fiili kasten öldürmeye teşebbüstür. A’nın sorumluluğu da bu fiile azmettiren olarak katılması üzerinden belirlenir.

Bu durumda doğru hukuki nitelendirme, kasten öldürmeye teşebbüse azmettirme olacaktır. Temel öldürme hâli bakımından TCK’nin 81, 35 ve 38. maddeleri birlikte uygulanır; nitelikli hâllerin bulunduğu olaylarda ise ilgili şartlar ayrıca incelenir. Türk Ceza Kanunu – Adalet Bakanlığı

A’nın öldürmenin tamamlanmasını istemiş olması bu sonucu değiştirmez. Teşebbüs aşamasındaki saldırı, A’nın oluşturduğu öldürme kararının uygulanmasıdır. Ölümün gerçekleşmemesi, bu bağlantıyı silmez.

Azmettirmeye teşebbüs ile öldürmeye teşebbüse azmettirme arasındaki fark

Bu iki kavramın birbirine karıştırılması, tartışmayı yanlış yere taşır.

A, B’yi öldürmeye ikna etmeye çalışmış; ancak B bu kararı hiç almamış olabilir. Burada sonuçsuz kalan, azmettirme girişimidir. Böyle bir girişim, sırf genel teşebbüs hükmüne dayanılarak öldürmeye iştirak kapsamında cezalandırılamaz.

Buna karşılık A, B’de öldürme kararı oluşturmuş ve B bu karar doğrultusunda öldürmenin icrasına başlamışsa farklı bir durum vardır. Bu kez azmettirme etkisini göstermiş, öldürme fiili ise tamamlanamamıştır.

Dolayısıyla birinde azmettirme çabasının başarısızlığı, diğerinde azmettirilen suçun teşebbüs aşamasında kalması söz konusudur.

Öldürmeye teşebbüse azmettirmede, teşebbüs hükümlerinin uygulandığı fiil öldürmedir. Azmettirenin bu fiile katılımı ise azmettirme hükümleriyle değerlendirilir.

Sorumluluk için azmettirme ilişkisi ayrıca ispatlanmalıdır

Öldürmeye teşebbüse azmettirmenin hukuken mümkün olması, her olayda azmettirme bulunduğu anlamına gelmez.

A’nın söz veya davranışlarının B’de öldürme kararını oluşturduğunun somut delillerle ortaya konulması gerekir. Taraflar arasındaki yakınlık, mağdurla yaşanan husumet veya saldırı öncesindeki bir görüşme, tek başına bu sonuca ulaşmak için yeterli değildir.

B zaten öldürmeye kesin olarak karar vermişse, A’nın sonradan bu kararı desteklemesi aynı fiil bakımından azmettirme olarak kabul edilemez. Katkının niteliğine göre yardım etme hükümleri tartışılabilir.

Ayrıca B’nin saldırısının öldürme kastıyla gerçekleştirildiği ve A’nın kastının da bu fiili kapsadığı belirlenmelidir. Yaralamaya yönelik bir telkin ile öldürmeye yönelik bir telkin aynı değildir. Failin gerçekleştirdiği her hareket, yalnızca aralarındaki ilişkiye dayanılarak diğer kişiye yüklenemez.

Bu nedenle hukuki imkân ile somut olayda ispat meselesini ayrı tutuyorum. Öldürmeye teşebbüse azmettirme mümkündür; fakat azmettiren sıfatıyla mahkûmiyet, bu ilişkinin kanıtlanmasını gerektirir.

Sonuç: Ölümün gerçekleşmesi iştirak sorumluluğunun ön şartı değildir

Öldürmeye teşebbüse azmettirmenin mümkün olmadığı yönündeki genel görüşe katılmıyorum. Azmettirenin öldürmenin tamamlanmasını istemesi ile failin fiilinin teşebbüs aşamasında kalması arasında hukuki bir çelişki yoktur.

A, B’de öldürme kararı oluşturmuş; B ise henüz icraya başlamamışsa, öldürmeye iştirak bakımından cezalandırılabilirlik eşiği aşılmamıştır. Buna karşılık B, bu karar doğrultusunda öldürme kastıyla elverişli hareketlerle doğrudan icraya başlamış ve ölüm iradesi dışındaki nedenlerle gerçekleşmemişse, A’nın öldürmeye teşebbüse azmettiren olarak sorumluluğu doğabilir.

Bana göre belirleyici olan, A’nın “yalnızca teşebbüs edilmesini” isteyip istemediği değildir. Belirleyici olan, A’nın oluşturduğu öldürme kararının, onun kastı kapsamında kalan ve teşebbüs aşamasına ulaşan bir öldürme fiiline dönüşüp dönüşmediğidir.

 

Yazar: Av. Tevfik Yıldırım

Ziyaretçi Yorumları

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Bir Yorum Yazın

Hukuki Danışmanlık Ücretlidir. İletişim ve Randevu için arayabilirsiniz.