Hürriyet Mahallesi, Kız Kalesi Sokak No:3 İç Kapı: 2, 34403 Kâğıthane/İstanbul
trenfrdearru

Göz Ameliyatı Estetik Tazminat Davası

Göz Ameliyatı Estetik Tazminat Davası

Günümüzde no-touch lazer ve bunun gibi yeni lazer tekniklerle göz ameliyatı yapılmaktadır.  Bu ameliyatlar sonucunda istenilen sonuçlar olmaması halinde dava hakkının olduğunu söylemeliyiz. Bu kararlara ilişkin Yargıtay kararları aşağıda paylaşacağım.

 

 

İlgili Makaleler:

13. Hukuk Dairesi         2016/24615 E.  ,  2019/12860 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR

Davacı, gözlerinde yüksek derecede hipermetrop ve astigmat rahatsızlığının olduğunu, küçük yaşlarından itibaren gözlük ve lens kullandığını, davalı Dr. … tarafından muayane edildiğini, davacı, davalı doktora aile geçmişinden ve diğer aile bireylerinin laser operasyonu olamadıklarından bahsederek, kendisine başarılı bir operasyon yapılıp yapılmayacağını özellikle sorduğunu, davacının 08/06/2014 tarihinde davalı hastanenin Altunizade şubesinde davalı doktor tarafından ameliyat edildiğini, ameliyat sonrası yapılan tespitlerde vaadedilenin aksine gözlerinin düzelmediğini ve gözünün lens ya da gözlük ile de çözümlenmeyecek şekilde bulanık bir şekilde görüşe mahkum edildiğini, bunun akabinde davacının davalı doktora yeniden muayene olduğunu ve davalı doktorun da ameliyat neticesinin bu şekilde sonuçlandığını, bu sonuçtan üzüntü duyduğunu, ancak durumu düzeltmek için de elinden herhangi bir şey gelmediğini beyan ettiğini, davacının davalı hastanede meydana gelen ameliyat nedeniyle fayda görmediği ve bu ameliyat giderlerinin iadesini, ayrıca diğer ilave muayene, tetkik ve başarısız ameliyat nedeniyle telafisi güç manevi zarara uğradığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL maddi ve 150.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davalı hastane ve davalı doktorun özen yükümlülüğüne aykırı davranması iddiası nedeniyle istenilen maddi – manevi tazminata ilişkindir. Davanın temeli vekillik sözleşmesi olup, özen borcuna aykırılığa dayandırılmıştır.(BK 386-390)(TBK 502.506) Vekil, vekalet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı iş ve işlemlerin, davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan dolayı sorumludur. Mesleki iş gören vekil özenle davranmak zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur (BK 321/1 md)(TBK 400). O nedenle hemşire ve hastanenin meslek alanı içinde olan bütün kusurları hafif de olsa sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Vekil, hastanın zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumunun gerektirdiği önlemleri eksiksiz bir şekilde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa bir tereddüt doğuran durumlarda, bu tereddütü ortadan kaldıracak araştırmaları yapmak ve bu arada da koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında bir seçim yapılırken, hastanın ve hastalığın özellikleri göz önünde tutulmak, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınmak ve en emin yol seçilmek gerekir. Gerçekten de müvekkil (hasta) mesleki bir iş gören vekilden, tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat beklemek hakkına sahiptir. Gereken özen görevini göstermeyen vekil, BK 394/1(TBK 510) maddesi hükmü uyarınca, vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. Aynı hususlar adam çalıştıran sıfatı ile doktorun görev yaptığı … kuruluşları için de geçerlidir.
Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya bakılacak olursa; yargılama sırasında Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas kurulundan alınan raporun sonuç kısmında “…Kişinin yakını net görememe şikayetiyle Özel Dünya Göz Tıp Merkezine başvurduğu, 08.06.2013 tarihinde aynı merkezde lazer operasyonu yapıldığı, operasyon sonrası göz kuruluğu şikayetlerinin geliştiği, göz yaşı damlası önerildiği, kontrollere çağırıldığı ve takiplerinin yapıldığı, sonraki takiplerinde sağda daha yoğun ve solda minimal olmak üzere bilateral punktat epitelyopati tespit edildiği, suni gözyaşı, düşük doz steroid, antibiyotik damla, teröpatik kontakt lens kullanılarak epitelyopati durumunun düzeltilmeye çalışılmasının tıp kurallarına uygun olduğu, fakat kişide göz kuruluğu ve epitelyopati durumunun dirençli ve değişken olduğunun anlaşıldığı ve gösterilen tüm özene rağmen uygulanan tedavilere yanıt vermediği, göz kuruluğu ve epitelyopati durumunun refraktif cerrahilerden sonra ortaya çıkabilen ve önlenemeyen bir komplikasyon olduğu, dolayısıyla ilgili hekime atfı kabil kusur tespit edilmediği, hastanın usulune uygun bilgilendirilip bilgilendirilmediği konusunun hukuksal değerlendirmelerle açıklığa kavuşturulmasının mahkemenizin taktirinde bulunduğu” tespiti bildirilmiştir. Davacının bilirkişi raporuna itirazında, davacıdaki mevcut maluliyet oranının belirlenmediği, raporun kusur tespitini de kabul etmediklerini, ayrıca davalılar tarafından aydınlatılmış onam yükümlülüğünün yerine getirilmediği beyan edilmiştir. Mahkemece, davacının rapora itirazları karşılanmadan hüküm tesis edilmiştir. O halde, Mahkemece; üniversiteden, davacıya yapılan işlem hakkında bilgilendirilip bilgilendirmediği hususunun da değerlendirilerek, davacının itirazlarını karşılayan, konusunda uzman, akademik kariyere sahip 3 kişilik bilirkişi kurulundan, davalıların gerekli özen ve dikkate gösterip göstermediği, yapılan işlemlerin tıp bilimi açısından yeterliliği tıbbın gerek ve kurallarına göre olayda davalıların sorumluluğunu gerektirecek ihmal ve hata bulunup bulunmadığı hususlarını gösteren, nedenlerini açıklayıcı, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınmak suretiyle hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekmektedir. Mahkemece, değinilen bu yön gözardı edilerek eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davacı yararına BOZULMASINA, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19/12/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.


Ziyaretçi Yorumları

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Hukuki Danışmanlık Ücretlidir. İletişim ve Randevu için arayabilirsiniz.