iletisim mouse ev zar soru video kullanici pdf yildiz istatistik sozlesme destek1 telefon deney menu kampanya klasor urun ampul gulenyuz bilgi sunum bina kurumsal arti kalp yorum bilim duyuru sepet liste monitor takvim ceptelefonu whatsapp gazete foto ayar canta anlasma cuzdan saat para nakliye konum tamir alinti dunya elmas ok destek2
Hürriyet Mahallesi, Kız Kalesi Sokak No:3 İç Kapı: 2, 34403 Kâğıthane/İstanbul
trenfrdearruroja

HAGB Kararı Sonrası Denetim Süresinde Uyuşturucu Bulundurmak HAGB Kararını Bozar mı?

HAGB Kararı Sonrası Denetim Süresinde Uyuşturucu Bulundurmak HAGB Kararını Bozar mı?

Kasten işlenmiş bir suçtan ötürü yargılama yapılan kişi hakkında verilen HAGB kararı sonrası 5 yıllık denetimli serbestlik tedbiri uygulaması yapılmaktadır. HAGB’nin uygulamasına ilişkin diğer makalelerimizde detaylandırdığımız yazılarımız bulunmaktadır. Ancak bu yazıda HAGB kararı sonrası denetimde bulunan kişinin ilk kez uyuşturucu madde bulundurması HAGB kararının açıklanmasına sebebiyet vermeyecektir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2016/350 E. 2019/49 Karar 24.01.2019 tarihli vermiş olduğu kararda sanığın denetim süresi içinde ilk uyuşturucu bulundurmuş olmasını ihlal sebebi ve ihbar sebebi olarak görmemiştir.

TCK’nın 5560 sayılı Kanun’un 7. maddesiyle değişik 191. maddesinin gerekçesinde; “…Bunun ifade ettiği anlam şudur: Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak suçundan dolayı hakkında kamu davası açılmış olan sanıkla ilgili olarak cezaya hükmetmeden tedavi ile birlikte denetimli serbestlik tedbirine ya da sadece denetimli serbestlik tedbirine karar verilmesi halinde, açılmış olan kamu davası derdest olmaya devam etmektedir…” denilmek suretiyle, sanıkla ilgili olarak cezaya hükmedilmeden önce tedavi ile birlikte denetimli serbestlik tedbirine ya da sadece denetimli serbestlik tedbirine karar verilmesi halinde, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da, şartın gerçekleşmesini beklemek üzere verilen ve 5271 sayılı CMK’nın 223. maddesinin sekizinci fıkrasında itiraza tabi olduğu belirtilen durma kararında olduğu gibi, davanın esasının çözülmediği ve açılmış olan kamu davasının derdest olmaya devam ettiği belirtilmiştir.
Nitekim, TCK’nın 191. maddesinin ikinci fıkrasına, 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6217 sayılı Kanun’un 20. maddesi ile; “Bu karar, durma kararının hukuki sonuçlarını doğurur.” cümlesi eklenmek suretiyle anılan Kanun’un 191. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilen kararların hukuki niteliğine ilişkin uygulamada yaşanan tereddütler giderilmiş, bu husus 6217 sayılı Kanun’un 20. maddesinin gerekçesinde de “Maddeyle Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinin ikinci fıkrasında değişiklik yapılarak uygulamada ortaya çıkan sorunların çözümlenmesi amaçlanmaktadır.” şeklinde açıklanmış olup bu anlamda TCK’nın 5560 sayılı Kanun’un 7. maddesi değişik 191. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin kararlar kesinleşmiş mahkûmiyet hükmü niteliğinde bulunmadığından failin kasten yeni bir suç işlediğinden bahsedilemeyecek ve 5320 sayılı Kanun’a 6545 sayılı Kanun’un 85. maddesiyle eklenen geçici 7. maddenin birinci fıkrası uyarınca uygulanmasına devam olunan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranılması halinde ise tedbirin sonunda TCK’nın 5560 sayılı Kanun’un 7. maddesi ile değişik 191. maddesinin beşinci fıkrası ve CMK’nın 223. maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca düşme kararı verilecektir.

TCK’nın 5560 sayılı Kanun’un 7. maddesiyle değişik 191. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilen tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin kararın soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da, şartın gerçekleşmesini beklemek üzere verilen ve 5271 sayılı CMK’nın 223. maddesinin sekizinci fıkrasında itiraza tabi olduğu belirtilen durma kararında olduğu gibi, davanın esasını çözmeyen bir karar olduğu, kesinleşmiş mahkûmiyet hükmü niteliğinde olmadığı, açılmış bulunan kamu davasının derdest olmaya devam ettiği, tedbirin gereklerini yerine getirmesi hâlinde sanık hakkında TCK’nın 5560 sayılı Kanun’un 7. maddesi ile değişik 191. maddesinin beşinci fıkrası ve CMK’nın 223. maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca düşme kararı verilmesi gerektiği, kaldı ki yapılan UYAP sorgulamasında Salihli Cumhuriyet Başsavcılığının 29.01.2014 tarihli ve 880 sayılı yazısından, 6545 sayılı Kanun’un yürürlük tarihinden önce sanık hakkındaki denetimli serbestlik tedbirinin infaz edilerek mahkemesine iade edildiğinin anlaşılması karşısında sanığın denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlediğinden bahsedilemeyeceği ve söz konusu karara dayanılarak hükmün açıklanmasına karar verilemeyeceği kabul edilmelidir.

 

İlgili Diğer Hukuki Makaleler:

 

Ziyaretçi Yorumları - 1 YORUM
  1. Emre dedi ki:

    Hocam merhabalar,
    İnternette tanışıp konuştuğum bi kız la aramızda 3 kerede cinsel konuşma geçti, 3 gün öncesinde kızın babası aradı ve aramızda geçen konuşmaları öğrendi arkadaşı olan Cumhuriyet savcısına şikayetçi olacağını söyledi yalnız sorun şurdaki ben babasının aradığı tarihe kadar kızın yaşını bilmiyordum fotoğraflarında 20-25 yaş izlenimi verdiği için de sorma gereği duymadım kız 13 yaşındaymış bunu bilsem asla konuşmazdım.
    Babası büyük ihtimalle İstanbul’da şikayetçi olacak ben başka bir ilde onun şikayetçi olup olmadığını veya soruşturma açıldığını öğrenebilir miyim. Ve böyle bir durumda ne yapmalıyım

Bir Yorum Yazın

Hukuki Danışmanlık Ücretlidir. İletişim ve Randevu için arayabilirsiniz.